I Create Soundscapes ile Soru/Cevap ve Son EP'si Sleep Swimming





Geçtiğimiz hafta son Ep'si Sleep Swimming'i salıveren I Create Soundscapes ile Salı günü Peyote'de sergilediği inanılmaz performans sonrasında sahne arkasında sıcağı sıcağına bir röportaj yapamadık ama yine de ona benzer bir şeyler oldu.


Naber?

İyiyim aslında. Okul sonrası boşluğun avantaj ve dezavantajlarını aynı anda yaşıyorum.

Kaç yaşındasın?

22

Ne kadar zamandır bu müziği icra ediyorsun?

ICS yaklaşık 3 senedir var.

Bana I Create Soundscapes’i 3 kelimede anlatır mısın?

Hevesli, değişken ve reverblü.

I Create Soundscapes için tek başına uğraşıyorsun, yani ben öyle biliyorum. Yanına adam almayı düşündün mü hiç?

Hep düşünüyorum aslında. Başından beri aklımda ama yanına adam almak demek aldığın adamla beraber müzik yapmak, yeni şeyler üretmek demek. Daha önce beraber çaldığım arkadaşlarım canlı performans sırasında yardımcı olmak için yanımdaydılar. Üretim sürecine kimseyi katmadım şimdiye kadar. Katamadım daha doğrusu. Birileriyle müzik yapmak şu ara en çok istediğim şey olabilir.

Her EP’de farklı bir olay dönüyor. Bana öyle geliyor ki şarkılarda ritmi arttırmaya başlamışsın ve sanki biraz daha karanlık güçler hakim. Benzetme işini sevmem ama örnek olarak son ürünün Sleep Swimming’te böyle biraz Sun Araw tandansı yakalamışsın. Giderek daha tropik bir ICS mi göreceğiz?

Sleep Swimming’de tropik bir hava var bence de. Ritm katmayı –özellikle canlı performans sırasında- seviyorum. Kayıtlar daha farklı oluyor. Odamda yere serilerek kayıt yaptığım için daha uzun, daha ağır şeyler çıkıyor genelde. Giderek daha tropik bir ICS olur mu bilmiyorum ama daha pis bir ICS olacağının garantisini verebilirim.

Konserler nasıl gidiyor bu sırada?

Konserler güzel gidiyor. Denemek istediğim farklı şeyler var canlı performans adına. Peyote o açıdan iyi bir yer. Kendimi baskı altında hissetmeden çalabiliyorum. İzlemeye gelenlerin çoğu arkadaşım olduğu için konserler genelde bayram günü gibi oluyor. Herkes toplanıyor falan. Küsler barışıyor...

Konser öncesi ve sonrası nasıl hissediyorsun? “Oh be! Üzerimden bir yük kalktı.” mı diyorsun yoksa işini bitirmiş olmanın haklı gururunu mu taşıyorsun?

İkisini aynı anda hissediyorum aslında. Üzerimden bir yük kalktığını inkar edemeyeceğim. Ama bir yandan da güzel vakit geçirdiğim için kendimi iyi hissediyorum. Ortaya çıkan şeyden memnunsam gururlu ve rahatlamış oluyorum.

Her konser daha çok insan görmeye başladık. Bu seni nasıl etkiliyor?

Ben çalarken izleyenlere pek bakmadığım için kaç kişi gelmiş dikkat etmiyorum. O yüzden izleyenlerin çokluğu performansımı pek etkilemiyor. Kalabalık olmasının şöyle bir dezavantajı olabiliyor bazen. İnsanlar sohbet ederlerken benim duymalarını istediğim şeyleri kaçırabiliyorlar. Konserleri ilk anından son anına kadar bir bütün olarak düşünüp tasarlıyorum. Bir bakıma albüm dinlemek gibi. İzleyici ile etkileşime çok açık değil aslında ICS performansları (en azından şimdilik). Bir topluluk deneyiminden çok kişisel deneyim yaratmaya çalışıyorum. İzole edici biraz.

Şarkılar nasıl ortaya çıkıyor? Seni besleyen şeyler neler?

Aklımda şarkılarla ilgili fikirler oluyor genelde. Çok planlamadan doğaçlama olarak demo kayıtlar almaya başlıyorum. Değiştirilmesi gerektiğini düşündüğüm çok önemli birşeyler varsa tekrar kaydediyorum. Eğer yoksa ilk kayıt yani demo, myspace’te de sunduğum kayıt oluyor. Şarkılar ortaya çıktıktan sonra üzerlerinde pek oynamıyorum. İlk kayıt genelde en güzeli oluyor. Şarkıları mükemmelleştirmeden sunmayı seviyorum.

Geçtiğimiz aylarda konsersiz bir turneye çıkmıştın. Dönüşünde İstanbul müzik sahnesi ve Madchester hadisesi hakkındaki benzerliklere değinerek yorumlar ve çözümlemelerde bulunmuştuk. Takipçilerimizle bunu paylaşabilir misin? Bu son 2-3 yıldır senin de büyük bir parçası olduğun yerli piyasada dönen oluşumları nasıl yorumluyorsun?

New York sahnesini kısa bir süreliğine de olsa gözlemledim iki ay önce. İstanbul ile kıyaslayıp İstanbul sahnesini yermek doğru değil kesinlikle ama örnek alıp değiştirebileceğimiz çok şey var. Konserler Peyote ve Arka Oda ile kısıtlı kalmamalı. Müziği icra eden, ya da sadece dinleyip destekleyen insanların yeni canlı performans alanları yaratması lazım. Bu bahsettiğim alanlar bar-kafe dışında sadece konser verilen döküntü yerler de olabilir. Resim çizen, fotoğraf çeken, video ile uğraşan, müzik yapan ya da herhangi bi şekilde bu tür alanlar dahilinde üretimde bulunmak isteyen herkesin dahil olabileceği ve ortaklaşa işlerin çıktığı bir platform yaratılması lazım mesela. İstanbulda hiç yok diyemeyiz ama çok kopuk, fazla pasif. İnsanların heyecan duyması ve birşeylere inanması lazım bütün bunların gerçekleşebilmesi için.

Ha, bir de basılı müziğe (kaset, cd, cd-r, plak) daha çok değer verilse ne kadar güzel olur mesela.

Yavru projelerinden Hey Rabies ve Heartsparxx’dan bahsedebilir misin?

Hey Rabies’in iki albümü de 1er günde kaydettiğim albümler. Hey Rabies materyalleri birkaç ay boyunca birikiyor. Bazen ICS demosu olarak kaydettiklerim Hey Rabies şarkısı oluyor. Sürekli uğraştığım bir proje değil yani. Daha dönemsel, birkaç ay arayla başına oturduğum birşey. Bence Heartsparxx bir enerji. Herkesin içinde bir Heartsparxx var.

Ciddi olarak ulaşmak istediğin bir nokta var mı yoksa gittiği yere kadar mı?

Ulaşmak istediğim bir nokta yok galiba bilmiyorum. Bağımsız bir plak şirketinden 45lik bastığım gün ICS ulaşabileceği en üst noktaya ulaşmış olur sanırım.

Müzikle uğraşıyor olmasan ne yapıyor olurdun?

Hiçbir fikrim yok.

Bu aralar hangi sanatçı/grupları dinlemektesin?

Oneohtrix Point Never, Ariel Pink’s Haunted Graffiti, Bill Callahan, The Magnetic Fields, Sibylle Baier, Lucky Dragons, Prince ve Neil Young.

Senin için 2009’un en iyi 5 albümü?

Sıralı değiller. 5ten çok daha fazla aslında ama senin hatrına:

Oneohtrix Point Never – Rifts

Ducktails – Landscapes

Girls - The Album

The Flaming Lips – Embryonic

Phoenix – Wolfgang Amadeus Phoenix

Megan Fox mu Angelina Jolie mi?

Angelina Jolie.

Buradan gizli hayranlarına söylemek istediklerin var mı?

Konserlere gelin. Ha bir de mailime birşeyler yollarlarsa çok sevinirim. cakmakciberk@gmail.com Herhangi bir şey olabilir.







Not: 18 adet özel basım I Create Soundscapes - Sleep Swimming cd'sinden bir adet elde etmek istiyorsanız, yarından itibaren Deform Müzik'e uğrayabilirsiniz. Ancak çabuk olmanızda fayda var, zira sadece 10 adet kaldı.

Fotoğraf: Belkıs Işık
Deform Müzik: Turnacıbaşı Cad. No: 45 Çukurcuma / Beyoğlu

9 Kişi Yaladı :

Adsız | 4 Ocak 2010 02:24

aşmış! bekle aşkitom, mailine bi şeyler göndericem. sıcak ve ıslak şeyler...

Cocteau Twins | 4 Ocak 2010 12:16

Teşekkürler Orçun, teşekkürler Berk.

Sağ olun lütfen.

eat your parents | 4 Ocak 2010 15:05

sen sağ ol tolga

Cocteau Twins | 5 Ocak 2010 11:04

Deform yerine aklım da Zero kalmış, dün gittim Zero'ya, anlattım durumu ve bana öylece baktı. Çok komikti : )

Berk'i tanıdığını, getirirse CD'leri, 1 tane ayıracağını söyledi.

Götür beni gittiğin yere dedim bende.

busker | 5 Ocak 2010 11:12

bende cd istiyorum bende. bana ne... bu deform tolganın götürdüğü yer mi bi de?
bu arada orçun izinden yürüyecem bekle beni;) anlarsın pek yakında:)

Cocteau Twins | 5 Ocak 2010 12:21

Gittiğimiz yer Onur.

Bekliyorum seni Mephisto önlerin de.

Enya'ların aşkına, geliveriyorum şaşkına.

busker | 5 Ocak 2010 15:09

eee... şey... ben o cdleri antakya da unuttum tolga üzülerek söylüyorum. daha doğrusu annemin kurbanı oldular, bavulu hazırlamıştım; daha doğrusu tıkıştırmıştım o da çıkartmış her şeyi ütülemiş filan cdleri de koymamış nedense. 20sinden sonraya kaldı, yani biraz daha bekleticem şit.

Cocteau Twins | 5 Ocak 2010 15:25

Devam..

eat your parents | 5 Ocak 2010 16:48

gün gelecek dertler bitecek

Yorum Gönder

.

.

Öpücük