1
com
Beyin:
Etiketler:
arvadite
Zaman:
18.7.09
2008
,
Belgium
,
Contemporary Classical
,
experimental
,
Folk
,
Icelandic
,
jazz
,
Mógil
Beyin:
Etiketler:
arvadite
Zaman:
18.7.09
Mark Kozelek - Lost Verses - Live

uzun uzun zaman sonra bloga bi yararım dokunuyor sanırım.bu albüme zaman ayırınız.. sadece bir tavsiye..
(sabırla benden blog için kayıt bekleyen Tolga'ya selam ederim.yazamamak hala bir sorun bu yüzden de özür özür üstüne..)
TRACK LISTING:
| 1. Unlit Hallway 2. Carry Me Ohio 3. Four Fingered Fisherman 4. Moorestown 5. Salvador Sanchez 6. Heron Blue 7. Lost Verses | 8. Tiny Cities 9. Lucky Man 10. Send In The Clowns 11. Harper Road 12. Tonight In Bilbao 13. Blue Orchids 14. Katy Song |
Beyin:
Etiketler:
arvadite
Zaman:
18.7.09
2009
,
A.B.D.
,
acoustic
,
Folk
,
Live
,
Mark Kozelek
,
Red House Painters
,
singer-songwriter
,
Sun Kil Moon
Public Image Limited- Metal Box (1979)

Dışarı çıkmaya üşendiğim bu güzel yaz gecesinde, oturduğum koltuktan selam ederim herkese. Yapmam gereken o kadar iş varken, bilgisayar başında ne dinleyeceğime karar veremeden önümde Sisifos Söyleni ile oturuyorum. Şahane(!) bir playlist yaptım kendime sonrasında önümdeki kitaptan, zamanında okurken altını çizip yanına yıldızlar koyduğum paragrafları teker teker okudum. Neden sonra bazı cümleleri daha yüksek sesle, duvarlara yıldızlara ya da varolduğuna inandıklarıma okudum. O sırada içimi kaplayan PiL dinleme isteğiyle çabucak playlistimi değiştirdim.
Aslında kendimi çok yalnız hissettiğim bir dönem geçiriyorum. Genelde bu duygu insanları güçsüzleştiriyorken, kendimi süper kahraman gibi hissetmem nedendir bilinmez. Hayatta gerçekten acımasızlığına inanamayacağınız gelgitler, dönüm noktaları, olaylar, sırlar ya da insanlar varmış. Çocuklar bile etrafa fırlattıkları oyuncaklarına karşı daha merhametlilermiş; yetişkinler kalbinizi ruhunuzu fırlatmakla kalmayıp bunların üstüne basıp ezerler bir de. Ama tüm bunlar, yaşanılan kötü şeyler, direnişiniz için birer zırhtır. Güçlü olmak ve özgür birer birey olmak adına kazanımlardır kayıplarımız. Saçma, rutin ve anlamsız olan hayatlarımız mücadelelerimizle yaşanmaya değer oluyor ancak, ve bu mücadelemiz önce kendimizle. Kavramak, kabullenmek, sonrasında alışmak ya da reddetmek. Sonuç çok da önemli değil, önemli olan bu sorgulamanın içine girebilmek, herkesin farkında olmadığı bu döngüye dahil olabilmek belli bir yaştan sonra. Büyümek bu oluyor sanırım.
İşte bu düşünceler ne zaman beynimde çalkalansa, zaman post punk arşivlerini açıp 79 ruhuna koşmak zamanıdır benim için. Israrla aynı akorları tekrar eden ağlayan gitarlar, kalbinize vuran davullar; insanoğlunun tüm acımasızlığını, kimsesizliğini, mücadelesini haykıran vokaller… Müzik ruhuma vursun istersem, o an dinlemeye başladığım ilk albüm Public Image Limited’ın Metal Box isimli 79 çıkışlı albümü olur. 10 dakika 34 saniye süren Albatross’la albüm başlar. Adeta insan ilişkilerinin, kişisel problemlerden kurtulma esnasında kaybedilen zamanın, anıların iz düşümüdür bu şarkı. Ve tam da bunları ispatlarcasına ‘ Sloooow motion, slow motioon’ diye girer vokal. Ağır çekimde onca şey düşünülür. Birbiriyle bağlantısı olmasa da saçma sapan da olsa düşünülür bir şeyler. Sonrasında Memories gelir.
‘Full of excuses
Aslında kendimi çok yalnız hissettiğim bir dönem geçiriyorum. Genelde bu duygu insanları güçsüzleştiriyorken, kendimi süper kahraman gibi hissetmem nedendir bilinmez. Hayatta gerçekten acımasızlığına inanamayacağınız gelgitler, dönüm noktaları, olaylar, sırlar ya da insanlar varmış. Çocuklar bile etrafa fırlattıkları oyuncaklarına karşı daha merhametlilermiş; yetişkinler kalbinizi ruhunuzu fırlatmakla kalmayıp bunların üstüne basıp ezerler bir de. Ama tüm bunlar, yaşanılan kötü şeyler, direnişiniz için birer zırhtır. Güçlü olmak ve özgür birer birey olmak adına kazanımlardır kayıplarımız. Saçma, rutin ve anlamsız olan hayatlarımız mücadelelerimizle yaşanmaya değer oluyor ancak, ve bu mücadelemiz önce kendimizle. Kavramak, kabullenmek, sonrasında alışmak ya da reddetmek. Sonuç çok da önemli değil, önemli olan bu sorgulamanın içine girebilmek, herkesin farkında olmadığı bu döngüye dahil olabilmek belli bir yaştan sonra. Büyümek bu oluyor sanırım.
İşte bu düşünceler ne zaman beynimde çalkalansa, zaman post punk arşivlerini açıp 79 ruhuna koşmak zamanıdır benim için. Israrla aynı akorları tekrar eden ağlayan gitarlar, kalbinize vuran davullar; insanoğlunun tüm acımasızlığını, kimsesizliğini, mücadelesini haykıran vokaller… Müzik ruhuma vursun istersem, o an dinlemeye başladığım ilk albüm Public Image Limited’ın Metal Box isimli 79 çıkışlı albümü olur. 10 dakika 34 saniye süren Albatross’la albüm başlar. Adeta insan ilişkilerinin, kişisel problemlerden kurtulma esnasında kaybedilen zamanın, anıların iz düşümüdür bu şarkı. Ve tam da bunları ispatlarcasına ‘ Sloooow motion, slow motioon’ diye girer vokal. Ağır çekimde onca şey düşünülür. Birbiriyle bağlantısı olmasa da saçma sapan da olsa düşünülür bir şeyler. Sonrasında Memories gelir.
‘Full of excuses
False confidence
Someone has used you well
Used you well
I could be wrong
It could be hate
As far as I can see
Clinging desperately’
Bu sözlerden sonra iyice gaza gelinmiştir. Büyük bir şevkle diğer şarkılar dinlenilir. Swan Lake’ler, Poptones’lar, Careering’ler derken bir ara karanlık bir dünyaya açılan, bir garip şarkı başlar, hava gridir, kuşlar yoktur. Evet ‘No Birds’tür. Ta kendisidir. Şarkıda fena bir Siouxsie and The Banshees havası vardır. Ve candır bu şarkı, tüm aidiyet hissini götürür insanda, yerini yurdunu şaşırırsın bir an. Ve devaaam eder albüm seni sürükleye sürükleye. Uzun uzadıya tüm şarkıların bende uyandırdığı hisleri anlatmak sanırım mümkün olmayacak. Ama bu albüm, kesinlikle hayatımın ilk beş albümü arasındadır ve acımadan reklamını da yaparım. Yaşasın PiL, yaşasın post-punk ruhu!
Ve albüm download linkini buyrunuz.
Bu sözlerden sonra iyice gaza gelinmiştir. Büyük bir şevkle diğer şarkılar dinlenilir. Swan Lake’ler, Poptones’lar, Careering’ler derken bir ara karanlık bir dünyaya açılan, bir garip şarkı başlar, hava gridir, kuşlar yoktur. Evet ‘No Birds’tür. Ta kendisidir. Şarkıda fena bir Siouxsie and The Banshees havası vardır. Ve candır bu şarkı, tüm aidiyet hissini götürür insanda, yerini yurdunu şaşırırsın bir an. Ve devaaam eder albüm seni sürükleye sürükleye. Uzun uzadıya tüm şarkıların bende uyandırdığı hisleri anlatmak sanırım mümkün olmayacak. Ama bu albüm, kesinlikle hayatımın ilk beş albümü arasındadır ve acımadan reklamını da yaparım. Yaşasın PiL, yaşasın post-punk ruhu!
Ve albüm download linkini buyrunuz.
Public Image Ltd - Metal Box 1979
http://rapidshare.com/files/19598344/Public_Image_Ltd_-_Metal_Box__1979_.rar.html
Beyin:
Etiketler:
Muslimgauze - Uzi Mahmood 12'' (1998)
Son günler yada dönemde başıma gelen onlarca aksilik, olanaksızlıklık ve sırtımdan vuranlarca sabır sınırları zorladım. Durdum. Düşündüm. Yine durdum. Yine boşladım. İnandığım acaba benim sabrımı mı ölçüyordu yoksa pek çok aksiliği karşıma çıkararak, sevdiğim sandığım insanların çift taraflı olduğunu göstererek, yada iki yana ayrıldığımı kendime hissettirerek.. Neydi bunların cevabı ve halen neredeydim istediğim/umduğum yerde. Hiç bir şey umamıyordum aslında. Kendi vereceğim cevapların altında kalıyordum. Üstüne çıkıncada ukala.
Çıkar ilişkilerinden zedelenen bedenim, artık o gökkuşağını kabul etmiyordu ve bu benim sonum olamıyacak kadar esneme payı biçmiştim kafamdan. Geri gelemiyecektibazı şeyler ve istediğimden bile hoşnutsuz bir haldeydim. Terim hala sıcak, buharım üstünde. Otomatiğe bağlanamayan bir ben vardım karşılarında. Sussam da faydası yok, kalsamda..
Radikal islam yanlısı Bryn Jones, 17 Haziran 1961 anında Manchester taraflarında doğuverip, 14 January 1999 tarihinin 22:50'sinde ölüvermiştir. 1982-1998 arası müzik yapan bu önemli adamın peşinden ve hayalinden giden onlarca insan gibi bende (tekrar) bir el sallamak istedim. Öldüğünde 37 yaşında olan bu sahip, Bass Communion, Species of Fishes gibi projelere de dokunmuştur.Hava çok sıcaklaşmışken, yatağınızı Muslimgauze ile daha da sulandırabilirsiniz.
Muslimgauze - Uzi Mahmood 12'' (1998)
Beyin:
Etiketler:
Vaykorus
Zaman:
15.7.09
1998
,
ambient
,
dub
,
electronic
,
EP
,
experimental
,
Manchester
,
Muslimgauze
,
Nadir bulunan
,
noise
Jochem Paap - Vrs-Mbnt-Pcs 9598 1

Jochem Paap, daha ziyade "Speedy J" takma ismiyle 90'larda çıkarmış olduğu, techno yönü ağır basan çalışmalarıyla bilinen Hollandalı elektronik müzisyeni.. kendi ismi altında çıkardığı ve genelde pek bilinmeyen, "Vrs-Mbnt-Pcs 9598 1" ve "Vrs-Mbnt-Pcs 9598 2" ismini taşıyan iki albümden oluşan ambient serileri de mevcut kendisinin.. tabi ki "Speedy J" tarzından oldukça uzak, "sessizliğin sesi" tadında, minimal, sakin ve tenha çalışmalar içeren albümler bunlar..
(albüm isminin açılımı "Various Ambient Pieces" oluyor bu arada..)
DWNLD
Beyin:
Etiketler:
The Telescopes - 7th # Disaster EP (1989)

..oysaki ne ümitlerle gitmiştim oraya. Kendimi belli etmektenin berisinden şeyler düşlemiştim. Olmadı, olamadı. Zamansızlık, nedensizlik ve belirsizlikten kaynaklanan durumları sillesine karıştırmıştım yanımda götürdüklerimide. Tüm suç bende değilmiydi diye düşündüm öncesi. Değildi diye kavradım sonra da. Topuklarım tutmuyor, belim dökülüyordu, ama yine ona sahip olmalıydım. Sonra ne denli herşeyin dahada ters gideceğinin farkındaydım. Üfleyerek yoğurt yeme hesabı hani. Ben onu çok istediğim halde o sahibinin tatil havası yüzünden benim olamıycağını diretiyordu görüntüsüyle. Baktım yine baktım, ama hep kapalıydı. Biraz daha akıttım zamanı, ama olmuyordu. Yine olmuyor ve olamıyordu. Tiksinmiştim o an yürümekten, ama en önemlisi topuklarımdı, bu fikiri tetikleyen. Bir dakika! . Dün rüyamda tabanca görmüştüm ben, gümüş kaplamalı olanından. Sahibini tanıyor, ama şu an hatırlayamıyorum. Belim ağrısını pek azalatmazken, "Song Without An Ending" diyor sonra da birden "Time Again For The Golden Sunset" diyordu. Onun adı "The The", diğerinin adı Philips beyaz kulaklık idi. Gittiğin yağmurla gelesin ki, bir yerime giresin.
Yıl 1988. İngiltere topraklarındayız bu sefer. The Telescopes türdaşı olan Loop ile Split bir şey yayınlamak isterler ve yılın son ayı olan Aralıkta 7 inch'lik bir split albüm basılır Cheree etiketiyle. Daha 1 ay geçmiştir ki Cheree firması bunları okşar ve 7 inch'lik bir kopya basar. Zaman ise 1989 Ocak'tır. Heyecanlı bir üretim aşaması çoktan başlamıştır ki 3 ay bile geçemeden Nisan 1989 tarihine ele aldığımız bu 12 ich'lik EP'yi kazırlar. Yaz sıcağıyla boğuşup 12 inc'lik bir albüm daha basarlar aynı yılın Ağustos ayında. Ve sonunda ilk uzun çalarlarını yine Cheree etiketiyle olmak suretiyle Haziran 1989'da Shoegazing ortamlarına fırlattırırlar. Aslında The Telescopes atılımları 1982'de olmuştur. Space Rock diye de lanse edilen bu olaya daha önce el atmıştım bu sayfalarda. Tekrardan dönelim istedim ki bu kadar bilgi de yeterli dedim.
Anıldıkları ve tavsiye ettiğim diğer isimlerden örnekler: Loop, Moose, Spacemen 3, Chapterhouse ve hatta Pale Saints.
Offical Site: http://www.thetelescopes.com/

The Telescopes - 7th # Disaster EP (1989)
Beyin:
Etiketler:
Vaykorus
Zaman:
13.7.09
1989
,
EP
,
experimental
,
indie
,
İngiltere
,
Nadir bulunan
,
noise pop
,
shoegaze
,
space rock
,
The Telescopes
Brian Eno - Discreet Music (1975)
Henüz 5. sınıfa yeni geçtiğini şu an için hatırladığım kız kuzenimin, geçen hafta Kadir İnanır vakalı babasının kredi kartını alıp, kendine kıyafet, telefon vs. şeyler aldığı çok hafif kalan bir şeymiş gibi İDEALLERİM UĞRUNA diye söylenip İzmir'e kaçıp gitmesi herkesi şoktan öteye götürmüştü. O bir Yengeç kadını ruhundaydı. Bariz di herşey benim için ve şaşamadım, şok felanda olmadım. Hak bile verdim hatta sanırım.. Saat 03:00 gibi polislerin ısrarlı aramaları sonucu kimsenin tanımadığı bir evden çıkmıştı kendisi ve o evden kendisini almak için giden halamlarla halen silüetinde oluşam umarsız ve rahat tavırları görünce daha da bir şok olmuşlardı. Babasının; "Kemiklerini kırıcam, sakat bırakıcam, otursun anasının yanında başka da bir bok yapamasın, bir yere gidemesin öylece yaşasın" sözlerine bile aldırış edememişti anladığım kadarıyla kendisi. Şu an babaannemin evinde kalmaya devam ediyormuş getirildiği günden beri ve babasının siniri geçmediği için eve gelmesini istememiş ki halen nasıl falakaya yatırmadığına afallamış durumdayım dün duyduğumdan beri.
Peki neden kaçmıştı evden ve ideallerim dediği durum ne idi ? ŞARKICI OLMAK. Evet, şarkıcı olmak için evden kaçmıştı ve bu durumu tetikleyen olay ise geçen haftalarda oturduğum kasabada yapılan şenlikvari bir etkinlikte beliren halk arası şarkı yarışmasında 1. olmasıydı ki bencede yerinde bir sonuçtu. Aslında, Post Metal adamları Isis bile dinletince çok sevip son ses kulaklıkla dinleyen bir kızdı ama yaşı itibariyle TV'de gördüğü herşeyi dinlemeye çalışan biri olduğu için şu Cici Kızlar, Çıtır Kızlar, Baharat Kızlar vb. sonrası kurulan Hepsi grubundaki o kıvırcık saçlı hatunun sesi çekiyordu bizimkisini. Ve sanırım 4 bayram öncesi sabahı kabristan (Mezarlık) ziyaretine giderken yolda söylemişti bana bir şarkı ve sesi cidden yaşına göre gayet iyi ve o sarı saçlı Hepsi elemanına benziyordu (Yer yer Jazz'vari tadı olan ses hani). O yüzden eğitilmesi, desteklenmesi, şarkı söylemesi gerektiğini de düşünmedim değil elbette ama olayın esas çıkış noktası şuydu; Bir orkestradan şarkıcılık teklifi almıştı 1. olduğu o anda. Ama tabii klasik aile karakterliye yakın bir tipte olan aile reisi babası izin vermemişti ki bana söylediğinde izin vermez baban da demiştim. Dün duydum ki halen kendi havasında takılıyor, sürüp sürüştürüyormuş yüzüne allı pıllu şeyleri. Sanırım olaya el atmamın zamanı geldi diye düşünüyorum. Yakın zaman için de adam akıllı muhabbet etmeliyim kendisiyle. Hatta beraber çalışmalıyız bence.
Benden 1 yaş büyük olan kuzenim ise evden kaçma nedenini duyunca resmen şöyle demiş; "Sen bu yaşın ve halinle ideallerim dediğin şarkı söylemek uğruna kaçmışsın ama Tolga abin yıllardır kaçamadı bir yerlere, o halen dururken sana bok yemek düşer" gibi şeyler demiş. Haklı olduğu bir yanı vardı bu lafın ve o da benim halen Vokallik adına ciddi anlamda hiç bir şey haalen yapamamış olmamdı. Beynimden vuruldum mu bu sözü kuzenimden duyduğumda ? Elbette hayır. Çünki bir şeyleri hak ediyordum ve herşeyin farkındaydım. Ama üzülmekle, kalakalmak arasıda bir şey oldum sanırım. Neden halen bir şeyi bekliyor yada neyi bekliyordum hala. O sihirli değneği beklemediğim kesin bu sefer. Büyük ihtimallerimle son dönem iyice dengesizleşen ruh halimin adam akıllı bir biçimde raylara oturmasını bekliyordum.. Oturduğu anda fırlamalıydım yataktan ve bu kasabadan. Çürümeye resmen yüz tutmuş olan iç dünyam ve bedenim artık dayanamıyacak gibi belki de ama farkında olmamaya çalışıyorum bambaşka şeylerle.. Öyle bir ana geldim ki, tenlerin sürtüşmesinden doğan haz duygusu yada 5-6 saniyelik süren o beyaz akıntıyı bile istemez ve bunlara eş değer biçeceğim onlara şeyi bile umursamaz, umursayamaz oldum. Vurdumduymaz olamıyorum ama halen. Kişiliğimden kaynaklanan bir durum olsa gerek. Ama bir şeylerin zamanı geldiğini hatta geçmeye yakın olduğunundan farkındayım elbet. "Biriniz lütfen kurtarın beni durumdan yada birileri kurtarsın lütfen beni bu durumdan" mı demeliyim yoksa ? Yorum bile zor gelen bu sayfalara yapabilceğim bir şey değil bence. Ha son günlerde bir kaç yorum gelmeye başladı ki okudukça mutlu oluyor, tekrar tekrar okuyorum belirtmeyi boyun borcu görürüm. Ayrıca yazım hataları yada yanlış harf kullanımlarım olduğunun da farkındayım ama düzeltmek içimden gelmiyor genelde. Siz zaten ne demek istediğimi yada ne anlatmak istediğimi gayet kavradığınızı düşünüyorum. En zeki siz olun ki bana geri kalanları verin yeter.
Az sonra çantamı hazırlayıp evden çıkmam ve Trene binmem gerekiyor. Çocukluğumda babamın zorla götürdüğü ve saatlerimizi güneşin altında, boş arazilere açılan tezgahlara bakmakla geçirdiğimiz yerin adı olan Bit Pazarı'na gideceğim nasipse. İzmir beni bekler, sizde umduklarınızın gerçekleşmesini. Görüşücez.
Dimdip Not: 06:30'da kalkıp bu yazıyı yazdım. Yazarken fonda çalan albümler ise:
David Bowie - The ManWho Sold The World
David Bowie - 1. Outside

1975 yılından bahsediyoruz! Ambient müziğin yaratıcısı ilan edilen o özel insana bir kez daha domalıyorum. Gül, gül. Açılırsın.
Beyin:
Etiketler:
Vaykorus
Zaman:
12.7.09
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)
.



