New Model Army - NMA the Collection
tracklist:
Stupid Questions
225
Eleven Years
Courage
Space
Heroes
51st State
Vanity
No Rest
Ballad Of Bodmin Pill
Deadeye
Smalltown England (Live)
Drag It Down
The Charge
The World
Infinite Body / Emaciator - Split LP (2009)
Infinite Body -And Will It Matter 09:01
Emaciator -Butterflies 19:34
Grouper / Xela - Tsuiki No Seika Vol. 1 (2009)
Sonra görüşelim..
Grouper / Xela - Tsuiki No Seika Vol. 1 (2009)
Label: Root Strata
01 - Pale Through
02 - I Drowned Her In A Dreamless Sleep
Randy George - Something About Us (Daft Punk Cover)
Bu post biraz farklı. Yeni bir müzik tanıtmayacağım. Hepimizin bildiği Daft Punk'ın Something About Us adlı şarkısı. Aslen theremin sanatçısı olan Texas doğumlu Randy George'un canlı performansı diyebiliriz. Oldukça keyifli, fazlasıyla hissiyatlı bir çalışma. Genellikle ürkütücü sesiyle tanıdığımız theremin adlı enstrümanın müziğe kattığı hava ve Randy'nin ufak solusu gerçekten dinlemeye değer.
-
Honey For Petzi - Heal All Monster (2001)

Can Özden için eklenmiş ve tekrar hatırıma getirdiği için kendisine teşekkür-ü ilan etmişimdir.
Yine bir Steve Albini imzası ile baş başayız.

Honey For Petzi - Heal All Monster (2001)
Label: Gentlemen Records
The Adventures of Pete & Pete

Hatırlayanları hüzünlerden hüzünlere koşturacak bu. Hatırlamayanlar için de ayrı bir tat bırakabilir. Introyu duyunca bile gözleri dolduran tüyleri diken diken eden bir süreliğine oldukça elektrikli bir moda sokan zamane dizisinin bir şekilde toplanmış halini bulmuştum zamanında. Varsa orda burda anmak isteyenler benim açımdan paylaşması en anlamlı albüm bile olabilir. Çocuk olmanın getirdiği o en saf döneme dönmek gerçekten yürek burkuyor ama hafızalarda yeri iyiyse çok da önemli değil galiba. Afiyetler olsun.
Evet bunu istiyorum!
Not: Polaris'in Pete ve Pete ile kemikleşmiş şarkısı Hey Sandy'nin bir de Tera Melos (bilen bilir çok sağlam math rock grubudur) cover'ı mevcut youtube'da. Ciddiyeti bozmamak adına paylaşmıyorum onu ama izlenip gülünesi bir video.
Jeffrey Lewis - The Last Time I Did Acid I Went Insane and other favorites (2001)
çağımızın kanımca en önemli singer/songwriter sanatçılarından biri, belki de en önemlisi olan Jeffrey Lewis'in 2001 çıkışlı albümü.. bana göre, geride bırakmak üzere olduğumuz on yılın en iyi albümleri arasında yer alan bu albüm, anti-folk türünün de bir başyapıtı sayılabilir.. nadir bulunan diğer bir kaç albümünü de ilerleyen günlerde siteye koymaya çalışacağım, unutursam hatırlatın.. ayrıca stüdyo albümlerinde rastlanamayacak bazı çalışmalarının performansları da youtube'da mevcuttur.. punk rockın tarihini ya da The Fall'un hikayesini bir de Jeffrey'den dinlemenizi şiddetle öneririm.. ayrıca şarkıları dinlerken sözlere de dikkat etmekte sonsuz yarar var, zira Jeffrey'nin müziğinin gücü büyük oranda ozanlığına dayanıyor.. bu konuda mesela atıyorum bir Dylan'dan bence hiçbir eksiği yok.. inanmıyorsanız, buyrun kendiniz görün.. bir de küçük bir not; Jeffrey bağımsız bir müzik sanatçısı olmasının yanında, aynı zamanda bir çizgi roman çizeri de.. hatta canlı performanslarında bu iki özelliğini birleştirdiği de oluyor.. youtube videolarında ne demek istediğimi görebilirsiniz.. ayrıca çizgi roman ve karikatür çalışmalarına netteki sitesinden de ulaşmak mümkün.. kendisini en yakın zamanda ülkemizde görme isteğiyle bitiriyorum efendim.. saygılar..
Robin Guthrie - Songs To Help My Children Sleep

Laughter In The Dark
Fireflies
White Bear In Honolulu
Misty
Jewelled Antler Library (Various Artists - 2003)

Jewelled Antler Library
Buy from:

Vol.1 Green Laughter
Loren Chasse
01 Green Laughter

Vol.2 Dreadful Gift
Tomes
01 Untitled 1
02 Untitled 2

Vol.3 The Sun is the Lamp
The Ivytree
01 The Withering Year
02 Inner Groves
03 White Sun
04 Lake of Fire

Vol.4 Karst
Hala Strana
01 Cutting Durmast
02 Karst
03 Sztajer
04 Cantecul Miresei
05 Nettles

Vol.5 Their Feet Are the Foraging Grounds of Wolves
Dead Raven Choir
01 Night Scene
02 The Horn's Sound in the Wood
03 The Sheapherd's Hour

Vol.6 Silvery Branches
Famous Boating Party
01 white butterfly
02 the orange bears
03 albion moonlight
04 the great sled-makers
05 the deer is humble
06 follies of the sumer

Vol.7 Zwuij
Uton
01 Untitled 1
02 Untitled 2
03 Untitled 3

Vol.8 Wayside
Claypip
01 Wayside
02 Constant
03 Industry (The Provision of Cairns
04 The Math of Random Fractures
05 Crouching
06 Midnight at Mangawhai Beach (Skel
07 ~~~

Vol.9 The Well at Land's End
The Muons
01 The Green Man
02 Under A Tree
03 Weeds
04 Fishes
05 Hopping Katydids
06 Floating Cities
07 The Dove Song

Vol.10 Fable
Thuja
01 Fable 1
02 Fable 2

Vol.11 Nuuhani Ni Haka
Kemialliset Ystävät
01 Untitled
02 Untitled
03 Untitled
04 Untitled
05 Untitled

Vol.12 Harbinger of Spring
Fürsaxa
01 Harbinger of Spring
----------------------------------
2003'te sessiz sedasız yayınlanan bu hazine niteliğinde toplama Porter Rec. tarafından 2008'de sınırlı sayıda tekrar satışa çıkarıldı. Amerika, Yeni Zelanda ve Finlandiya'dan deneysel, soyut ve psi-folk desenli şarkıları barındıran ve sadece 1000 adet üretilen bu box-set'i ilgilenenler sayfa üst tarafında yer alan linkler yoluyla alabilirler.
Not: İndirme linklerini ayrı olarak vermedim ancak her albümün başlığına tıklyarak yönlendirilebilirsiniz.
CiM - Reference (2000)

CiM, Londralı bir elektronik müzisyeni olan Simon Walley isimli zat-ı muhteremin, aslında bayaa gözden kaçmış gibi görünen albümlerini yayınlarken kullandığı lakabı.. yaptığı müzik, ilk örneklerine 90'ların başlarında rastladığımız ambient techno/IDM tarzının, örneğin "The Black Dog" gibi, o ilk öncü gruplarının müziğine yakın duruyor.. albümlerindeki o rahatlatıcı ambient dozajı ve hissiyatı da gayet yerinde kendisinin.. tarzla ilgilenenler seveceklerdir..
DWNLD
Beat Happening - Jamboree
I Create Soundscapes @ Roxy 14.11.09

Amber kapanış partisi. Bu Cumartesi
Konserin 20:30 civarı başlaması planlanıyor. Tavsiyem; gecikmeyiniz.
myspace.com/icreatesoundscapes
6:45 GRAM AÇILIŞ PARTİSİ

6:45 Gram yepyeni, yesyeni ve yeniyeni planlarıyla bu akşam açılıyor! Takipte olunuz diyorum.
1 Saat sonra yola çıkıyorum İzmir'den. Orada görüşmek ya da hiç olamadı 15 Kasım Pazar günü, saat: 21:00 gibi Arka Oda / Grouper konserin de rastlaşmak adına, sevgiler..
Kaan Sezyum Sergisi, Kokteyl/ambiyans/mutluluk saat: 18:30 http://www.sezyum.com/
Cev Edit (Nekropsi) Dj Set Sergi sonrası parti vakti geldiğinde http://www.myspace.com/cevedit
6:45 Gram: Kadife sokak no:10 kat:2 (Trip'in üstü) Kadıköy http://www.645gram.blogspot.com/
Norma Loy - Attitudes

Rodan
1 albüm ve 1 EP ile hayatını 1994 dönemi sonlandıran pek sevgili azgınlar için kurulan azman proje Rodan olayından, Rusty albümünün en kan kaynatıcı bestesi Everyday World Of Bodies..
Yakında orjinal CD'den yüksek kalite de yükleyip paylaşacağımdır. Slint tadı almanız mümkün. Salin olaydır.
www.myspace.com/rodanrusty
Freescha - Christmas Lights (2007)

"Christmas Lights", Freescha'nın debut albümü "Kids Fill The Floor"un, daha önce yayınlanmamış b-side demo kayıtlarından oluşan 25 dakikalık bir albüm.. grubun 2007'de yayınlanan compilation albümü "Freeschaland"in sadece ilk 50 kopyasına sahip olanların edinebildiği bir albüm, dolayısıyla "nadir bulunan"lardan.. müzikal olarak ise, diğer Freescha albümlerine göre biraz daha minimal, biraz daha hüzünlü, oldukça sakin ve durgun, ambient'a biraz daha yakın bir albüm olduğu söylenebilir.. Freescha'ya, grubun o tatlı hissiyatlarına doyamayanlar için gelsin..
DWNLD
Donnacha Costello - Together Is The New Alone (2001)

Donnacha Costello, genellikle minimal techno alanında eserler veren (doğrusunu söylemek gerekirse, bazı istisnalar dışında pek fazla ilgimi çekmeyen bir türdür) Dublin-İrlandalı bir elektronik müzisyeni.. 2001 yılında yayınladığı "Together Is The New Alone" isimli çalışmasında ise, bu genel tarzından uzaklaşarak ambient sularında bir gezintiye çıkmaya karar vermiş kendisi.. ve böylece, rahatsız edici olmayan -bilakis rahatlatıcı- ritmik "glitch"lerle de takviye edilmiş, hissiyat dolu enfes bir ambient albümü ortaya çıkmış; gavurların "brilliant" diye tabir ettiği cinsten..
DWNLD
Mars - The Complete Studio Recordings NYC 1977-1978

Zaman: 70'ler
Oracles Always Lie - When All Guides Disappear (2009)

Önce göbeğime baktım. Nefes alıp verikçe bir şişiyor, bir iniyordu. Hiç durmuyordu. Durunca var oluşun bir anlamı olmadığını ve bunu yapmaya mecbur olduğunu bildiriyordu. Kaldırım üstü yayanlığımız ve sıkılan bedenimizden akan yavanlık bile engel olamıyor bazı şeylere.. Devam etmeyi yeğlemesekte, devam etmek gerektiğimizi hep anıyor olucağımız da en büyül gerçek.
Tutmalık nefeslerimizin yetersizliği gibi aslında ülkemiz de müzik. Boktanlıkların listeler de uçuştuğu, TV dünyasının o fosforlu ışıkları altında olup bitiyor herşey. Bizi biz yapan sebepsizliğimizin ötesin de olan sürü insanın umarsızlığından kaynaklanıyor aslında bütün boktanlık. Umurların da değil pek çok şey gibi müzik. Bass'lar inletsin arbalarının camlarını, güneş gözlükleri takılsın kulak burun üstüne, karşı cinsler fora etsin meraklı bakışlarını, soundtrack havasının üstüne çıkan hayalcilik ve eline bir şey geçmese de bu oyuna devam eden, onlarca gününü böyle bitiren insanlık. Ego tatminleri ve eve girdiğin de herşeyi bıraktığı gibi kendisine bakıyor olması bile bu oyunu bitiremiyor elbet. Napıcak ki adam ? Evi ateşe verip, salon ortasın da birinin ona yine meraklı gözlerle bakıcağını mı beklemeli yoksa. Ya da ağzını bantla kapayıp, gözlerine kezzap atıp, ayaklarına prangalar takıp hiç bir şeyi yokmuşcasına en büyük caddeler de gezip kendini yine o insanların meraklı bakışlarına mı bırakmalı ? Bir insanın, öylesine bir insana bakmasından bile kendine büyük paylar çıkaran onlar ya da bizler, biz olmayı istemeyenler, sürü lafından tiksinenler, hiç bir yere ait olmak istemeyenler, hiçliğin gölgesinde şekerleme yapanlar, kalbur üstü dünyamızın en küçük odasın da sihirli değneği bekleyenler, beklemeyi hiç sevmeyenler, bekletmeyi adet edinenler ve siz.. hepimiz aslında ne kadar zavallıyız. Her şeyin fakrındasın yine değil mi ? Her şeyi biliyor ama hiç bir zaman kabul etmemek için ant içen sen. Ben. Benim gibi olamayan, olanaksızlıkların için de kaybolmaya yüz tutan vee küflenmeye çoktan başlayan bedenlerimiz.. Nerelerdesiniz.
Çıkarın artık sandıktan bütün umutsal düşlerinizi. Gerçekçiliğe bir adım olsun atmayı istemiyormusunuz. Neyi ve kimi bekliyoruz ? Selena'nın gelmiyeceği kesin artık. Gülmek, gülümsemek, her şeye kahkaha atıp tadını çıkarmak, eleştiriye açık, kendinle barışık olmak. Bütün umduklarımızın gerçekleşmesi için bize adım attıracak en büyük nedenler. Bunlar tekrar bilmek, hissetmek ve artık eskisi gibi karalar bağlamıyacağınıza dair and içmek.. Bütün içtiğimiz sıvıları kısa süre sonrası dışımıza atan bizler. Haydi! Kaldırınız şu koca kıçınızı da biraz da biz kendimizi gösterelim. İçimiz de patlayan fişeklerin güzelliğini ve özelliğini herkese gösterelim. Eey 100 asırlık koça çınar. Kalk ve göster kendini artık. Papatya fallarına inanmayan ama papatyaları çok seven olma yolun da tam gaz ilerlemeye devam! Çok insana ihtiyacın asla yok. Bunu biliyor ve çok iyi görünüyorsun.. Seni yüceltecek olanlara kalbini, seni yerden yere atmaya çalışıcak kaprisli gençlere de el uzat. Polyanna olma. Kendin ol, ya da bu konuyu hiç benimsemeden buradan def ol. Tamam, şakaydı. Herneyse..
Son 3 yıldır çok heyecan verici müzik projeleri bizlerle birlikte yol almaya başladı. İnsanlar sandıklarından çıkardıkları en güzel gelinliklerini gözler önüne serip, çeyizlerinin tüm ihtişamını bizlere hissettirip, yollarına halen devam ediyorlar.. 2 Yıl öncesi daha çok haşır, neşir olduğum Post Rock alanın da son dönem çıkan bir birinin kopyası onlarca Post Rock projesinin var oluşunu hissettikçe ve düzenlemelerinde ki kilişe ötesi durumları, ton seçimlerinde ki başarısızlıklarını görünce, iyicene kendimi bu alandan istem dışı çekme kararını almış oldum. İyi şeyler çıkmadı mı karşıma, e bir kaç tane oldu tabii ama bana göre yolun çok başın da olan, 3-5 grup dinleyip müzik yapmaya başlayan, heyecan dolu lise tayfasından başka bir şey değillerdi. Sevenleri, onlar gibi olan insanlar oldu sırf bu yüzden. Koşarak uzaklaşmasam da, her şeyin bir başlangıcının var olduğunu da elbette unutmuyor ve cebim de taşıyordum. Aynı dili konuşmadığımız ülkeler de olduğu gibi, yurdumuz genelinde de yükselen Post Rock dinleyici sayısı gün geçtikçe artmakta, ortalık herhal de Post Rock'ırlardan geçilmeyecek bir duruma gelicek 2 yıl sonrası. Kötü mü bu ? Bilemiyorum.. "Abi ben teeo zaman dinliyordum bunları, boku çıktı resmen bu tarzın yauv" gibi saçma bir düşünceye de sahip olmadığımı belirtir, yavaştan başlığa sebebiyet veren projeye değinmek istiyorum.
Ülkemizde de leziz Post Rock oluşumları oluşmaya başladığı şu bir kaç yıldır (ki zaten çok eski bir müzik türü olduğunu da söyleyemeyiz, 1989'lar da ki dönemi atlayıp, son 9 yıldan bahsediyorum dünyada ki popülerliği açısından) sevinç içerisindeyim. Türün yabancısı olan insanlara dinlettiğimiz de en sık duyduğumuz yorum şu olsa gerek "Film müziği gibi abi, hiç söz yok mu şimdi bunlara, ben intronun bitmesini bekliyorum ki şarkı bitti, outro gibi bir müzik, ya kafamda bir senaryo var kısa film için bu müziği oraya eklesem ne güzle olur kim bilir, aslında vokal olsa daha iyimiş, yok ya bir süre sonra beni bayıyor hep aynı ne bu böyle gıy gıy gıy vıy vıy vıy diye, bence gitar çalmasını felan bilmiyor bu adamlar hep aynı akorlar yahu, perdeler de çok duruyorlar, sürekli arpej yapıp güzel görünmeye çalışmışlar, söz olmadan nasıl bu kadar dinleyicisi var anlamadım, yok ya ben sıkıldım kapa şunu".
Barışa Rock'ta bis yapmaları için sesimin gitmesine ve 2 gün öyle konuşmama neden olan Change Of Plans, kaydıraktan kayıyormuşcasına bir hisse sokan müziğiyle baş taçlarımın içine 2005'te aldığım Kupka, gürültünün damarlar da dolaşıp, kalbe dokunduğu Kafabindünya, eski Kafabindünya elemanı Onur'un, çıkış sonrası vakit kaybetmeden kurduğu ve şu an vatanni görevini el mecbur yaptığı Nordik, 3 ay öncesi kurulan İzmir güdümlü Underday tutkusu ve konumuz olan Oracles Always Lie.. (ve atladıklarım..)
Post Rock diye söylenince ilk akla gelen proje, hiç kuşkusuz Explosions In The Sky'dır. Bileklerin ve akılların hakkıyla bu durumu çok iyi kotardıklarını düşünüyor şahsım. Diğerlerin de çok da olamayan armonik yapıları, ritmik yakarışları, adları gibi patlamaları ve çıkış noktaları olan ağıtsal kulak dokunuşlarını çok çok iyi başrıyorlar. Bir üst komşuda saydığım isimlere baktığımız da, az önce bahsettiğim projeye pek de benzemediklerini görebilirsiniz. O zaman şimdi çöyle bir şey söyleyebilirim tüm içtenliğim ve samimiyetimle; Oracles Always Lie bu toprakların Explosions In The Sky'ıdır..
"Ha şimdi sırf Explosions In The Sky'a benzediklerini ve sen onları sevdiğin için mi iyi buluyorsun Oracles Always Lie'ı" diye bir düşüncenin kafan da oluşması mümkündür. "Yok öyle bir şey, yolumuza devam edelim mi istersen" diye atıfta bulunduktan sonra, konuya geri dönüyorum. Geçen yıl çok ses çıkarmadan piyasaya sürdükleri We'll Welcome You Next Time EP'leri ile belirli bir kesimin dikkatini çeken ama patlama yapamayan Oracles Always Lie, bu yıl piyasaya sürdükleri When All Guides Disappear ile ciddi anlamda harikalar yaratıyorlar. Bu duruma kayıtsız ve paylaşımsız kalamadığımdan, en yakın ve uygun zamanım olan bu güne rast getirdim. Geçen sene dinlediğim kadarıyla Oracles Always Lie bende tokat etkisi yaratmadıysa da akıl da kalıcılığını ve profesyonelliğini hisstettirmişti. Ki sanırım büyük bir kesim benimle aynı fikirdeydi ki, çok da isimlerine rastlamadık. Genelde olduğu gibi İstanbul toprakların da çıkan bu proje son haftalar da en sık dinlediğim albümün sahibi oldular. Sound açısından bakıcak olursam bana anımsattığı bazı projeler Explosions In The Sky, I Hear Sirens, This Is Process Of A Still Life, Labradford, Maserati, Ef, Hyakkei, God Is An Astronaut diye devam ettirebilirim. Herşeyden önce albüm bir kere kopyacı bir grubun parçası değil. His dolu ve akılda kalıcı melodilerle dolu. Bağımlılık, kesinlikle yaratmakta ve albüm kaydı gerçekten başarılı. Olabildiğince en iyisini istedikleri ve bestelerin üzerin de çok çalıştıkları bariz belli oluyor. Göz yaşartıcı ton seçimleri, 2 gitarın birbirine olan uyumu, davul ve bass'ın kardeşliği ilk kulağa çarpanlardan. Post Rock'a yeni başlayan ya da amatörvari hareketleri müziklerinde hissetmenizin pek mümkünatı yok. Kişisel favorilerime değinicek olursam; Explosions In The Sky'ı herhalde en çok anımsatan besteleri ve albüm de 3. sırayı yer edinen If I Don't Know Everything You Don't Know Anything, Hyakkei'nin güneş gibi ısıtan, piknik hissiyatlı gitarlarını beynimde okşar gibi olduğum ve Intro'suyla tokkat gibi çarpan Innate, albümün kapanışı olarak seçilen ve tam anlamıyla Labradford kokusunu algıladığım A Ghostly Experience. Albüm genel anlamda çok iyi bir albümle olmakla beraber, tek eksik bulduğum ya da belki de bana öyle gelen yönü Ambient havanın çok fazla olmayaışıdır ama bu da kayıttan ileriye geliyor bile olabilir diye düşünüyorum artık. Proje daha aslında çok yeniyken ve insanlara ulaşmak için can atarken, A Ghostly Experience gibi bir beste yapmaları heyecanımı arttırıyor ilerleyen zamanları görebilmek için. Ve düşünüyorum ki, zaman içerisinde daha minimalist yaklaşımlar sergileyeceklerini. Bu durum müziklerini daha da üst seviyelere çıkaracağını da kesin gözle bakıyorum..
Düzenleme konusunda özellikle kulak dolduran bir yere sahip grup. Kapak tasarımından, myspace'lerinde ki fotoğraf seçimlerine kadarince eleyip, sık dokuyan bir ekip olduklarını kısa sürede anlayabiliyorsunuz. Harika bir ekip çalışması When All Guides Disappear. Pek konser vermeyen Oracles Always Lie ismini zaman içerisin de daha sık yerde rastlayacağımızı, albümün bitimin de çok rahat emin olabildiğimiz gibi, en yakın zaman da bir konserlerin de sahne önünü kapmaya çalışıcağımızın da hayalini gerçekleştirebilmek için yanıp tutuşabiliyoruz.. İşten, ouldan yorgun ve her daim argın döndüğünüz odanızda açacağınız albümler listesine rahatlıkla sokabileceğiniz bu albümün CD formatından oluşan fiziksel bir kopyasını edinmek isteyenler için de, şu an verebilceğim tek adres myspace sayfalarının linkidir. Kendilerine buradan seslenmek istediğim konu da, acilen bir Offical site olayına abanmaları ve daha atmospheric tadlı alt yapıyı sağlamalarıdır.
En az 20 defa tükettiğim bu albüm çok iyi kapanıyor ve tekrar başlatmak için sizi play yapmaya zorluyor. Kesinlikle arşivinize eklenmesi gereken bir albüm olduğunu düşünüyor, fiziksel bir kopyasını edinmek için kendilerine ulaşmanızı öneriyorum.. Şu an için önümüzde ki günlerde vericekleri kesinleşen tek konser ise, 21 Kasım / No Border Music Festival / Atina. Böyle bir albüm yaptıkları için kendilerini en derin yerimce kutluyor, yeni besteleri dinlemek için sabırsızlığımı ilan ediyorum..Tükenmeden indiriniz.
Oracles Always Lie /Myspace

Oracles Always Lie - When All Guides Disappear (2009)
Tracklist:
Inside Our Own Cages
The Sky is Full of Memories
If I Don't Know Everything you Don't Know Anything
Birds Were Following Him
Innate
See the World Through Binoculars
On the Furthest Edge of Life
A Ghostly Experience
Vasya Lozhkin Rock'n Roll Band - Ded Pikhto

Hayvanlar Alemi / 6:45 Gram Live Performance
Açılışını 13 Kasım Cuma günü Kaan Sezyum Sergisi / Cev Edit Dj Set (Nekropsi) ile gerçekleştirecek olan 6:45 Gram'ın ilk güzelliklerinden biri de, Ychorus olarak el üstünde tuttuğumuz, Ankara'lı Psychedelic/Experimental projesi Hayvanlar Alemi! Gece de Hakan Tamar'da DJ Set durumlarıyla daha da bir güzelleştirecek gelenlerin beynini. Gidiniz, görünüz, birbirinize anlatınız diyorum. Hatta bir aksilik olmassa o gün Ychorus yazarları da konser anını baskın düzenleyiceklerini benden duymuş olmayın, Pakize'den duyduğunuz söyleyebilirsiniz misal. Yok öyle, böyle biri. Yüzleriz güleç, kafalarımız bin feet olasıya kadar müzik dinleyelim, müzik üretelim, müzik paylaşıp, müzik dinletelim diyor, akıl küpünüze bir buse konduruyorum..
Hayvanlar Alemi: www.myspace.com/hayvanlaralemi
6:45 Gram: Kadife Sokak, No:10, Kat:2 (Hera'nın üst katı) Kadıköy
www.645gram.blogspot.com
Anois - Tree House Whispers (2009)

Evet bunu istiyorum!
.









