2 com

I Create Soundscapes - Pulsations (2009)




"I Create Soundscapes" müziğiyle tanıştığım günü düşünüyorum da.. bambaşkalaşmıştım.
15 Mart 2008. İzmir'de küçücük bir bar, adı 72. İçerisi ve bar kapısının önü hınca hınç dolu. İzmir'de pek alışılageldik durumlardan olmayan bir gece ve orada olmamızın nedeni "Kahverengi Karton Ayı" ve "HMPF!" konseri. Önce insan silüetlerine, sonra da bir masa üzerine açılan CD standana iliştim. 5-6 farklı CD vardı. Ama sayı olarak bir sürülerdi. Hepsinin kapakları farklı ve el yapımı, göz nuru idi. O kadar güzel ve ihtişaımlı gelmişlerdi ki gözüme, hepsini satın almak istedim ama cebimde ki pek az para buna müsade etmiyordu. 2 Tanesini seçmek zorundaydım ve ısrarla baktım hepsine defalarca. Gözüme kestirdiğim ve "bu benim olmalı" dediğim 2 güzelim CD'yi satın aldım. Aslında çok, çok ucuzdu fiyat olarak ama yanımda taşıdığım kağıt parçalarıda
bir o kadar azdı.

Her zaman ki gibi ve her yerde olduğu gibi, CD'lere ilgi azdı ve insanlar masanın yanından sadece geçiyordu. Ben ise her zaman ki gibi, CD'lere bakmaktan kendimi alamıyor, insanları ise hiç umursayamıyordum. Alamadığım CD'lere bakarak ve son otobüse yetişmek adına konser bitmeden mekanı terketmek zorunda kaldım. İzmir'den çıkan en iyi grup olan, Experimental gönüllerin mütevazi kahramanları "In Between"nin efsanevi davulcusu Murat'ın casio tadlı Lo-fi projesi "Kahverengi Karton Ayı" hepimizin aklında, becerikliliğiyle ve zekasıyla bir kez daha yer edinmişti. Ritmik ve doğaçlama çıkışlı "HMPF!" normalde tek kişi diye bildiğim, Ychorus'da yazar olan "temiz" beylere aitti ama konser esnasında 2 kişi olmuşlardı ve daha sonradan öğrenicektim ki tanımadığım o sarı kıyafetli insan "I Create Soundscapes" sahibi idi. Ritmik duygu selinde, beraber sürtünerek titrediler. Aslında hepimiz ortalığı yıkmak istiyorduk sanırım. Fırlatmak ve kan akıtmamak. Herkes birbirine sürtünsündü, kardeş, bacı olsundu ama var olduğumuzdan beri karşımıza çıkan olnaksızlıklar, o gün de bizi bulucaktı. Kahretsindi..



Derken saat geldi ve soluğu koşar adam otobüs duraklarında aldım. Kulaklık her zaman olduğu gibi kulağımda, kıçım ise her zaman olduğu gibi arka koltuklardaydı. CD'nin üzerinde "I Create Soundscapes" yazıyordu. Neydi bu ? Nasıl bir şeydi ? Hiç bilmiyordum.. Sabah olana kadar da hiç bilemiyecektim. Zarf gibi bir şeyin içindeydi CD ve üzerinde hayvanları tanıtan bir dergiden kesilip, uhu ile yapıştırılmış kolaj bir çalışma vardı. Parlıyordu.. Dinlemek için sabırsızlanıyor ama sabahı beklemek zorunda bırakılıyordum. Malum ev halkı uyuyordu. Yeni bir müzik seti almıştı kardeşim ve ne denli müzikle iç içe olduğumu en iyi o biliyordu. Ev halkı işe gitmiş, ben ise o dönemlerde olduğum gibi, yine yalnız uyanmıştım. Hemen müzik setinin dibinde bittim ve CD kapağına bir kez daha dikkatlice baktım. Play..


Martı seslerinin afallatıcı güzelliğine saklanan Ambient hava, naksetmişti usulca kulağıma. "Shock Corridor"du ismi ve müzik setine tutunduğumu hissetim. Hoporlörle birleşen vücudumun içsel boşluğuna çoktan düşmüş, "Cold Hands" ile daha da dibe vurmuş, "Saturday Night/Sunday Morning" ile ağırlımı hafifleten halıya dokunmaktan fazlasını yapmıştım. "The Ghost Voice Of" adını vermişti albüme ve tekrarları sevdiğini CD'de son kayıt olan "Talk Radio"dan anlıyabiliyor ve kocaman bir gülümsemeyle tutunmaya devam ediyordum..
Derken günler hafta, haftalar ay oldu. Olmadan öncesi de, o gün, hemen nette araştırmaya koyulmuş ve göz bebeklerimi myspace sayfasında süzülürken bulmuştum. Samimiyetime inanan "I Create Soundscapes" sahibi "Berk Çakmakçı" ile zaman için de arkadaş olmuştuk. Tekrarları seven ama bastığı EP'ler de kendini tekrar etmeyi sevmeyen bir yapısı olduğunun da altını, kayıtların da çizmiş ve ne kadar seri bir üretim yaptığına şahitlik etmemizi istemişti kibarca. Severekti. Ki bu zamana kadar çıkardığı sürüsüne bereket EP'ler de, ne denli özel bir iş yaptığını şahsıma tekrar tekrar öğretmiş, halıya bakıp donuklaştırmaya devam etmiştir.
Bir kaç gün öncesi atladığımız yıl olan 2009'un son anlarında nadide bir kopya ile kırmızı halım da yürümek için habersizce izin istedi. Kapağın güzelliği yine dikkat çekiyor ve Shoegaze akımına renk uyumu sağlıyordu. Başladım dinlemeye ve "I Create Soundscapes"in zaman için de ne denli geliştiğini anlamamak için anca sağır olmak gerekiyordu. Şöyle bir durdum ve ilk dinleyişte tekme, tokat girişen bünyeme sordum; Önceki işlerinin içinde en sana uygun olanı bu değil mi ?
İnleyen Industrial bir hava ve Ambient, Drone, Noise üçlüsünün dayanılmaz hafifliği. Etkilenmenin verdiği o inanılmaz donukluk, herşeyin an itibariyle yok olması. Umarsızlaştığını hissetmek ve tüm çıplaklığınla yastığına büzüşmek. Hafızanda oluşan derinliğin ağırlığını kaşlarında hissetmek ve sadece sana sen gibi bakan aynanın karşısına geçip kendini izlemek.. Ve kulaklığı kulağından hiç elememek.

Duvarından akan nemin damlası kadar güzel, büyük yaprakların damarları kadar özel..





I Create Soundscapes - Pulstations (2009)
Tracklist:
Pulstations 1 08:52
Pulstations 2 10:16

New Link
0 com

Hypothermia - Rakbladsvalsen






0 com

Turkish D.I.Y. Punk / Hardcore / Noise Community ~ Forum








3 com

Meczup / (Theremin) Live Performance


Kadıköy 6:45'te canlı Theremin gecesinin konuğu Meczup. Performans sonrası DJ kabinin de Ychorus yazarı supersonik yani Serkan Doğan olucak.
21:30 sularında başlıyacak olan etkinliğe giriş ücretsiz olup, gelen herkese öpücük ve iğne oyası dağıtacağımdır.
6:45 Gram: Kadife Sokak, Trip üstü.
5 com

Hyakkei - Okurimono (2009)



İlk kez Hyakkei duyduğum 2006 dönemiydi ve baya heyecan yapmıştım. Yeni bir şeyleri basmalarını umut ediyordum nicedir ve 2009'da çıkan bu albümlerini bulmak epey zamanı aldı ve grubun halen underground sularda yüzmesi de bunu tetikledi.
2006 yılından çıkardıkları Standing Still In A Moving Scene albümünün genel melodik yapısının iç çekişi ve diğer sürüsüne bereket Post Rock oluşumlarına göre distortion kaşıntısının olmaması farklı sularda yüzmelerine neden oluyor, bu da beni sevindiriyordu. 3 kişilikti grup. Kiyabu Natsuko adında 1'i hanım kızımız olmakla beraber Bass ve Glockenspiel'ı okşuyor, Nakamoto Shuhei'nin gitar tekniği, yağ gibi kayan tellerinden çıkan ses oluşumunda ki melodi zenginliğinin büyüleyici havasına kapılmamak mümkün değilken, uyum zirvesini tavan yapan ve bestelere daha uyumlu bir davulcuyu düşünmek aklımızdan bile geçmezken, isminin Tanaka Ken olduğunu bir çırpılık araştırmamız da anlayıveriyorduk. Gerçi sitelerinde ki karakter yetersizliğinden kaynaklanan Japonca yazıları okuyamadığımız gibi, dil paketi yüklesekte düzelmeyen bir durum baş başa kalıyorduk. Bu onları daha da gizemli yapıyor, myspace sayfalarına geri dönüyorduk.
Ama.. ama gel gelelim ki Hyakkei bu 3 sene için de kendini geliştirmek ya da farklı tadları birleştirmek adına bir şeyler yapacağına, yerinden saymayı tercih etmiş olucak ki, Standing Still In A Moving Scene'i aratan kulakların sahibi oluveriyoruz albümü dinlerken. Nakamoto Shuhei'nin melodi zenginliği sanırım bir yere kadardı ya da bu 3 yıl için de çok kötü şeyler yaşayıp, üretime geçememişti ama Tanaka Ken'de onun yolundan gitmeyi arzulamıştı sanırım ki Kiyabu Natsuko'da grubu tek başına kurtaramazdı. Yazıktı..
Yine de yerden yere vurmuş gibi olmak istemem albümü çünki kötü bir albüm değil. Hyakkei müziğiyle yeni tanışacak insanlar için hatta baya baya güzel bile gelebilir. Ama eski dinleyenler (zamanında Ychorus sayfasını süslemişti o güzelim albüm) ne dediğimi iyi anlıyacaklardır eminim. Her şeyi geçtim, Standing Still In A Moving Scene albümünün kayıt güzelliği de sound kadar güzeldi ama bu albüm de, kayıt bile daha geri. Naptınız siz yahu diye söylendim, durdum albüm boyunca. Zil kaydının sıradanlığı ve altolardan çıkan turşu varili tadında ki sesler beni benden aldı resmen. Sound'un daha da bir soft hale girmesi de ayrı bir durum. Belki de ben çok şey bekledim gruptan, ya da hiç bir şey beklemeyip, sadece yeni bir şeyler basmalarını ümit ediyordum. Genelde olan şeydir bu bilirsiniz. İlk albümlerin tadını hiç bir şey geri getiremez. 29 Nisan 2009 çıkışlı bu 2. albümlerini yine de indirmelisiniz diyor, yorumlarınızı da bekliyor olacağım efenim..
Hyakkei - Okurimono (2009)

Part 1


Part 2
4 com

Kylie Minoise - Live In Copenhagen

0 com

Glass Ghost - Idol Omen (2009)



Glass Ghost, Eliot Krimsky ve Mike Johnson'dan oluşan bir klavye/davul ikilisi. Böyle biraz kırılgan ama aynı zamanda gür ve güçlü çıkan vokallerin arkasından gelen bol değişkenli davullar sınıfının birazcık dışında durmasını sağlıyor. Like A Diamond ise kanımca albümün hem en dingin hem de en güzel şarkısı. Şans veriniz.


Evet bunu istiyorum!
0 com

Dmah / Guadrado Negro - Split





Coming Soon ! / Pek Yakında !
0 com

Sintetic-collage - Assisted Residence


"Tekrarlar giderek genişliyor"
Sintetic-collage Ispanya'dan geliyor.


0 com

Lawrence English - A Colour For Autumn (2009)

Bu sıralar kulağıma soktuklarım serisi volume 876543098


I Create Soundscapes
Landing
Lawrence English
Bark Psychosis
B.J. Nilsen
Hazard
Aube
Cocteau Twins
The Clientele
Blood Box
Yen Pox
Deniz Arcak
Oya & Bora
Zeki Müren
July Skies
Bicycle Day
Julianna Barwick
Shop Assistants
Kreng
Kylie Minoise
Masonna
Slint
Xela
Zelienople
Kupka
Musette
Kim Ki O
William Fowler Collins
Hyakkei
Bauhaus
Kevin Shields
Oracles Olways Lie
Current 93
Coil
Celer
The Boats
Eno
Wereju
Wicked Messenger
Shinjuku Thief
Ambassador 990
Suburban Lawns
Endless Endless Endless
Drowning The Virgin Silence
Aslında pek de bir şey dinlemiyormuşum sanırım..




Lawrence English - A Colour For Autumn (2009)
Label: 12k
01. Droplet
02. Watching It Unfold
03. The Prelude To
04. The Surface Of Everything
05. Galaxies Of Dust
06. Stillness In Motion
07. And Clouds For Company
Mart 2009'da çıkan bu albümü eklemek zaman aldıysa da, Electronic tabanlı Ambient severleri bir süre oyalayacağını da ek geçerim. Ayırca bu albüm, 2002 yılından beri albümler yayınlayan projenin, 12k etiketiyle basılan tek albümü olma özelliğini taşıyor. Space hava bolca hakim. Uzaysal boşluklarda derman arayanalara..

0 com

Landing - Oceanless (2001)



Kullanmadan önce lütfen okuyunuz / Yan etkileri: Baş dönmesi, hayal görmek, yükselmek, uçmak, ferahlamak, donuklaşmak, hareketsizlik, hararetsizlik, yatağın içine gömülmek, yüzükoyun yatmak, çıplak dolaşmak, eşyasız salon, ıslak mendil, duş jeli, su, kurutucu, yastık, uyku ve benzeri şeyler rastlanabilir. Eğer "Bunları yaşıyoruum"culuk içindeyseniz, en yakın kulaklığı kulağınıza geçiriniz.
Ücretsiz dayanışma hattı: ychorus@windowslive.com
Landing - Oceanless (2001)
Bass Guitar - Dick Baldwin
Drums - Daron Gardner Guitar, Synthesizer
Vocals - Aaron Snow


Label: Strange Attractors Audio House

Tracklist:
1 How did you Feel?
2 Harmonies
3 Rial veed Fiir
4 Are you gone to Vast Arc House?
5 Structure vs. Chaos
6 ...
0 com

Fjordne - The Last 3 Days of Time


Yolda, kulaklıkla dinlenmelik bi şeyler... Uzakdoğudan üstelik. Ardalanan ritmler ve birazcık soğuk pencere camı var içinde, tabi koridor tarafında oturmuyorsanız:)

---burada---

0 com

Cake On Cake - Sun-Chairs EP (2006)


Cake On Cake - Sun-Chairs EP (2006)


01 Sun chairs - 2'53
02 my melody - 3'07
03 oh dear - 1'49
04 getting the girl - 2'34
05 Listen to katy song - 1'27
06 time - 2'18
07 I wish upon a star - 1'30



Çok fazla istek aldığı için (ne zamanlardır) yine paylaşmayı uygun gördüm. Daha önce eklediğim de bir yazı koymuştum, merak edenler bakabilir.
Arşivlemeye değer bir kopya.
9 com

I Create Soundscapes ile Soru/Cevap ve Son EP'si Sleep Swimming





Geçtiğimiz hafta son Ep'si Sleep Swimming'i salıveren I Create Soundscapes ile Salı günü Peyote'de sergilediği inanılmaz performans sonrasında sahne arkasında sıcağı sıcağına bir röportaj yapamadık ama yine de ona benzer bir şeyler oldu.


Naber?

İyiyim aslında. Okul sonrası boşluğun avantaj ve dezavantajlarını aynı anda yaşıyorum.

Kaç yaşındasın?

22

Ne kadar zamandır bu müziği icra ediyorsun?

ICS yaklaşık 3 senedir var.

Bana I Create Soundscapes’i 3 kelimede anlatır mısın?

Hevesli, değişken ve reverblü.

I Create Soundscapes için tek başına uğraşıyorsun, yani ben öyle biliyorum. Yanına adam almayı düşündün mü hiç?

Hep düşünüyorum aslında. Başından beri aklımda ama yanına adam almak demek aldığın adamla beraber müzik yapmak, yeni şeyler üretmek demek. Daha önce beraber çaldığım arkadaşlarım canlı performans sırasında yardımcı olmak için yanımdaydılar. Üretim sürecine kimseyi katmadım şimdiye kadar. Katamadım daha doğrusu. Birileriyle müzik yapmak şu ara en çok istediğim şey olabilir.

Her EP’de farklı bir olay dönüyor. Bana öyle geliyor ki şarkılarda ritmi arttırmaya başlamışsın ve sanki biraz daha karanlık güçler hakim. Benzetme işini sevmem ama örnek olarak son ürünün Sleep Swimming’te böyle biraz Sun Araw tandansı yakalamışsın. Giderek daha tropik bir ICS mi göreceğiz?

Sleep Swimming’de tropik bir hava var bence de. Ritm katmayı –özellikle canlı performans sırasında- seviyorum. Kayıtlar daha farklı oluyor. Odamda yere serilerek kayıt yaptığım için daha uzun, daha ağır şeyler çıkıyor genelde. Giderek daha tropik bir ICS olur mu bilmiyorum ama daha pis bir ICS olacağının garantisini verebilirim.

Konserler nasıl gidiyor bu sırada?

Konserler güzel gidiyor. Denemek istediğim farklı şeyler var canlı performans adına. Peyote o açıdan iyi bir yer. Kendimi baskı altında hissetmeden çalabiliyorum. İzlemeye gelenlerin çoğu arkadaşım olduğu için konserler genelde bayram günü gibi oluyor. Herkes toplanıyor falan. Küsler barışıyor...

Konser öncesi ve sonrası nasıl hissediyorsun? “Oh be! Üzerimden bir yük kalktı.” mı diyorsun yoksa işini bitirmiş olmanın haklı gururunu mu taşıyorsun?

İkisini aynı anda hissediyorum aslında. Üzerimden bir yük kalktığını inkar edemeyeceğim. Ama bir yandan da güzel vakit geçirdiğim için kendimi iyi hissediyorum. Ortaya çıkan şeyden memnunsam gururlu ve rahatlamış oluyorum.

Her konser daha çok insan görmeye başladık. Bu seni nasıl etkiliyor?

Ben çalarken izleyenlere pek bakmadığım için kaç kişi gelmiş dikkat etmiyorum. O yüzden izleyenlerin çokluğu performansımı pek etkilemiyor. Kalabalık olmasının şöyle bir dezavantajı olabiliyor bazen. İnsanlar sohbet ederlerken benim duymalarını istediğim şeyleri kaçırabiliyorlar. Konserleri ilk anından son anına kadar bir bütün olarak düşünüp tasarlıyorum. Bir bakıma albüm dinlemek gibi. İzleyici ile etkileşime çok açık değil aslında ICS performansları (en azından şimdilik). Bir topluluk deneyiminden çok kişisel deneyim yaratmaya çalışıyorum. İzole edici biraz.

Şarkılar nasıl ortaya çıkıyor? Seni besleyen şeyler neler?

Aklımda şarkılarla ilgili fikirler oluyor genelde. Çok planlamadan doğaçlama olarak demo kayıtlar almaya başlıyorum. Değiştirilmesi gerektiğini düşündüğüm çok önemli birşeyler varsa tekrar kaydediyorum. Eğer yoksa ilk kayıt yani demo, myspace’te de sunduğum kayıt oluyor. Şarkılar ortaya çıktıktan sonra üzerlerinde pek oynamıyorum. İlk kayıt genelde en güzeli oluyor. Şarkıları mükemmelleştirmeden sunmayı seviyorum.

Geçtiğimiz aylarda konsersiz bir turneye çıkmıştın. Dönüşünde İstanbul müzik sahnesi ve Madchester hadisesi hakkındaki benzerliklere değinerek yorumlar ve çözümlemelerde bulunmuştuk. Takipçilerimizle bunu paylaşabilir misin? Bu son 2-3 yıldır senin de büyük bir parçası olduğun yerli piyasada dönen oluşumları nasıl yorumluyorsun?

New York sahnesini kısa bir süreliğine de olsa gözlemledim iki ay önce. İstanbul ile kıyaslayıp İstanbul sahnesini yermek doğru değil kesinlikle ama örnek alıp değiştirebileceğimiz çok şey var. Konserler Peyote ve Arka Oda ile kısıtlı kalmamalı. Müziği icra eden, ya da sadece dinleyip destekleyen insanların yeni canlı performans alanları yaratması lazım. Bu bahsettiğim alanlar bar-kafe dışında sadece konser verilen döküntü yerler de olabilir. Resim çizen, fotoğraf çeken, video ile uğraşan, müzik yapan ya da herhangi bi şekilde bu tür alanlar dahilinde üretimde bulunmak isteyen herkesin dahil olabileceği ve ortaklaşa işlerin çıktığı bir platform yaratılması lazım mesela. İstanbulda hiç yok diyemeyiz ama çok kopuk, fazla pasif. İnsanların heyecan duyması ve birşeylere inanması lazım bütün bunların gerçekleşebilmesi için.

Ha, bir de basılı müziğe (kaset, cd, cd-r, plak) daha çok değer verilse ne kadar güzel olur mesela.

Yavru projelerinden Hey Rabies ve Heartsparxx’dan bahsedebilir misin?

Hey Rabies’in iki albümü de 1er günde kaydettiğim albümler. Hey Rabies materyalleri birkaç ay boyunca birikiyor. Bazen ICS demosu olarak kaydettiklerim Hey Rabies şarkısı oluyor. Sürekli uğraştığım bir proje değil yani. Daha dönemsel, birkaç ay arayla başına oturduğum birşey. Bence Heartsparxx bir enerji. Herkesin içinde bir Heartsparxx var.

Ciddi olarak ulaşmak istediğin bir nokta var mı yoksa gittiği yere kadar mı?

Ulaşmak istediğim bir nokta yok galiba bilmiyorum. Bağımsız bir plak şirketinden 45lik bastığım gün ICS ulaşabileceği en üst noktaya ulaşmış olur sanırım.

Müzikle uğraşıyor olmasan ne yapıyor olurdun?

Hiçbir fikrim yok.

Bu aralar hangi sanatçı/grupları dinlemektesin?

Oneohtrix Point Never, Ariel Pink’s Haunted Graffiti, Bill Callahan, The Magnetic Fields, Sibylle Baier, Lucky Dragons, Prince ve Neil Young.

Senin için 2009’un en iyi 5 albümü?

Sıralı değiller. 5ten çok daha fazla aslında ama senin hatrına:

Oneohtrix Point Never – Rifts

Ducktails – Landscapes

Girls - The Album

The Flaming Lips – Embryonic

Phoenix – Wolfgang Amadeus Phoenix

Megan Fox mu Angelina Jolie mi?

Angelina Jolie.

Buradan gizli hayranlarına söylemek istediklerin var mı?

Konserlere gelin. Ha bir de mailime birşeyler yollarlarsa çok sevinirim. cakmakciberk@gmail.com Herhangi bir şey olabilir.







Not: 18 adet özel basım I Create Soundscapes - Sleep Swimming cd'sinden bir adet elde etmek istiyorsanız, yarından itibaren Deform Müzik'e uğrayabilirsiniz. Ancak çabuk olmanızda fayda var, zira sadece 10 adet kaldı.

Fotoğraf: Belkıs Işık
Deform Müzik: Turnacıbaşı Cad. No: 45 Çukurcuma / Beyoğlu
0 com

Bark Psychosis - Blue EP (1998)


Comming Soon / Yakında

.

.

Öpücük