hissiyat yumağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hissiyat yumağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
0 com

Maurizio Bianchi | Siegmar Fricke ‎– Stroma~Konkret (Monochrome Vision, 2006)





Tracklist

1 Keratoplastie (Für Transversale Magnetbandakzeleration, Sensorisches Klavier Und Konkrete Mechanik) 29:57

2 Distrofia Atonale (For Paralysed Aritmia, Nuclear Ambience And Anamorph Tone-Pigments) 11:15

3 Dissonanza Sclerotica (For Polineuropathic Surface, Piano Edematosa And Opaque Microsections) 23:53




Evdeydim..
Bugün, bilgisayarda, klasör düzenleme işlemine daha yeni girişmiştim ama öncesi; değerli bir arkadaşıma, bazı albümleri bana alması için, yurt dışı alışverişlerinde deneyimli de olduğundan Discogs'dan, diğer albümlerin yanında, bu albümü de istemiştim ama albümün sound içeriği hakkında neredeyse hiç bilgim yoktu ve kendi kendime sürprizler yapmayı seviyordum. Albümler, 1 ayda anca elime ulaştı ve şimdi dinleme zamanıydı. Kaldığımız yerden devam; bilgisayarda işlemleri yaparken, albümün müzik setinde çalmaya başlaması henüz çok yeniydi. 5 Dakika anca olmuştu ki; birden şuurumu yitirdiğimi farkettim! Gözlerim kapanıyor ve şuursuzca elim başka yöne, boynum da yana kayıyordu.. Bunu farketmem, bir süre sonra olacaktı. Daha sonra, gözlerimi çok iyi açamadığımı ve açmaya çalıştıkça kapandığını farkettim. Albüm, hiç durmadan devam ediyordu..
Yataktaydım..
Kısa bir süre sonra, albümün beni iyice içine çektiğini ve bir nevi, trans haline soktuğunu farkettim.. Pause yada stop yapamıyor ve beynime bir şeylerin çakıldığı hissiyatı gitmiyordu.. Kendime geldiğim de yada biraz olsun kendime geldiğimde, yataktaki her şeyi yere bıraktım ve kendimi de yatağa.. Gözlerim ve bedenim aşağıya doğru akıyor gibiydi sanki.. Halüsülasyon şeklinde rüyalar görmeye başladım ve bir yandan da albüm kulaklarımda gelip, gidiyordu.. Sesler, bir boşluktan yankılanıyor gibiydi ve devam etti.. Tamamen kendime geldiğim de, albüm, neredeyse bitmek üzereydi ve yataktan kalkamadan, öylece, müzik setinden gelen sesleri dinledim.. Hipnotikleştirilmiş bir tutam zevceydim .. evet; gülmeyin.

1955, İtalya doğumlu Maurizio Bianchi ve 1968, Almanya doğumlu Siegmar Fricke'nin bir ortak yapımı bu albümü, Rus müzik yapım şirketi olan Monochrome Vision, 30 Aralık Cumartesi, 2006 tarihinde, sınırlı sayı da; dünya geneline 500 tane olarak tasarladı ve bu albümün, orjinal 1 kopyası da bende.. Mutluyum.
Albümü, 3. defa dinlediğim de farkettim ki; toplam 3 track olan bu albümde ki favorim, sanırım hepsi.. Çünkü, albümde ki 3 kayıtta, ortak ama ayrı bir dünyaya sokuyor beni. Huzursuz bir huzur bu! Kesinlikle böyle..
Şunu söylemem gerek; albüm, pek çoğunuza göre değil.. Daha 5. dakikada, dinlemeyi kesebilir ve sinirlerinizin boşaldığını, ayak tırnak uçlarınıza doğru hızla ilerlediğini ve boğulduğunuzu hissedebilirsiniz. Hatta, eğer CD formatını gaza gelip, dinlemeden bir şekilde edinirseniz de, 5. dakika sonrası CD'yi ortadan ayırmak,müzik setinize kafa atmak ve kendinizi duvarlara çarpa isteğiniz de oluşabilme ihtimalleri arasında olduğunu söyleyeyim.. Deneysellikte, açık ara 1. gelen albümler bile size tırıst geliyorsa, o zaman sorun yok.. Çok fazla Experimental albüm dinledim bu zamana kadar ama bunun tadı bir başka gerçekten.. Anlatmak istediklerimin hepsinden yarısı bu kadar. Merak edenler, zaten yolu bir şekilde bulur. 
Bu, yazı kendime bir notttur.

Ölümcül yanının güzelliğini hissedebilenlere; el sallamalarım tavan.
0 com

Freescha - Slower Than Church Music (Attack 9, 2002)


Kaliforniyalı iki arkadaş Nick Huntington ile Michael McGroarty'den oluşan "indie electronic" grubu Freescha, şu ana kadar haberdar olduğum elektronik müzik projeleri arasında gerçekten de en "indie" yaklaşıma sahip olanlardan birisi kanımca.. "aşırı artistik, teknik, ve de hissiz IDM'ci" modundan tamamıyla uzaklar.. ve hatta o yaklaşımın tam tersi bir istikamette, son derece sade, gösterişten uzak bir müzikal tavırları var.. çocuksu bir saflık var bu tavırda.. sanki synthesizer denen aletle ilk kez karşılaşmış da onun üstünde tatlı tatlı denemeler yapıyormuş gibi masumca.. tabi ki bu tavırlarındaki çocuksuluk ve masumiyet, yaptıkları müziğin hissiyatına da epeyce yansımış durumda.. Boards of Canada'daki, insanı direk çocukluk yıllarına götüren o tatlı nostaljik havalardan bolca mevcut müziklerinde.. aslına bakılırsa, üzerlerindeki Boards of Canada etkileri oldukça bariz.. yaptıkları parçalar BoC'da olduğu tarzda, melodik olarak zengin ve duygusal bakımdan da oldukça yoğun.. elektronik müzisyenlerinde keşke daha fazla olsa diye düşündüğüm nitelikler bunlar..


"Slower Than Church Music", Freescha'nın downtempo tarzdaki müziğini anlatmak için çok iyi seçilmiş bir isim.. aslında bence downtempo demek bile pek yeterli gelmiyor Freescha'nın "down-down-tempo" müziği için.. hakikaten de ömrü hayatınızda duyabileceğiniz en yavaş electronica bu diyebilirim.. fakat sırf bu yüzden, birilerinin de illa ki "sıkıcı" bulabileceği bir müzik bu aynı zamanda.. fakat ben şahsen yine de böyle bir yorumu anlayışla karşılayabiliyorum.. tıpkı, yavaş ve sakince sevişmeyi sıkıcı bulabilen insanları anlayışla karşılayabildiğim gibi.. heheh..
yani demem o ki, öyle şekilli ve alavereli-dalavereli şeylerden çok, duygudan-histen falan yanaysanız, Freescha'yı sevebilirsiniz sanırım..

(aslında "Slower Than Church Music"i burada özellikle paylaşma sebebim, "blogosfer"de bulunmayan bir albüm olması.. yoksa, bunun dışındaki albümleri de gerçekten birbirinden tatlıdır Freescha'nın, onları da bulup dinlemenizi tavsiye ederim şahsen..)

DWNLD
5 com

Duy-uru





Çok sevgili Ychorus yazarları. En sevgili Ychorus yazarları. Biriciklerim..

Belli başlı sebeplerden dolayı haftalardır Ychorus'a adım atmayan ve benim yine eleme anlarımın baş çektiği şu dönemim de, ne yazık ki bu buselik makamında ki elveda yazısını hoş görünüz. Tüm paylaşımlarınız için çok teşekkür eder, arkadaşlığımızın baki kalmaısını yeğlerim. Yazar kadrosunda çok görünüpte göz boyamanın bir anlamı olmadığı gibi, sizleri de yormak istemedim. Söylemek istediklerinizi yada küfürlerinizi bekler, özürler dilerim. Öperim de.

Ve ayrıca şu msn zırvasında, ben selam etmedikçe aylarca el bile sallamayan beni tanıyanlar, etrafımda ki çıkarcı kişilikler, alçaklar, sürtükler, benciller, içi boş kovanlar ve değer verdiklerim.. Elveda.

Fon: Burzum - En Ring Til Aa Herske
3 com

The Names - Swimming + Singles

The Names, 78'de kurulmuş Belçikalı bir post-punk grubu.. Belçikalılar ama ortalama bir İngiliz post-punk grubundan pek aşağı kalır gibi değil müzikleri.. bana kimi zaman Joy Division'ı, klavye ve piyano kullanımlarıyla da Sad Lovers and Giants ve Magazine'i anımsatan, tatlı müzikler..


82'deki sanıyorum tek LP'leri "Swimming"i, bazı single'lar ekleyerek 91'de tekrar yayınlanmışlar "Swimming + Singles" adı altında, çoğu The Names parçasını ihtiva eden bir albüm çıkmış ortaya..

DWNLD
1 com

Ulrich Schnauss


ambient'ın dahi çocuğu Ulrich Schnauss, elektronik müziğin nelere kadir olabileceğini inanılmaz bir şekilde gösteren, Almanyalı bir elektronik müzisyeni.. her ne kadar adını böyle koysak da, kendisi elektronik dışındaki müziklerden de bol bol ilham alan bir müzisyen.. klasik müzikten ve özellikle de 90'ların gürültülü/gitarlı müzik akımı shoegaze'den oldukça etkilenmiş olması; müziğinin bu kadar zengin, gerek sound gerekse düzenleme/beste açısından başarılı, ve hissiyat olarak da derin olmasında önemli bir etken olsa gerek.. 2007'de çıkardığı son albümü Goodbye'da elektronik/ritmik öğelerden biraz uzaklaşmış olması, bu mucizevi sentezin getirdiği çeşitlilikten de uzaklaşma anlamına gelmiş olsa da benim için, yine de hissiyattan "yırtan" bir albümdü.. eh, ne de olsa, elektronik müziğin soğuk ve ruhsuz olmaya mahkum olduğu şeklindeki düşünceleri yıkan pek çok kişiden birisi de o.. bu arada, yeni albümünde ritmik altyapıları tekrar kucaklayacağını ve sözünü ettiğim "zenginleşme"ye tekrar geri döneceğini sezinliyorum ben kendisinin, umarım bu sezgilerimde yanılmam..

buraya koyacağım albümleri, Goodbye'dan önceki iki harika albüm, "Far Away Trains Passing By" ve "A Strangely Isolated Place".. Goodbye albümüyle Schnauss'da, müzikal olduğu kadar hissiyat açısından da bir değişim gözlemlemiştik: kendisinin yaşamış olduğu ve kimsenin farkına varmakta güçlük çekmeyeceği bir aşk acısıyla gelen bir melankoli vardı o albümde, isminden bile belli oluyordu albümün.. ondan önceki iki albümdeyse tam tersi bir coşku havası, bir vecd hakim.. sebepsiz bir mutluluğa gark olduğumu, pek çok kereler gözlerimden yaşlar geldiğini hatırlarım bu iki albümü dinlerken.. müziğin böylesine harika bir deneyim yaşatabileceğini tahmin edemezdim daha önceden.. ve bu halini daha çok seviyorum ben Ulrich Schnauss'un, umarım o melankoliden kurtulur da bizi yine mutluluktan havalara uçurmaya başlar yeni albümlerinde..


2001'deki debut "Far Away Trains Passing By", daha sonra yayınlanan ve en az albümün kendisi kadar başarılı olan bir bonus diske sahip.. sanki bir ikinci albüm gibidir o bonus disk, dolayısıyla es geçmemek lazımdır onu da.. (Slowdive'ın "Crazy For You"sunun leziz bir cover'ını da içeriyor ayrıca)..

Knuddelmaus
Between Us And Them
...Passing By
Blumenwiese Neben Autobahn
Nobody's Home
Molfsee

DWNLD

Bonus Disc:
Sunday Evening In Your Street
Suddenly The Trees Are Giving Way
Nothing Happens In June
As If You've Never Been Away
Crazy For You
Wherever You Are

DWNLD


2003'teki ikinci albüm "A Strangely Isolated Place", Schnauss'un elektronik-shoegaze olayını biraz daha iyi kıvırdığı, dolayısıyla öncekine göre biraz daha gürültülü ve fırtınalı bir albüm.. ayakları yerden kesen, uçurucu anlara sahip..

Gone Forever
On My Own
A Letter From Home
Monday - Paracetamol
Clear Day
Blumenthal
In All The Wrong Places
A Strangely Isolated Place

DWNLD
0 com

Felt - Let The Snakes Crinkle Their Heads To Death (1986)




















Bir Keyboardist olan "Martin Duffy", 1989 dönemi "Felt" projesi sulara gömülünce, kendini "Primal Scream"de bulmuş ve günümüzde de halen devam etmektedir..

Bunun dışında, 22 Temmuz 1996 günü, albüm kayıtları için stüdyoya giderken, arabasıyla takla atıp diğer tarafa göç eden İngiltere çıkışlı Alternative Rock, Brit Pop projesi "The Charlatans"ın Hammond orgu kullanan önemli üyesi "Rob Collins"in yerine gruba katkıda bulunmuştur "Martin Duffy". Ve böylelikle 21 Nisan 1997 günü piyasaya sürülen "Tellin' Stories" adını verdikleri ve "The Charlatans"ın en önemli albümlerinden sayılan bu albümde, biraz da olsa kayıt yapabilmiş olan rahmetli "Rob Collins"in müzisyenliğini gösteren seslerle, gruba tam anlamıyla dahil gösterilmek istemeyen, "Rob Collins"in yerini kimsenin alamıyacağını düşünen "Martin Duffy"nin dokunduğu tuşlularda bir arada olarak dinleyicilere sunulmuştur..

Alsancak'ta bulunan 2. El Kitap, Dergi, Kartpostal, Plak, CD, Kaset gibi ürünleri bulabileceğiniz "Ege Denizler Kitapevi"nin güler yüzlü, yardımsever sahibi Serkan beylere "Felt" eşliğinde selam ederim..



0 com

The Chameleons - Strange Times


The Chameleons'ın 3. stüdyo albümü Strange Times, grubun 1986 yılındaki vedasına eşlik eden görkemli bir albüm.. (sanıyorum çok sevdikleri menejerleri Tony Fletcher'ın ani ölümü neden oldu ayrılmalarına).. herhangi bir "kendini tekrar"a asla düşmeyen, yine önceki her bir albüm gibi kendine has yepyeni bir sound.. ve yine onlar gibi, yıllar sonra dinlendiğinde bile parlaklığından hiç bir şey kaybetmeyen, yine bol kalp ağrılı, tüyleri diken diken eden enfes bir albüm..
(The Chameleons'ın bundan 15 sene sonra, yani 2001'de, 4. stüdyo albümleri "Why Call It Anything?" ile geri döndüğünü de hatırlatayım bu arada..)
bonus-track'lerde Bowie'nin "John, I'm Only Dancing"i ile The Beatles'ın Revolver albümü döneminden "Tomorrow Never Knows"un cover'ları yer alıyor..

Mad Jack
Caution
Tears
Soul In Isolation
Swamp Thing
Time the End of Time
Seriocity
In Answer
Childhood
I'll Remember

DWNLD

Bonus Tracks:
Tears (Full Arrangement)
Paradiso
Inside Out
Ever After
John, I'm Only Dancing
Tomorrow Never Knows

DWNLD
0 com

The Chameleons - What Does Anything Mean? Basically


The Chameleons'ın 1985 çıkışlı ikinci stüdyo albümü "What Does Anything Mean? Basically", sadece ismiyle bile grubun benzerleriyle arasındaki farkı ortaya koyar gibi.. ilk albümde "I have to know what is real and what is illusion" şeklinde dile getirilen arayış, bu sefer alenen ortaya konmuş sanki.. grubun bassist/vokalisti Mark Burgess ve saz arkadaşları, belli ki varoluşsal sıkıntılarla boğuşan ve genelde pek kimsenin sormadığı soruları soran, dünyayı/insanlığı/düzeni sorgulayan insanlar.. ve aslında bu bile The Chameleons'ın müziğinin neden pek herkese göre olmadığını açıklıyor..

albümün müzikal olarak ilk albümden geri kalır bir yanı yok bana kalırsa.. ilk dinleyişlerde prodüksiyon biraz zayıfmış gibi görünebilse de albüme alıştıkça bunun böyle olmadığı anlaşılıyor.. hissiyat olarak genel itibariyle yine karanlık bir albüm denebilir, yer yer bazı iç açıcı havalara rastlansa da..

Silence, Sea And Sky
Perfume Garden
Intrigue In Tangiers
Return Of The Roughnecks
Singing Rule Britannia (While The Walls Close In)
On The Beach
One Flesh
Home Is Where The Heart Is
P.S. Goodbye
In Shreds
Nostalgia

DWNLD
3 com

The Chameleons - Script Of The Bridge


The Chameleons, 80'li yıllarda faaliyet göstermiş olan en önemli post-punk gruplarından birisi.. atmosfer yaratma konusunda tartışılmaz bir dehaya sahip ve Cocteau Twins ile birlikte dream pop'un da ilk nadide örneklerini sergilemiş olan; 90'lı yılların shoegaze akımının pek çok grubunu (Slowdive'ları, Catherine Wheel'leri) öncelemiş, hatta sonraları Coldplay'leri, 2000'lerin post-punk revivalist'lerini (Interpol'leri, Editors'ları) ve müziklerinde atmosferik öğeler taşıyan daha nicelerini etkilemiş bir grup.. icra ettikleri müzikler gerek şarkı sözleri, gerek hissiyat açısından, gerekse müzikal açıdan oldukça başarılı ve (bana kalırsa) benzerlerinin de üzerinde, mükemmele oldukça yakın olmasına rağmen, her nedense kendi zamanlarında çok fazla tutulan bir grup olamamış The Chameleons; kendilerini farkedebilen ve keşfeden şanslı (ve seçkin?) azınlık üzerindeki etkileri her ne kadar derin olmuş olsa da.. (bir Joy Division'dan, bir The Cure'dan ne eksiği vardı bu grubun, Allah aşkına? diye de az sormamışımdır kendi kendime, sırf bu yüzden).. bu rağbet görmemiş olma durumunu, The Chameleons'ın "mainstream"den bilerek ve isteyerek uzak durmuş olmasına, "bağımsız" kalmadaki ısrarına, büyük plak şirketlerine ve müzik "piyasa"sına karşı takındıkları mesafeli ve eleştirel tavıra bağlamak da mümkün tabi.. ama daha ziyade, müzikleri sanki kendi zamanlarından bir on-yirmi yıl sonrasına hitap ettiği için kıymetleri o günlerde pek bilinememiş gibi geliyor bana, bilemiyorum..


1983 yılına ait debut albümleri Script Of The Bridge, The Chameleons'ı keşfetmiş olduğum sıralar zaten içinde bulunduğum zor ve buhranlı geçiş (bridge?) dönemine cuk oturmuş ve o zamanların puslu fon müziğini oluşturmuş, bir nevi soundtrack'i haline gelmişti.. gerek sözleri, gerek müziğiyle.. her ne kadar insanı daha da dibe batırma potansiyeli olsa da, o riski göze alıp, uzun zaman boyunca dinlemekten kendimi alıkoyamadığımı hatırlıyorum.. tabi ki aynı şeylerin sadece bu albüm için değil, daha sonra buraya koymayı düşündüğüm (azz sonra!) ve yine bu albüm kadar başarılı bulduğum diğerleri için de geçerli olduğunu söyleyebilirim..

Don't Fall
Here Today
Monkeyland
Second Skin
Up The Down Escalator
Less Than Human
Pleasure And Pain
Thursday's Child
As High As You Can Go
A Person Isn't Safe Anywhere These Days
Paper Tigers
View From A Hill

DWNLD

.

.

Öpücük