0 com

Soul Whirling Somewhere – Pyewact EP (Projekt, 1997)




- Başlar -





- Şöyle bir etrafıma baktım da..Rutin bir şekil de her gün gördüğümüz, komşular, esnaflar, satıcılar, çocuklar, evler, ağaçlar, parklar, köşede ki yıkık duvar, o merdiven çatlağı, demir çubuk, kafesteki kuş, sokakta ki köpekler, panolar, afişler, kağıtlar ve daha nicesi.. Her şey yavaş yavaş, bir bir yok oluyor ve biz önce hüzünleniyor, sonra da herşeyi unutup, hayata ve yeniliklere de alışıp, devam edebiliyoruz. Ne garip..

- Evet de; ne olmuş yani ?

- Nasıl ?

- Ne olmuş diyorum ? Hayat, yüz yıllardır bu gidişatla sürmüş ve sürecek. Biri gider, biri gelir. Yenilenmek güzeldir. Boş şeyler bunlar düşünmek, sal gitsin.

- Hımm. Kaç yıllık arkadaşız  ama şu an anladım ki; aynı dili konuşmuyoruz artık ya da hiç konuşmamışız da;  ben yeni anlamışım. Yazık..

- Anlayamadım ne diyorsun ? 

- İşte bu dediğimi bile anlamıyorsun. Görüyorsun, her şeyimiz orta da.

- İyi de, bu karara, iki kelimem ile mi vardın ? Güldürme beni allah aşkına. Herneyse, az kaldı bak, şimdi okuldan çıkacak.

- Yok arkadaşım. Biz çok ayrı dünyaların ve ayrı rüyaların insanlarıymışız.

- Ne oluyor ya! Abarttın ama..

- Neyse, boşver. Konuşmaya bile halim yok artık. Konuyu uzatmanın da anlamı olmadığı gibi...

- Öff yaa! Vallaha sıkıldım ha! Daha şu çocuğu görüp, markete gidicez ve havada çok sıcak zaten, iyice baydım ha!

- Neyse abi, ben gidiyorum!

- Nereye yahu ?

- Her zaman gittiğim yerlerin birine. Bilmiyorum! Bir yere giderim işte. 

- Sapıttın yalnız, yeter artık! Ayrıca, halaev kirasını ödeyemedik. kaç gün geçti, bugün ödeyelim artık diyorum. Ne dersin ?

- Tamam. Al şu benim payıma düşeni. Zor durumda kalmayın benim yüzümden. Ben şimdi gidiyorum.

-Nereye oğlum ?

- Bilmem... Aysel'ler de kalırım bir süre. Sonra da, ev arayıp, birinin yanına çıkarım..

- Vallaha, iyice delirdin ha! Ben çok gerildim şu an , imdat diye bağırıcam yalnız ha!

- Yok abi, sen kasma ve bozma kendini hiç, benim yüzümden.. Böyle devam, her şey için teşekkürler.

- Olm! Terden yapış, yapış oldum bak! Ne desem ters anlıyorsun bugün. Dur bi ya! Anlayamıyorum!

( Bir süre sessizce bakıştılar)

-  Bak, herşey ama herşey için çok teşekkür ediyorum. Eşyalarımı alırım birkaç güne. Bu aydan sonra da, birini bulursunuz yanınıza, böylelikle de sorun hallolmuş olur. Ne demiştin; "biri gider, biri gelir" değil mi ? İyi ki vardın.. Kal sağlıcakla..

- Ne! ?

- Hoşçakal..

- .....

- .....

-  Eee, market ?

- ......

- ......




- Biter -


Limit Doldu / "limit has been reached"



Limited Download: 52
0 com

Fennel - A Leap Across A Chasm (2010)



Biri açık renkliydi, diğeri koyu..

Hava güneşsiz, bulut ise belirsiz. Farketmemiştim. İlk onları, tanıyamadan yanımdan geçtiklerin de, faketmiştim. Gülmek bana yakışmıyordu..

Nasıl yüzümü, saçlarıma doğru gerdiysem de, olmuyordu. Beceremiyordum. En fosforlu rengimi, isteyerek yüzüme yapıştırsam da, olmuyordu. Olamıyordu. İsteksiz ya da mecburi değildim ama yakışmıyor ve yapışmıyordu. Olmuyordu işte, olamıyordu.

Evlerinin önünden geçtiğim o gün ise havada ki yakıcı sarılık ensemi ve sol yanımı  kavuruyor, esmerleştiriyor ve sokaklarda ki hiç kimsesizliğin farkına vardırtıyordu. Oysa içim üşüyor, çiçeklerim ise kuruyordu. Balkon yok, saksılar da yok ama evin camları çoktu. Tıpkı, yüzüme yapıştıramadığım camlarımın çokluğu gibi.. 

Ekşilik saçan yüzüme son bir kez baktım. Kupkuruydum. Koca bir burnum, bol kıllı boynum ve ufacık kalan önlüğüm kadar kısa ve kısaydım. Dört tekerlinin yanına gittim ve bir zamanlar "ne olursa olsun, seni bekliyorum.." diyen için, kırmızı kurdelayı, elimle ittim. Çıkan ses, tıpkı "o gün" bana, bugünün olucağını söylediği gibiydi. Solmuştum. Hem de, dönüşü olmayan bir solmuşluk.

Açık renkli, bir bana sonra da kapı içinde ki koltuğa baktı. Tebessümü ve koyu renkliyi elden bırakmadan, içeriye adımını attı. Dört tekerlinin gür sesi içimi, etraftakilerin tiz sesi ise başka yerlerimi acıttı. Arkalarından, sokağın köşesinden kayboldukları halde, bakakaldım. Film şeridi kafa derimden akamadı ama bebeklerim ise yıllardır hiç kurumadı..

Açık renklinin önünde ki duvak, koyu renklininkindeyse, kabarık bir salkım havalanıyordu. Midemi kaldırdım, kulaklarımdan akıttım.

Dağılmıştım.











Limited Download: 72
0 com

Nels Cline & Devin Sarno - Rise Pumpkin Rise (1998)



" Resimli taslak; aslında bir teknik dekupajdır. Bu kurgulama işleminde sahnelerin hem sözcüklerle bir betimlemesi yapılır hem de her sahne çizgi filmlerde olduğu gibi şematik bir biçimde görselleştirilir. Doğal olarak resimli taslağı oluşturmak için hareketleri belirtmek amacıyla bazı kalıplar oluşturulmuştur. Hareketler (kişilerin hareketleri, optik kaydırmalar, kameranın hareketleri), çekim açıları vb.yle ilgili geleneksel belirtmeler vardır. Bu belirtmeler yazılı olabildiği gibi (kısaltmalar terimin baş harfleriyle gösterilmesi, vb) görsel de olabilir (oklar, noktalı çizgiler, vb).
Resimli taslaklar, fantastik ya da bilim kurgu filmleri gibi özel türlerin çekimlerinde kullanılır. Bilindiği gibi bu türlerde belli sayıda çekim açısı ve ayrı ayrı teknisyenler tarafından gerçekleştirilen efekt hileriyle filmin son görüntüsü elde edilir. İşte bu durumlarda filmin sonu çeşitli maketler, eklemeli oyuncaklar, gerçek oyuncular, vb bir araya getirilerek önceden görselleştirilir, bunun evre evre gerçekleştirilmesi sonraki iştir. Resimli taslaklar, bunun dışında stüdyoda çekilen her filmde çok keskin bir dekupaj (kurgulama) elde etmek istendiğinde kullanılır: Reklam spotları, stüdyoda çekilen polisiye filmler (Claude Miller'ın Korkunç Şüphe'si, Lam Re'nin gerçekleştirdiği resimli taslaklarla oluşturulmuştur.) "





Nels Cline & Devin Sarno - Rise Pumpkin Rise


limit has been reached


limited: 14




0 com

Mathieu Ruhlmann - The Earth Grows in Each of Us (2007)



























Mathieu Ruhlmann - The Earth Grows in Each of Us

limit has been reached


limited: 31

0 com

Xymox – Blind Hearts 7" (Wing Records, 1989)








-Başlamıştı -


- Sizi tanımıyorum ?

- Bilmem!

- Sizi tanıyormuyum ?

- Bilemem!

- Sizi tanıyormuydum ?

- Bilmem ben!

- Sizi tanıtıyormuydum ?

- Bilemem ki ben!

- Sizi tartıyormuydum ?

- Bilsem bir ben!

- Sizi tarıyormuydum ?

- Bilsem bir de ben!

- Sizi taşıyormuydum ?

- Bilsem de bir ben!

- Söylemem ?

- Deldirtmem!

- Sövemem ?

- Sövdüremem!

- Sövdürtmem ?

- Ben!

- Tamam ?

- Tamam!

- Bay ?

- Babay!




- Bitmişti -













Limited Download /Yedilikdownload: 77


0 com

Murderous Vision & Kuru – Blood Brain Barrier (Somnambulant Corpse, 2004)





Chris Donovan’ın intergalaktik terör komandosu Bestia Centauri gibi ağır projelerin işlerini ama daha önemlisi “The Outsider: An Aural Channeling of H.P. Lovecraft” gibi eşsiz tematik toplamaları dinleyiciyle buluşturup sıkıntıdan göçen CDR label’ı Somnambulant Corpse’tan bir eli kan okyanusunda diğer eli ektoplazma havuzunda bir tuzdan heykel. Murderous Vision, Atrax Morgue psikozlarını aratmayacak bir performansla power noise’u yeniden tanımlıyor. “A Body Left at the Corrigated Dock” neredeyse sinematik – eğer sinemadan anladığımız snuff’sa. “B yüzü”ndeki Kuru, daha sedatif bir yoksunluk anatomisi çalışması. “Baby, It Ain’t No Sin”…

Murderous Vision & Kuru - Blood Brain Barrier

Limit has been reached
0 com

Heathertoes (New Zealand) + Grey Brain Cells of Batur Sonmez (Turkey)



TRansmit// sunar : SIGNALS FROM OUTSIDE # 22
experimental electronic noise music events - istanbul
Deneysel Elektronik Müzik Konserleri

Ülkemizde, günümüz elektronik, deneysel ve avant-garde müzikleri adına yaptığı çalışmalarla tanınan, TRansmit Müzik, hazırladığı 22.ci gecede, Yeni Zelanda ’dan bir deneysel elektronik müzisyeni konuk ediyor. 

SIGNALS FROM OUTSIDE, yurtdışından gelen müzisyenlerle yapılan canlı performans etkinliklerini kapsayan bir proje, konserler dizisinin yirmi ikincisi, ilk defa ülkemize gelecek müzisyen, Hubert Heathertoes ile sürüyor. 
Bu etkinliklerin temel amaçları arasında, yurtdışında, bu alanda çalışma yapan nitelikli müzisyenlerle, Türk müzisyen ve dinleyicilerini buluşturmak ve ortak bir paylaşım alanı yaratmak, önemli yer tutmaktadır. 


Tarih: 12 Nisan Perşembe / Mekan: Peyote/Taksim / Saat: 22:00 (Ücretsiz)




Geceye, Heathertoes (Yeni Zelanda) ve Grey Brain Cells of Batur Sonmez (Türkiye) canlı performansları ile katılıyor. 



HEATHERTOES: Hubert Heathertoes, pek çok farklı alanda çalışan, disiplinler arası bir sanatçıdır. Sanatçının çalışmaları, transandantal ve ruhsal doğa olaylarının moleküler dönüşüm süreçleri, reenkarnasyon, rüya deneyimleri, bizi çevreleyen geniş absürd durumlar üzerine yoğunlaşmıştır. Bir dilbilimci olarak, gramer becerisini de kullanan sanatçı, tam olarak açık olmayan sürprizler ve duyumsal yabancılaşmayla, müziğe yaklaşır.
2002 yılından beri Astipalea Records adı altında, bir takım müzikal projelere yön vermektedir.
Bunlardan, Heathertoes, saha kayıtları ve noise / drone müzik kompozisyonlarından oluşmaktadır.






GREY BRAIN CELLS OF BATUR SONMEZ: Müzik ve görsel - işitsel sanat çalışmalarına 1998 yılında başlayan Batur Sönmez, experimental, electronic, industrial, noise müzik alanında, tüm dünyada tanındı. Geçen onca yılda, çok farklı projelerle anılan sanatçı, Japonya'dan İspanya'ya, Rusya'dan Lübnan'a, dünyanın bir çok ülkesinde çeşitli festival ve konserlere katıldı. Sönmez, son yıllardaki, yeni deneysel, elektronik, avant-garde, güncel müzik projelerini, kendi adı altında sürdürmektedir. Sanatçı, konserde, yeni başladığı sound art üçlemesinin ilk bölümünü, performans estetiğiyle sunacak.



Bu etkinlik, büyük kimyacı ve fizikçi Michael Faraday ‘a itaf edilmiştir. 


Giriş ücretsiz.
0 com

Holger Hiller - Oben Im Eck (1986)



" Reichstag yangını, Hitler başa geçene kadar Alman parlementosunun toplandığı Reichstag'da 27 Şubat 1933 akşamı çıkmış olan yangındır.
1933 yılının Ocak ayında, Komünistlerin bir genel grevle tüm ekonomiyi işlemez hale getirerek bir “devrimci durum” yaratacakları ya da ülkede iç savaş çıkacağı konusundaki endişeler o derece derinleşmişti ki, Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg Hitler'i, Katolik Merkez Parti'yle bir koalisyon kurarak istikrarlı bir hükümet kuracağı umuduyla şansölye olarak atamıştır.
Reichstag yangını, Hitler'in şansölye (başbakan) atanmasından sonraki ilk politik manevralarından biri olan genel seçim kararından sonra, tüm partilerin seçim çalışmalarını sürdürmekte olduğu bir dönemde gerçekleşmişti.
Yangının, kundaklama olduğu ortadadır. Soruşturma kısa sürede polisi, Marinus van der Lubbe adında psikolojik sorunları olan bir komüniste götürdü. Lubbe, yangını çıkaranın kendisi olduğunu itiraf etti.
Ertesi gün Hitler, Hindenburg'a, anayasanın kişi hak ve özgürlükleriyle ilgili maddelerini ortadan kaldıran bir kararname imzalattı. İzleyen günlerde Nazi partisi ve Milliyetçiler dışındaki tüm partilerin yayınları ve seçim çalışmaları durdurulduğu gibi komünist partisinin parlamentodaki 181 milletvekili ve parti ileri gelenleri tutuklanmıştır. "





1 - We Don't Write Anything On Paper Or So
2 - Tiny Little Cloud
3 - Whippets
4 - Waltz
5 - Oben Im Eck
6 - Warm Glass
7 - Die Blätter, Die Blätter...
8 - Sirtaki
9 - 48 (Achtundvierzig) Kissen
10 - Oben Im Eck (Version)


Holger Hiller - Oben Im Eck


limit has been reached


limited: 32
0 com

Detonazione - Riflessi Conseguenti (1984) - Dentro Me (1986)


" Mikrop teorisi, aynı zamanda hastalık yapıcı mikrop teorisi diye bilinmektedir, mikroorganizmaların birçok hastalığın nedeni olduğunu savunmaktadır. İlk ortaya konulduğunda çok tartışılsa da artık günümüzde, antibiyotikler ve hijyen uygulamaları gibi birçok yeniliğe yol açan klinik mikrobiyoloji ve modern tıbbın kilometre taşıdır. "







Detonazione - Riflessi Conseguenti






Detonazione - Dentro Me








limited: 38

.

.

Öpücük