new wave etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
new wave etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
0 com

Artery - Cars In Motion (1981)

0 com

V.A. - Küçük Eksik Compilation (Schwabenstolz Tapes, 1983)

1983 yılından bir toplama albüm. Merzbow, Lindes Fatale, Alkoholikulttuuri, Die Achse gibi isimlerim bulunduğu bu toplama albüm Abstract, Experimental, Industrial, Noise, Minimal, New Wave severleri mutlu edebilecektir. Meraklı, yeni müzik türleri keşfetmeyi sevenler için bulunmaz hint kumaşı, alıştığı müzik türlerinden dışarı çıkmakta zorlananlar için ise çin işkencesi. Türkçe ismiyle merakımızı kabartan bu toplama albümün isminin nereden geldiğini bulmak çok zor. Toplamada yer alan isimlerle bağlantıı bir Türk olduğunu araştırmalarımda bulamadım. Muhtemelen yine Almanya'ya göç etmiş bir Türk arkadaşları vasıtasıyla bu albüm ismine nail olduklarını siz gibi bende düşündüm ve kabul ettim. İrrasyonel bakış açımı burada sonlandırıyorum ve albüm hakkında extra diyebileceğim şey ise; Merzbow henüz kafa göz girdiği gürültü ayarını henüz tam ayarlamadığı ve daha ritmik ögelerle işi yürüttüğü bir dönem olması ile albüm açılışında ani şoke ettirmiyor ve gülümsetiyor. 2025 ise tüm hızıyla yol almaya ve bitmeye devam ediyor. Ödemiş'den sevgiler. 


  Various – Küçük Eksik Compilation 

DWNLD

0 com

Affet Robot - Kills You Again

0 com

VARIOUS ARTISTS - GOD SAVE THE GREECE




Bazıları az bazıları görece daha çok bilinen Yunan post-punk/new wave/coldwave/minimal synth/synthpop gruplarının çıkış yılını bilmediğim ama bütün çalışmaların 80'lerden olduğu bir derleme. Bu derlemenin benim görüşümce önemi, içindeki çalışmaların genel olarak üstünlüğünden çok birbirinden farklı/gölgede kalmış parçaları öne çıkarması ve benim Yunan müzik kültüründe çok kere gözlemlediğim (artı saydığım türlere de içkin kabul edilebilecek) hüznün dansla ve yüksek perdeden ifadesinin açık örneklerini barındırmasından kaynaklanıyor.

Download Limit: 50

0 com

Jakuzi - Fantazi Müzik (Domuz Records, 2016)



Önemi büyük.
0 com

The Wibbley Brothers - Go Weird (Rondelet Music & Records, 1982)







United Kingdom çamurunda, 1981'de bir 7" ve 1982'de de, Rondelet Music oluşumunca bu plağı çıkarıp, yok olmuş bir projedir elinizin altında ki. New Wave o muhteşem genişliğinin yanına bir de Experimental tadı ile Avantgarde bir hal alan bu müziğin icracıları hakında çok bilgiye sahip olmamak ve başka kayıtlarını bulamamanın üzücülüğü tatmak için kaçmaz bir fırsat. 


Grubu unutmayan ve 33 yıl sonra bir başka firma olan Trubshaws Astonishing Sounds, albümü tekrar plak formatında, 18 Nisan 2015'te yayınlamıştı ve 1982 basımı olan plağın llk halinin önemini, daha da arttırmış ve 200 dolar gibi fiyatlara satılmasına yol açmıştı.
Albüm, özellikle, yine yürüyüş esnasında, kulaklıkla dinlenildiğinde size güç verecek kapasitesi yüksek olan ve bu dönem için biçilmiş kaftan misali bir tam öğün.

Haşere çocukları ile baş etmeyi bırakan üst komşunuz Sevilay abla sizi anlamakta zorlanabilir ama huysuz ev sahibenizin, minik mutfak camından süzülüp, balkon demirlerini, bol miktarda kızgın yağ ile şekil verebilir ve günlerdir, migros'ta ki çürümüş avakadoyu kimsenin farkedememesini artık umursamayabilirsiniz. Bu albüm, bu işlere yarayabilir. Deneyin, denetin.





The number limit has expired





Limited Download: 33
0 com

Xymox – Blind Hearts 7" (Wing Records, 1989)








-Başlamıştı -


- Sizi tanımıyorum ?

- Bilmem!

- Sizi tanıyormuyum ?

- Bilemem!

- Sizi tanıyormuydum ?

- Bilmem ben!

- Sizi tanıtıyormuydum ?

- Bilemem ki ben!

- Sizi tartıyormuydum ?

- Bilsem bir ben!

- Sizi tarıyormuydum ?

- Bilsem bir de ben!

- Sizi taşıyormuydum ?

- Bilsem de bir ben!

- Söylemem ?

- Deldirtmem!

- Sövemem ?

- Sövdüremem!

- Sövdürtmem ?

- Ben!

- Tamam ?

- Tamam!

- Bay ?

- Babay!




- Bitmişti -













Limited Download /Yedilikdownload: 77


0 com

Detonazione - Riflessi Conseguenti (1984) - Dentro Me (1986)


" Mikrop teorisi, aynı zamanda hastalık yapıcı mikrop teorisi diye bilinmektedir, mikroorganizmaların birçok hastalığın nedeni olduğunu savunmaktadır. İlk ortaya konulduğunda çok tartışılsa da artık günümüzde, antibiyotikler ve hijyen uygulamaları gibi birçok yeniliğe yol açan klinik mikrobiyoloji ve modern tıbbın kilometre taşıdır. "







Detonazione - Riflessi Conseguenti






Detonazione - Dentro Me








limited: 38
0 com

The Cure - Close to Me (1985)




" Günlerdir tedirgin tartışmaların vazgeçilmez konusu olan operasyon artık kapıdaydı. Son bir haftadır hiç kimse üstünü değiştirmiyor, günlük giysileriyle yatıp kalkıyordu.
Askerler gece yarısı cezaevini kuşatıp çoktan en önemli yerleri kontrol altına alarak ‘’Teslim Olun’’ çağrısını yapmaya başlamıştı. Devlet cezaevinin sahibinin kendisi olduğunu unutmuştu. Kendi cezaevinde çoktan teslim aldığı ve teslim aldığı içinde korumakla yükümlü olduğu tutsaklara ‘’teslim olun’’ diyerek, daha baştan mizahi bir hukuksuzluğu ilan etmişti. Mutlaka bu anonsu yaparken kazaen teslim olunmaması için dua etmişlerdi. Çünkü bütün plan büyük bir çatışma ve bu çatışmanın gölgesine gizlenmiş imha listesine dayanıyor olmalıydı. Böyle de oldu…
Askerler çoktan hazırdılar. Uzaktan sadece o otoriter gizemli komut sesi duyuluyordu. Devletin bekası için teslim ve pişman olmaya çağıran ses… Ses, karşısındaki savunmasız hasımlarına ‘’öleceksiniz’’ diyordu.
Bütün dünyada benzeri sadece tuzak olarak adlandırılan bir gizli işaretiyle maltadaki silahsız tutuklu ve hükümlülere yağmur gibi kurşun yağmaya başladı. Kimi bulacağını bilmeyen, rastladığında çılgınca biçip geçen kuşunlar adressizdi. Her vurulan yere yığılıyordu. İnsan hedefini ıskalayan kurşunlar ise demir kapılara çarparak kıvılcımlar çıkarıyor, duvara saplananlar bile bir parça koparmadan durmuyordu.
Tarihin ilk bilinen gününden bu yana bilindiği üzere, dünyayı değiştirmek isteyenlerin kanları zeminde henüz pıhtılaşmamıştı.
Televizyondan Sağmalcılar Cezaevi’nin operasyon sonrası görüntüleri izleniyor. Dumanlar yükseliyor, öldürülen mahkûmların isim tespitleri yapılmış, liste yayınlanıyor. Ringden yanmış bir kadın mahkûm indiriliyor, mahkûm bağırıyor ‘’Diri diri yaktılar’’
Devrim savaşçılarının acıları telaşlı gürültüler içinde duyulmaz. Acı, sıradan hayatlara talip olanlarda abartılarak başkalarının şefkatine teslim edilir, bizde tam tersidir. Dünyayı değiştirmek isteyenler için acıyı gizleyerek dayandığını göstermek, dünyayı değiştirme terbiyesinin en sıkı malzemesidir.
Büyük gürültü… Büyük alt üst oluşun geride bıraktığı toz bulutu ve yıkıntı. Yıkılan cezaevi duvarlarının içindeki yıkılmış, yakılmış tutsaklar, kimsenin umurunda olmadığı etten yıkıntılardı.
Ülkenin bir sorunu daha başarıyla çözümlenmişti yüz akıyla. Bir daha sonsuza kadar unutulacaktı her şey. Yapılanlar ise yapanların yanına parfüm üretmek için canlı hayvan kullanan vahşi kimyacılar gibi büyük bir deneyim olarak kalacaktı…
Konferans salonunun tavanları deliniyor. Salonun tepesinden kocaman şekilsiz beton kalıpları kalabalığın arasına düşüyor. Ne beton kalıplar bizi umursuyor artık, ne biz onları. Günlerdir delinmekten betonlar yorgun, günlerdir onların delinmesini dinlemekten biz yorgunuz…
Tek yorulmayan son koğuştaki televizyon. Hala bağırıyor sunucu, enerjisinden tek gram eksilmemiş. Bütün cezaevleri tahliye edilmiş, devletimiz işgal bölgelerini ele geçirmiş, düşmanlar çatışmalarda ölü olarak ele geçirilmiş ama hepsine haddi bildirilmiş. Ele geçirilenler bilinmeyen akıbetlerine teslim edilmiş. Küçümen bir pürüz var. Son cezaevi, onun da eli kulağında. Adı Ümraniye. Battı batacak, yandı yanacak, haddi bildirildi, bildirilecek…
Birkaç dakika içinde yeni bir ses duyuluyor. Az önceki betonlara duyarsız yorgunluklarımız kaçıyor üstümüzden. Gaz sızıntısı giderek yükselerek üstümüze akıyor. Koğuş aniden yanmaya başlıyor. O yandıkça tavanında açılmış kocaman oyuklardan gaz bombaları bir havai fişek arsızlığında birbiri ardı sıra patlamaya başlıyor…
Ara koridorların kanlı zeminleri, cezaevinin yangından simsiyah olan duvarları, yaralı çığlıkları, dışarıdan belirli belirsiz duyulan ambulans sesi, polis, itfaiye sirenleri, annelerimizin, babalarımızın, kardeşlerimizin dövünmeleri, gözyaşları, her şey ama her şey yolculuğa eşlik ediyordu.
Sağdan soldan bulunan tek tük sigaralar yoldaş hakkı denilerek yarım yarım, fırt fırt paylaşılıyor ve sessizliğe derin derin üfleniyordu.

Yeni bir cayırtı sessizliği son kez deldi.

Askerler cezaevini yakıyorlardı. Ellerindeki alev püskürten makineler bilim kurgu filmlerindeki ejderhalar gibi üstümüze üstümüze geliyordu. Dumandan göz gözü görmüyor, genizlerimize, ciğerlerimize ejderhanın gizli gazı doluyordu. Aynı anda bir süredir delinen tavan çöktü. Temiz hava için pencerelere başını uzatanları keskin nişancılar tek atışla vazgeçiriyorlardı. İstenen, gazdan zehirlenerek etkisiz hale getirmekti. Ölerek etkisiz, bayılarak etkisiz, sakat kalarak etkisiz, fark etmezdi. Hedef etkisizleştirmekti.
‘’Teslim olun direnmeniz faydasız, söz veriyoruz kimseye bir şey olmayacak, bizimle konuşun, daha fazla insanın canı yanmasın.’’
Bu ilk anonstu insanları bağışlamaya çağıran. Anonsu yaparken bu titiz çalışmada unuttukları bir küçük ayrıntı vardı, bu anonsu gereksizleştirmişti. Her şeyi yaptıktan sonra hiçbir şey yapmama sözü veriliyordu. Yapacak bir şey kalmadığına göre bu söz içerdekilere değil, dışarıdakilere veriliyor olmalıydı.
Dudaklar ateşten ve dumandan kavrulmuştu. Gecenin bir saatinde cezaevi mikrofonlarından işkence çığlıkları dinletilmeye başlandı. Cezaevine girme süreleri çok uzun yılları alanlar için bile, çok taze, çok tanıdıktı bu sesler.
Gaz bombaları, delinen her yerden aynı anda yağmaya başladı. Göz gözü görmüyordu. Çığlıklar kendisine saklanacak bir yer arıyordu ama yoktu. Holocaust’un ne demek olduğunu ancak kimliği gizli gazla tanıştığınızda anlayabilirsiniz. Yeryüzünün hiçbir sözcüğü o kâbusu aktaramaz. Korunma içinde, sanal bir dehşetle izlediğiniz filmler size gerçeği asla yansıtmaz. Sanal olanın tehlikesizliği gerçek olanın dehşetini eğlenceye dönüştürerek sizi güvende kılar. Gerçek ise ‘’keşke sanal olsa’’ diye yalvardığınız bir kâbustur. Tüm vücutlar kasılıyordu. Aklımızı, bedenimizi hiçbir şeyi kontrol edemiyorduk. Gaz sadece nefes yoluyla etkisini göstermiyordu. Binlerce aynı zamanda olan zehirli yılan ısırığı gibi derilerimizden işliyordu. Bedenlerimizin yandığını kavrulduğunu sanıyorduk. Yerlerde çırpınanlar, duvarları yumruklayanlar, üst üste yığılıp kalanlar… Demek Holocaust buydu. Çırpınarak kendi sefaletlerinin farkına varmayarak sadece böyle hayvanlar gibi öldürülüyorlardı…
Hepimizi ayağa kaldırıp götürmeye başladılar. Cezaevinin dışına sıraya sokulmuş ringler artık bizi bekliyordu. Sırayla ringlere bindirilmeye başladık. Dövebilme imkânının tek bir saniyesini kaçırmak istemeyen erlerin, tatmine bir türlü ulaşmayan küfür ve tekmeleri ile arabaların içine boş çuvallar gibi atıldık. İçerde bekleyen askerler taze kuvvetti. Onlar daha şöyle bir ağız tadı ile kimseyi dövememişlerdi. Her yeni bindirileni hızı yeni alınan coplarla dövüyorlardı. Her araca on beş- on yedi arası mahkûm bindirildiğine göre, her yeni gelenle yeni bir dayak turu yapıldığına göre, biz on yedi kere, diğer arkadaşlarda bu sayıya yakın yeniden dövülmüş olmalıydı. Sonunda ring hareket etti… Nereye götürüldüğümüzü bilmiyorduk…
Biz o an zamanın kanayan kıyısındaydık…
Uzun bir yolculuktu… Dövülme darbeleri ile daha da sıkılaşıp bileklerimizi morluktan sulu yaraya çevirmiş kelepçelerin sızısı bir yana, asıl susuzluk ve tuvalet ihtiyacı sevkimizi kâbusa çevirmişti. Susuzluğa dayanamayan biri, ringin kafes penceresine yapışmış camın ardındaki su yüzeyini yalıyordu. Yataklıktan gelme en yaşlımız tuvalete gitmek için yalvarıyordu. Ringin içine yapacaktı ama elleri arkadan kelepçeli olduğundan yapamıyordu… Ağlıyordu…
Çaresiz bir yaşlının ağlayışı çaresiz bir bebeğin ağlayışından çok farklıydı. Çaresiz bebekler ağlarken sevinçle isteği yapılırken, çaresiz yaşlı ağlayışında insan kendi onurunun nasıl bir bilgisayar yanlışlığı gibi tek tuşla yok edildiğini görüyordu. Çok utanacaktı ama hayatı boyunca unutmayacaktı… Tuvaletini kader arkadaşları ve çocuğu yaşındaki askerlerin yanında altına yapmış olacaktı…
F tipi cezaevinin kapısı insanla beslenen bir canavara benziyordu. Sürekli içeri birilerini götürüyorlar, ama içerden kimse çıkmıyordu… Gece yarısı ringden ilk inen, insanla beslenen canavar kapıya götürüldü. Ringin içerisine ise iri yarı bir asker girip en çelimsiz mahkûmun sırtına oturup sallanmaya başladı. Zikir meftunu gibi bir ileri, bir geri sallanırken, yaptığının ne anlama geldiğini herkesin anlaması için garip hırıltılar çıkarıyordu. Mahkûm, üstündeki azgın köylünün iğrenç ağırlığından iki büklüm inleyerek yere kapaklandı. Komutanın bağırtılar üstüne ringi teftişe gelmesi ile azgın köylü bir anda itaatkâr bir kul olarak hizaya girdi. Genç arkadaşımız bir daha başını kaldırıp kimsenin yüzüne bakamamıştı. Ringden inerken son fısıltısı duyuldu. ‘’Keşke ölseydim’’ Bilmiyordu ama ölecekti… Çok kısa bir zaman sonra ölüm orucu henüz dalya dediğinde ölecekti…

Muhabere şimdilik bitmişti… "



19 Aralık 2010 / Akın Olgun / BirGün





Limit Doldu / "limit has been reached"


Limited Download / Limitfelan: 45
0 com

Forward Music Quintet - Glory & Betrayal (1985)


" Quintus Horatius Flaccus (8 Aralık M.Ö. 65 - 27 Kasım M.Ö. 8), Augustus döneminin en önemli Romalı şairiydi.

Horatius o dönemki ismiyle Venosa ya da Venusia isimli Apulia ve Lucania arasındaki küçük bir kasabada doğdu. Köleyken özgürlüğüne kavuşmuş bir adamın oğluydu, ama kendisi özgür doğmuştu. Babası açık arttırma işlerinde çalışıyordu, Horatius da babasını fakir ama onurlu bir çiftçi olarak anlatıyordu.
Babası bütün parasını oğlu Horatius'un eğitimine harcamıştı ve ilköğretimini almak için O'nu Roma'ya gönderdi. Ardından; Atina'ya Yunanca vefelsefe çalışması için yolladı. Şair babasına olan saygısını şiirlerinde de gösterdi.
Sezar'ın öldürülmesinden sonra; Horatius orduya katıldı ve Brutus için Philippi Savaşı'nda savaştı. Brutus savaşı kaybetmişti, ve bu savaş sonrasında Horatius kalkanını bırakıp kaçtığını anlatmıştır. Augustus, kendisine karşı savaşanlara karşı genel af ilan ettikten sonra İtalya'ya geri döndü. Bu dönüşünde, babası tahminen ölmüştü ve sahip oldukları da başkalarının eline geçmişti. Horatius'un tanımına göre fakirliğe düşmüştü.
Ancak eserleriyle göze batınca, ülkenin hazinesi tarafından desteklenmiş ve şiir sanatını uygulamasına oldukça rahat koşullarda devam etmiştir.
Horatius; Virgil ve Lucius Varius Rufus ile beraber çalışıyordu, ve Augustus'un arkadaşı Maecenas ile tanışmasına aracı oldular. Maecenas bundan sonra arkadaşı ve patronu oldu. Horatius'a Tibur'un Sabine tepelerinde bir arazi verdi. Ölmeden önce, bir akrabası olmayan Horatius; malvarlığını Maecenas ve İmparator Augustus'a imparatorluk içinde kullanılması için verdi.

"Resim, kelimesiz bir şiirdir." sözü ona aittir. "






Forward Music Quintet - Glory & Betrayal

limit has been reached


limited: 31
0 com

Mannequin Neurose - Mannequin Neurose (1985)



Antik Roma'da gens (çoğul gentes) klan, kast, ya da ortak bir atadan geldiklerine inanılan ve aynı adı (nomen) paylaşan bir aile topluluğunu tanımlamak için kullanılırdı. Romalı şahıs isimlerinde bulunan ikinci ad kişinin ait olduğu gens'i ifade ederdi. Terim aynı zamanda klan sistemi içerisinde yer alan aileleri tanımlamak için de kullanılmıştır.
Gensler, Romalıların ataları kabul edilen Remus ve Remulus'un bır kurt tarafından emzirilmesi sonucunda ortaya çıkmışlardır. "



Mannequin Neurose - Mannequin Neurose

limit has been reached

limited: 33

2 com

Epitaphe - Syndrome 12'' (Epitaphe Self-released, 1983)


Gorgias


" Yokluk üstüne " ve " Helene övgü " adlı eserlerin sahibi olan Gorgias, kendisini bir görecelikle sınırlamayarak, gerçek bir hiçliğin ve kuşkuculuğun savunucusu olmuştur. Hiçbir değerin varolmadığını, bilginin mümkün olmadığını, insanlara ikna yoluyla her şeyin kabul ettirilebileceğini, zira insanların bilgiden yoksun olduklarını söyleyen Gorgias, ikna sanatına, sözün terbiye edilip geliştirilmesine büyük bir önem vermiştir.gorgias hitabet uygulamasına sadece bir ikna yöntemi olarak geçmiştir.zira artık doğru bilginin olduğuna inanmamaktadır.bu görüşe göre rasyonel(iscussion)ve rasyonel kanaat(conviction)var olamaz var olan sadece ikna sanatıdır.

Doğa felsefesinin temel problemi olan varlığı bilme girişiminin anlamsız olduğunu öne sürmüş ve bunu kanıtlamanın uğraşı içinde olmuştur. Onun düşüncesinde, ne varlığın varolması, ne bilinmesi ne de bir başkasına aktarılması mümkün değildir. Ünlü üçlü argümanı bu konuda Gorgias'ın relativizminin ve kuşkuculuğunun kesin bir ifadesini gösterir;

  1. Bilinecek bir şey yoktur,
  2. Bir şey varsa bile bilinemez,
  3. Bilinse bile başkalarına bildirilemez.

Gorgias, (M.Ö. 483 - 376-374) Yunan filozofu ve sofisti






A1L'Ecume De Mes Regrets3:32
A2In The Castle4:22
A3La Joie3:39
B1Appear4:45
B2Afraid To Die3:05
B3Out Of Time2:55



Limited Downlod / Wavelidownload: 32
0 com

L’Éponge Synthétique - Neiges et Amours Romantiques (1985)



" Kızgınlık ya da Öfke insanların veya hayvanların algıladıkları bir tehdit veya hakaret karşısında sergiledikleri düşmanlık duygusudur. Kızgınlık vücutta bir takım fiziksel değişikliklere neden olur. Örneğin tansiyon ve nabız yükselir, vücuttaki adrenalin ve noradrenalin düzeylerinde artma gözlenir.
Kızgınlık insanlar ve hayvanlarda dışarıdan gözlenebilen değişikliklere de yol açar. Kızgın insanlar bazen yüksek sesle bağırırlar, kabarırlar, yumruklarını sıkarlar, dişlerini gösterirler veya tehditkar bir yüz ifadesi sergilerler. Genellikle kavgaların çoğu kavgacılardan en azından birinin kızgınlığını ifade etmesi sonucu ortaya çıkar. Kızgınlığın amacı insanların kendilerine tehdit olarak algıladıkları davranışı durdurma çabasıdır. Ancak psikologlara göre kızgın insanlar olayları tarafsız bir şekilde değerlendirme ve davranışlarını kontrol etme yeteneklerini kaybederler. O yüzden de kızgınlık genellikle sorunların çözümünü kolaylaştırmak yerine daha da zorlaşmasına neden olur. "





L’Éponge Synthétique - Neiges et Amours Romantiques

limit has been reached


limited: 29
0 com

P'o - Whilst Climbing Thieves Vie For Attention (1983)



" Rotor makinesi; Sezar şifrelemesinin ardından en popüler şifreleme yöntemlerden biri Rotasyonel Şifreleme (İngilizce Rotor Machine) olmuştur. Bu makinelerin en popüler örneği, Nazi Almanyası'nın II. Dünya Savaşı sırasında kullandığı Enigma makinesi adlı cihazdır.
Rotasyonel şifre makinesinin en önemli özelliği, birkaç rotor'un bir araya getirilmesiyle birlikte şifrelemenin dinamik olarak değiştirilebilmesidir: örneğin, ilk harfler bir şifreleme çeşidi, ikinci harfler başka bir şifreleme çeşidi, üçüncü harfler ise başka bir şifreleme çeşidiyle şifrelenebilir.
Bu tür şifrelemelerin kırılması için en popüler harfler yerine en popüler harf sekansları bilinmelidir; örneğin İngilizce'de NG ve ST harflerine arka arkaya sık rastlanır. "





P'o - Whilst Climbing Thieves Vie For Attention


limit has been reached

limited download: #28

0 com

He Said - Hail (1986)


 " Mimari eleştiri veya mimarlık eleştirisi bir yapı hakkında, genelde tarihsel süreçte önemini irdeleyen veya orjinalliğini vurgulayan veya kaydadeğer bir alanda veya amaçta uygulanması hakkında yazı yazmak veya konuşmak eylemidir.
Gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerdeki birçok gazetede sanat ve mimarlık konularının işlendiği bölümlerde ek olarak mimarlık eleştirisi de içermektedir. Bu genelde gazetelerin sanat bölümünde olsa da bazı durumlarda emlak bölümlerinde veya başka bölümlerinde de yer alabilmektedir."





He Said - Hail


limit has been reached


limited download: #34
0 com

He Said - Take Care (1989)




" KobaGürcü halk kahramanı. Robin Hood gibi, fakirlerin yanında yer alıp otoriteye karşı savaşmasıyla tanınır.
Koba, "asi", "boyun eğmez" anlamına gelir. Stalin, gençliğinde Koba'yı bir idol saymıştır. Daha sonra Koba takma adını almıştır.
Ünlü Gürcü yazar Aleksandre Kazbegi, 1883'te yayımlanan Baba Katili (Mamiskvleli) adlı yapıtında, Koba adlı bu Gürcü halk kahramanını anlatır. "





01-Watch · Take · Care
02-A.B.C. Dicks Love
03-Could You ?
04-Tongue Ties
05-Screen
06-Not a Soul
07-Halfway House
08-Get Out of That Rain
09-Hole in the Sky
10-He Said : She Said
11-A.B.C. Dicks Love (Soft)
12-Suzanne
13-Could You ? (Too)



He Said - Take Care

"limit has been reached"
limited download : 38


.

.

Öpücük