0 com

Jonathan Richman and the Modern Lovers - Jonathan Richman and the Modern Lovers (1976)


Şimdi, ilk yazım bu; psikolojik nevrozlarım dolayısıyla birkaç haftadır sadece sentimental mevzulara kafa yoruyordum. İlk özür dileyeceğim insan Tolga aslında. Gerçekten haftalardır yazamadım. Yazmak için oturdum lakin, olmadı yani. (Sanki John Fante yim ya) Debut yazı sonrası ilk postumu, Jonathan Richman a yazmam da garip bi şey tabii…

Neyse, konsepti pek bilmesem de, benim değinmek istediğim Jonathan Richman anekdotlarına geçeyim. Bu adam, bana göre müzik tarihindeki en Lo – Fi karakterdir. Şöyle düşünün müziğini işte. Stephen Malkmus, Lou Barlow filan halt etmiş yanında. Sade bir davul kiti, sade gitar notaları vesaire… Müziğe başlaması da Velvet Underground a kadar gider yani vesselam. Öyle bir şahsiyet kendisi. Hatta kendisinin Velvet i orijin aldığı kadar Frank Black’ in, Rivers Cuomo nun ve en önemlisi (çünkü, soundunda da bariz gözüküyor bu) Jens Lekman ın onu kendisine referans aldığını görebiliriz.

Çok konuştum; şu veciz tümcemi kurar isem belki ilginizi çekebilir. Eğer müzik dinlerken yüzünüzde bir “ihihi” istiyor iseniz; aşağıya* bir albümünü bırakıyorum. İndirin.

*Albüm, Richman’ ın Modern Lovers “and the” mertebesine geldiği dönemde yapılmış bir çalışmadır. Peki neden bu albümü koydum? En sevdiğimdir kendisi. Hatta tek kelimeyle tabir etmem gerekirse kesinlikle otodidakttır bu albüm. 1976 yılından.



3 com

Mavi Sakal - Çektir Git!.. (1992)


1-Bir Gün Mutlaka
2-Geç
3-Manyak(Olamazsın)
4-Nalan
5-Rock'n Roll'cuyuz
6-Zaman Zaman
7-Nalan(O Tepindi Ben de Tıngırdadım)
8-Bir Gecelik Hikaye
9-Karışma
10-Müdür
11-Yalnızım



0 com

Talk Talk - Hammersmith Odeon, London Live (1986)


























Direk albümdeki gibi çalıyorlar. Görüceksiniz.

Git gidebildiğin kadar.


2 com

Eau Claire - Eau Claire

Jessica Bailiff ile Rachel Goldstar hanımlardan oluşan bir proje Eau Claire.. şimdilik tek albümleri, 4 tanecik güzellik içeren bu EP'leri..


Freefall
Soaring
For Times
Song For

DWNLD
0 com

Ychorus Vol. 52

1-Suya Türkü-Ağrı dağı
2-Turkish Folk Guitar-Allı Turnam
3-Murat Ses-Azimuth
4-Hi Jazz-Bab ı Esrar
5-Göksel Baktagir&Nedim Nalbantoğlu-Fırtına
6-Erdem Helvacıoğlu-Frozen Resophonic
7-Akın Eldes-Longa
8-Gevende-Ev
9-Maya-Xanax
10-Masalsız Çocuklar-Bolivya
11-Dem Ferde-Çöl
12-Ahmet Kadri Rizeli-Moon River


Bu karma albümü sunmaktaki amacım farklı türdeki enstrumental yapıtları bir arada güzel bir sunu yapmaktır..Keyifli dinlemeler



0 com

Lowlife - Vain Delights (1986)



























Can için... "DDR"ye sevgiler.

İskoçlarada.


0 com

Morrissey - Piccadilly Palare (1990)































Hiç birinizi istemiyorum.. Ben kendime yeterim. (Dedi)


0 com

James Blackshaw - Celeste (2008)























Akıtıyorum geçmişi içime.. Sen sorsanda hep orda kalıyorum. Oradan çıkmıyor, çıkamıyor, çıkmak istemiyorum. Yeni yüzler hep yüzlerce mil ötede.. İçlerine giremiyor, yola bile çıkamıyorum.. Onlar sivri gözle bakıyor, aldırmadan yapamıyor sonra da aldıramıyorum. Anlık konuşmalar yaşatıyor, bir daha aramıyorlar. Gördüklerinde çok seviniyor, bir daha aramıyorlar. Çirkeflik benimkine göre değilken, sabun köpüğü gibi parlıyorum..


Devam ediyorum. Devam.























1. Celeste Pt1 (14:44)
2. Celeste Pt2 (13:45)


0 com

Einstürzende Neubauten - Kalte Sterne (1981)




















Güneş 5 Ekim 1981 sabahı ısıyı arttırmaya çalıştığı anlarda, alman topraklarında "Einstürzende Neubauten" topluca bir heyecan içerisindeydiler ki bu özel günde henüz 2. yaşlarına ve 2. albümlerine parmak basmışlardı.
Ben ise hala o beyaz akıntıyı bekliyordum, bağırarak doğmak için..




0 com

Deardarkhead - Melt Away Too Soon (1992)






















Önce zor bulunuyor, sonra enfesleşiyor. Önce ter akıtıyor, sonra tuz bastırıyor. Önce yeşil oluyor, sonra yavruağızlaşıyor. Önce burun akıtıyor, sonra mendil veriyor. Önce gülücük saçıyor, sonra gülümsetiyor. Önce eline batıyor, sonra tırnağın oluyor.

Ve.

Önce havayı solduruyor, sonra ne halin varsa gör diyor..


0 com

Zelienople - Ink


DWNLD
0 com

Zelienople - Pajama Avenue

Pajama Avenue, Chicago'lu bağımsız/deneysel topluluk Zelienople'ın 2002 yılında çıkardığı ilk albüm.. fısıltılı Ian Curtis'vari vokaller ve leziz atmosferik sesler içeren bu albüm post-rock olduğu kadar post-punk esintileri de içeriyor bolca.. biraz kişisel bir ayrıntı olacak ama: U2'nun 84 yılında, ambient gurusu Brian Eno ile çalışmaya başladığı ve dolayısıyla atmosferik yönü yüksek olan "The Unforgettable Fire" albümünü çağrıştırıyor bana bu albüm, gerek The Edge'vari gitarları, gerekse ruhani havaları dolayısıyla.. (fakat bu durumun, U2'ya özel bir gıcıklık besleyenler için herhangi bir sorun oluşturacağını da sanmıyorum, bu albümü dinlerken..)


DWNLD
2 com

Suicide

New York'lu Alan Vega ve Martin Rev ikilisinden oluşan Suicide, her ne kadar tamamıyla elektronik altyapılı müzikler icra etmiş olsa da, belki de sahip olduğu tavırlardan ötürü, 70'li yılların sonlarında patlayan punk akımına dahil sayılmış kült bir grup.. yine o yıllara ait ve yine New York'lu bir başka grup Television gibi, punk'tan ziyade bence post-punk'a daha yakın duruyorlar.. hatta kendilerinin synth-pop, new wave vb. tarzları öncelediklerini de rahatlıkla söyleyebiliriz sanırım..


Suicide [First Album] (1977)

Ghost Rider
Rocket USA
Cheree
Johnny
Girl
Frankie Teardrop
Che
Cheree (Remix)
I Remember
Keep Your Dreams

DWNLD


Suicide [Second Album] (1980)

Diamonds, Fur Coat, Champagne
Mr. Ray
Sweetheart
Fast Money Music
Harlem
Touch Me
Be Bop Kid
Las Vegas Man
Shadazz
Dance
Super Subway Comedian
Dream Baby Dream
Radiation

DWNLD
0 com

Misty Roses - Komodo Dragons



2 com

Debut Yazı


Merhaba. (Evet hep böyle bir giriş yapmak istediğim bir teksir olmuştur) Tolga, Nam- ı değer Cocteau Twins ile tanışıklığımızdan yaklaşık 4-5 ay geçti ki, artık sıkı blogger olmamın zamanının geldiğini anladım. Bu Tolga ile alakalı pis fikirlerimi başka postlara saklıyorum...


Bir müzik fasilitesinde yeni gelene ilk sual şu olabilir, gayette normaldir; "sen ne dinlersin?" vallahi, ben de tam bilmiyorum ama Tolga gibi arada açıp Mezdeke dinlemem! :) Last fm vereyim, ordan bakın. (lastfm.com.tr/user/jackmeg)


Devam etmem gerekirse, dinlediklerimden sonra, "sen bu bloga ne katacaksın?" suali ile karşı karşıya kalabilirim, açıkcası ben bu bloga katsam katsam İzlandikî Sentimentalizasyon katabilirim... Evet efendim, İzlanda diyince bende garip bi şeyler oluyor; hatta ortalıkta duyduğum kadarıyla bi sürü İzlanda blogu da varmış. Blog fakiriyim bilmem... Neyse, İzlanda dışında katmaz mıyım Twee Pop şeyler? Solo proceler filan. Hadi onları da yaparım.


İşte böyle, az yazarım, çünkü tembelimdir. Daha da ötesi; blog işlerinden yeni yeni çakar oldum. Hatta son 3 (üç) günüm Tolga Bey' imiz ilen bloga nasıl yazılabileceğimin sağlamasını yapmakla geçti ( o nasıl bir yazma yeridir yahu bi sürü kod mod çıkıyor) hadi öbdüm. Gelene kadar, freş kalın. Bir de etiket işinden anlamam Tolga sen yap:)


0 com

Diamanda Galas - The Divine Punishment (1986)


























O loş ışıklı restoranlarda görünce insanları, öyle bir kayboluyorum ki gerçek dünyamdan.. amansızlaşıyor herşey beynimde. "Neden bende giremiyorum öyle yerelere yada şık lokantalara" düşüncesi değil bu. "Ne diye gireyim ki" düşünceside değil.. Düpedüz acaipleşiyorum işte. Kıyafetini bile beğenmeyip seni içeriye almayan bir konsept hakim. Şakadan öte mi ? Yoksa sınıfsal farkları bire bir göstermek için özellikle yapılmış bir davranış biçimi mi ?. Apayrı bir boyut orası. Çocukkenden beri hep o boyalı ekranda gördüğümüz ve nedense kanal değiştiremediğimiz mekanların yanından geçerken hep şöyle bir bakarım dikkatlice.. İçerdekilerin rahat ve güngörmüşvari olan hal ve tavırlarına, mimiklerine, ne yediklerine, nasıl bir şey olduklarına, oturdukları sandelyelerin tasarımına, garsonların onlara hizmet ederken ki disiplin kokan oyunculuklarına.. ve daha onlarca şeye. Evet, gayet kısa süre içinde bakarım o kadar şeye. Bilirsiniz bazı şeyler için bir kaç saniye bile yeterlidir. Oranın kapısında öylece durmanıza gerek yoktur. Dışarıdakiler daha farkındadır herşeyin.. ve yüzlerce insanın yardıma ihtiyacı olduğunun. Maddiyat yüzünden elinden bir şey gelmediği için, içinin kanadığını her gün hisseder.. ve yüzlerce kat daha merhametlidirler içerdekilerden. Yedikleri o miktiriboktan şeylere o kadar çok para verirler ki, bu sadece o güne mahsustur. Ayda, yılda ne edicektir o paralar umursamazlar. Paraları her yerdedir çünki. O aynalı güneş gözlükleriyle dahada küstahlaşırlar dışardakilere karşı. Bakakalırız sadece. Hiç bir şey yapamadan, söyleyemeden ama bolca söylenerek.. Ve hep içeride yine dışarıdakilerin pek dinlemediği ama içeridekilerin de ne denli dinlediği belirsiz olan Jazz yada Klasik müzikler çalmaktadır. Ayrıca neden hep Jazz dinleyenler genelde içerdekiler gibi anılır. Neden hep onlar gider o tür konserlere yada neden o türde şeyler çağırırlar yaptıkları partilerine. Elit dediğimiz kesimin ant içerken listede olan bir unsurmudur Jazz. Misal, neden bizim gittiğimiz yerlerde çalan şarkılar, türküler orada hiç çalmamakta hatta kaka gözüyle bakılmaktadır. Çok mu kekoyuzdur onlara göre, yoksa biz mi farkında değilizdir bunlara ? Bunca anlatımdan sonra anlatılmak istenilen içerdekilerin hayatta en kaka insanlar olduklarımıdır yoksa ? "Keeşke çook param olsaydı da herkese maddi destek sağlasaydım"cılıklarımız ne zaman gerçekleşicek hiç bilemezken, gerçek hayatın alabildiğine olan tozlu havasınıda ciğerlerimize çekip, karşı ki dağları yıkarcasına bir OF çekmekte yine bize kalıyorken, bir bok istemediğime de emin oluyordum..

Git, git, git.. gidebildiğin kadar + öpücük.


Durun! Bu albüm çok ağır. "Dead Can Dance" vokalisti "Lisa Gerrard"ın sesiyle yaptığı Bass seslerden hani. Piano var, yer yer çok basslaşan ses oynamaları da, Fransızca söylemler de. Kimini tokatlıyacak, kimine yüz ton gelecektir. Yunan uyruklu ailenin Amerika doğumlusu.



4 com

.strangers die everyday-aperture for departure.


.iç burkan keman seslerine doyamayanlardansanız, denemelisiniz kesinlikle bunları. last.fm de okuduğum yazıda godspeed ile black heart procession arasında olmaları yorumu önce bir düşündürdü beni ama evet var, vokal olmaması daha çok post-rock tabanlı bir müzik gibi anlaşılmasına sebep oluyor olabilir ama black heart ın karanlığı var üstlerinde.
.bugün dolunay var, gece çıplak kayalarda bekliyor olacağım, ve belki de kulağımda strangers die everyday, slow bike'ın yıkıcı yaylılarıyla beni herhangi bir yabancı gibi öldürüyor olurlar. bu aydınlık yaz günlerinde benden uzak durun, daha koyu tonlarla ortalıkta zehir saçıyor olmam mümkün.
buyrun
0 com

Ychorus Volume 52



















En son Ychorus Volume serisininden 50. ve 51.yi aynı anda basmış, bol seçenek sunmuştum yeni kapılar için.. Umarım iyi keşifler yapanlar olmuştur. Bize yada bana Ychorus'dan keşiflerini ileten yada mesajlayan hatta yorum gibi şeyler atan pek olmadığı için bilemiyor ama yinede hiç bilmediğim ve tanımadığım insanlara yol gösteren olmaktan kıvanç duyuyorum (Harbiden, kıvanç ne biçim bir kelime aslında. Yıllardır tam anlamını bilemiyoruz bence). Kafama göre seçtim yine bazı kayıtları. Ben güzel olduğunu düşündüğüm için buraya koydum ki siz de güzel olduğunu düşünebilirsiniz hani.. Ayrıca şu üstte görmüş olduğunuz teyze bizzat anannem olur ve gözündekilerde 3 boyutlu gözlükler dediğimiz 3D olayındandır. Gayet çılgın bir anannem olduğunu söyler yakın çevrem. Pentagram tişörtüyle tarlaya çalışmaya gider. Her an evinde kuru kafalı tişörtlerle iş işlerken görülebilir, görüldüğünde anında kaçılmalıdır. Yok şakaydı, kaçmayın.

Alttaki düşüncelivari duran kızcağızda 2007 Ağustos / Barışarock festivalinde habersizce çekildiğini düşündüğüm, biricikvari yazarımız "giz" hanımlardır.. Toplamayı indirdiğinizde içinde 2 farklı Ychorus Vol. 52 kapağı daha çıkıcak, birinde benimde bir görüntüm yer alıcaktır. Bu arada toplama kapaklarında benimde çektiğim bir foto olsun, hatta dur ya en güzeli ben olayım direk kapakta diyorsanız bana fotoğrafvari şeyleriniz atabilirsiniz. Adresim aynısı, marketin karşısı : ychorus@windowslive.com





Ariel Pink's Haunted Graffiti - Cant Heart My Eyes

Psychic TV - United

Henry Gale - The Constant

Flow - Zoophilia

Microfilm - The Night Of J&B

Thee Headcoatees - Have Love Will Travel

Benni Hemm Hemm - Sól á Heyhóla

Squarepusher - Circlewave 2

Tara Fuki - Majli

Muslimgauze - Azzazin

Pacific UV - Ljiv

Sol Seppy - 1 2

Stereolab - Nothing To Do With Me

Aidan John Moffat - I Will Walk

A Drive By - Nothing Left To Say

A Sleeping Theory - Today's Wasted Hours

Stereolab - Tone Burst (Country)

Mijo Feo - Waltz






1 com

Sol Seppy - The Bells Of 1-2 (2006)



























Neu!, Fujiya & Miyagi, Psapp, gibi isimlerin albümlerini basan ve genel anlamda Pop tadı hakim olan (Serdar Ortaç gibi bir Pop elbette değil) projelerin albümlerini basmayı yeğleyen "Grönland Records" sahiplerinden çıkma bu albüm, Trespassers William, Mazzy Star, Hope Sandoval & The Warm Inventions gibi isimlere benzeşen havasıyla bir kaç gündür defalarca dinlemek zorunda kaldığım bir albüm oldu. Uzun süre öncesi indirmeme rağmen bolca dinlemek geçen haftaya nasipmiş. Bir şey kaybediceğinize pek sanamıyorum. Bulunası. Almanya çıkışlılar.. Açılış kaydı olan "1 2" adlı beste alışkanlık yapabiliyor. Şarkıdaki tuşlulara seçilen tonun hastasıyım ayrıca..

Hatta albümden " Slo Fuzz" çekilen klibede şurdan gidilebiliyor: http://www.lastfm.com.tr/music/Sol+Seppy/+videos/3099802


1 2 (3:58)
Human (4:28)
Come Running (3:27)
Move (3:25)
Gold (2:22)
Injoy (4:30)
Slo Fuzz (6:25)
Loves Boy (3:46)
Farewell Your Heart (2:51)
Answer To The Name Of (3:54)
Wonderland (3:33)
Enter One (6:15)

4 com

Neler dinledim/dinliyorum..
















Lastfm radyosunu dinlemek, bildiğiniz yada şu an bileceğiniz üzere artık paralı! Bir kaç yuro sonrası size geri dönüyor radyo ama işin iyice cıvkını çıkardıklarını düşünüyorum şahsen.. E zaten lastfm göstergelerinide blogdan kaldırdığıma göre, uzun bir aradan sonra "Bugünlerde Neler Dinliyorum" köşesine bir el atayım dedim.. "Gizliden, gizliye beni takip eden ne çok da insan varmış yahu" diye söylenip ve ekleyip, geçiyorum neler dinlediğime.

Ha bunları tavsiye etmek mi.. Aşure gibi adamım ben müzik konusunda. Her an beni takip edeni ve yanımdakini şaşırtma duygusunu hat safhaya çıkarırım. Yarı yolda da bırakmak istemem. Dikkat-i etiketi.


Proudpilot
DDR
Hayvanlar Alemi
Felt
Swans
Jarboe
M. Gira
Lodos
Slint
Sonic Youth
Lee Ranaldo
Kim Gordon, Ikue Mori, Dj Olive (SYR 5)
Wire
(Grup) Vitamin
Ece Dorsay
Maya
Brian Eno
My Bloody Valentine
İlhan İrem
Labradford
Bülent Ortaçgil
The Seven Moon Times
Morrissey
The Smiths
Sol Seppy
Kitar0
Rodan
Sigue Sigue Sputnik
Spectrum
Magazine
Engineers
Pink Opaque
Shop Assistans
X
Bark Psychosis
Diamanda Galas
Zelienople
Bell Hollow
Stereolab
Ariel Pink's Haunted Graffiti
Flow
Tara Fuki
Sigur Ros
Disco Inferno
Aidan John Moffat
Benni Hemm Hemm
Microfilm
Uman
Kerem Görsev
Ron Sexsmith
The Cure
Ayşen
Boran
Beck
Replikas
Cenotaph
Mezdeke
Cocteau Twins

Ve daha aklıma şu an gelemeyen biiir sürü şey daha.. Ayrıca, Pc'den müzik dinlemeyi hiç sevmediğimide tekrar dile getireyim. "Ne varsa müzik setinde var" felsefesini yıllardır sürdüren biri olaraktan sizleri paranıza kıyıp ve tabii biriktirerek orjinal CD yada kaset almaya teşfik etmek, mp3'den ne denli farklı bir ses çıktığını tekrar tekrar farkettirmek istiyorum..

Esenlikler.
2 com

Zelienople - Hollywood (2009)





















Karton kutuların arasında otururken eğer rüzgar esiyor ve hava oldukça soğuksa, bedenimi üşütmeyen o tekmelenen kutuların önemini bir daha anlayıp gülümseyebiliyor-ken, halen hayata dair plansız, parasız, kremalı pastasız ama sadece anı yaşamayı seven bir yapım olmadığınıda etrafımdakilere hissettiriyordum..

Ayrıca, şu "Zona" adlı hastalık ne pis bir şey olduğunuda annem acıdan yanımda kıvranıp, ağlarken anlayabiliyor ama sadece bakmakla yetinebiliyordum. İlaçların bile bazen tesir etmediği anlar olur ya, işte bolca onlardan düşünün ve sabahın gözlerinizin açıklığıyla olduğu da düşünün. Öyle bir şey..

İlginç şeyler oluyordu ama son dönem iyice ilginçleşmeye başladı yaşam. Uyurken ve uyanıkken. İçinde olduğum trenin kaza yapıcağını 15 dakika önce hissedip beklemeye başlamıştım. Kulağımda "Felt" kankileriyle müziğini icra ediyor, ben uyuklayıp makinistin kaçın demesini bekliyordum. Derken olan oldu ve o lüks arabayı altımıza alıp metrelerce sürükledik. Sürüklenme öncesi makinistin ayağa kalkıp "Arkaya doğru kaçıın" demesiyle hem gülümseyip hemde önümde kaçmaya çalışan amcanın güvercin adımlarla ilerlemesini de bir güzel kahkaha atarak karşıladım. Sonuç neydi ? Şuydu: Arabadaki kendini dışarı atmış, trenin ufak bir yeri hasar görmüş, panik ve korku dışında kimseye bir şey olmamış, yarım saat sonrası da hiç bir şey olmamış gibi yola devam etmiştik. Ben ise, herkes kendini benimle birlikte trenden aşağıya atıp yere ayaklarıyla bastıktan hemen sonrası "Gelmiş geçmiş olsun, allah korudu valla" nidaları eden halk eşliğinde yine aklıma gelenin gerçekleşmesi nedeniyle kıs kıs gülüyordum..


"Zelienople" yeni albümünü gördüğünüz gibi yeni bastı. Dinleyelim.

Band:

Matt Christensen (guitar/vocals)
Mike Weis (percussion)
Brian Harding (guitar/clarinet)
Neil Jendon (guitar)


3 com

The Names - Swimming + Singles

The Names, 78'de kurulmuş Belçikalı bir post-punk grubu.. Belçikalılar ama ortalama bir İngiliz post-punk grubundan pek aşağı kalır gibi değil müzikleri.. bana kimi zaman Joy Division'ı, klavye ve piyano kullanımlarıyla da Sad Lovers and Giants ve Magazine'i anımsatan, tatlı müzikler..


82'deki sanıyorum tek LP'leri "Swimming"i, bazı single'lar ekleyerek 91'de tekrar yayınlanmışlar "Swimming + Singles" adı altında, çoğu The Names parçasını ihtiva eden bir albüm çıkmış ortaya..

DWNLD
5 com

Tactics - My Houdini (1981)



Görüyorum ki 5 Mayıs'dan beri hiç bir albüm paylaşamadım sizlerle.. 5 Mayıs eskiden sevdiğim ama şimdi ikizleri olduğunu duyduğum o karşı cinsimin doğumgünüydü. Ne güzel de mavi taşlardan oluşan o gümüş kolyeyi almıştım ona, bilmem kaçıncı doğumu sabahı.. Askere giderken arkasından feryat figan ettiği o ortak arkadaşımıza yaktı sonra abayı.. ikizleri için de o bastı düğmeyi ve imzaları. Herneyse..

Bahanem hazır. 5 Mayıs sonrası bilgisayara giren o canıımsız virüs resmen bitirdi beni. İlk defa bu kadar ayrı ve gayrı kaldım belki de o yüzden.. Format atılmasına karşı inanılmaz ama bana olduğu için aslında inanılabilir aksilikler dolu neredeyse 1 ay geçirmiş ve bunları burayı aktarırken kendimi buluveredebiliyorum. Koca 1 ay geçti.. Neler oldu bu arada diye düşündüğümde, herhalde pc başında oturmadığım için sanırım bir 5-6 kilo vermişim, sıcaklar aniden bastırıverdi. Orjinal CD'ler aldım baya bir. Biriktirdiğim paralarda bitti böylelikle. Kola hiç içemez, tuz yiyemez, ekmek neredeyse hayatımda en az yediğim bir dönem geçirmiş bulunmaktaydım böylelikle. Eski iştahım da hiç yok.. Halen kaideye değer bir gelişme de olmadı. Yoksa, yoksa helen o sihirli değnekli peri kızını mı bekliyoruz hepimiz iyi olmak yada iyi gelişmeleri gerçek anlamda duymak için.. Böyle beklersek bir bok olucağı da yok afedersiniz. Polyannacılık bile oynatamadı bu krizsel dönem. Herkes için böyleydi ve anlamak için çabaya gerek yoktu. Ama bakın ki düzelmeye başladı bu pis oyun. Rayları artık kabul etti. Ha bu arada Hadise 4. oldu. Beşiktaş'da kupa almış. Litvanya 1. çıkmakla çok şey kaybetti. Herkesciklere bir İzlanda büyüsü yapılmış ve halen full time devam ederken, zırvalamayı bırakıp konuma ve konuğuma geçivermek istiyorum..


1978 Sydney doğumlu bir Post Punk işlevi yüksek bir proje olan "Tactics" 1981 yılında alttaki debut albümüyle Post Punk/Indie piyasasına atlamayı yeğler. Ondan sonrası da bıdı bıdı bıdı diye ilerler.. 1990'da paydos verilir ve geçtiğimiz su gibi akan zaman diliminde tekrar parlamak isterler.

Aslında onlarca Post Punk grubunun içinde sıyrıldıkları bir özellik vardır ki o da vokalistleri olan "Dave Studdert" isimli amca yüzündendir. Tizsel ve ilk dinleyişte kolayca alışılabilen bir ses rengi olmayan bu amcamız, zaman içinde kendini kabul gördürttürür ve üflemeli sazlar eşliğinde "Tactics" sularına akın ettirir dinleyenlerine. Yeter bu kadar..

"Tactics" ile yapılmış bir Rop. olayını okumak içinde şuraya tık tıklayabiliriz: http://www.i94bar.com/ints/tactics.html

























0 com

Gastr Del Sol - Camoufleur

Eğer bir maniniz yoksa indirin derim..

1. Seasons Reverse
2. Blues Subtitled No Sense of Wonder
3. Black Horse
4. Each Dream Is an Example
5. Mouth Canyon
6. Puff of Dew
7. Bauchredner


1 com

Mooncake - 444 (Live)



Getirin bu kızı bana.
0 com

Change Of Plans - Sing

1 com

Parenthetical Girls - A Song For Ellie Greenwich

0 com

Kimono



kimono give their fans a sneak preview of their nex album by playing Tomorrow in their Reykjavik studio.




Kimono give their fans another teaser of the upcoming album, performing the track "Get Ready For Some Pain To Have" in their Reykjavik studio.
0 com

Casino Versus Japan - Whole Numbers Play The Basics


"Whole Numbers Play The Basics" CvsJ'in 2002 yılına ait olan ve şu ana kadarki son çalışması, sound'un biraz daha mükemmelleştiği bir albüm.. bundan sonraki albümlerini oldukça merak ediyorum.. kendisi bu uzun sessizliğini 2009'un sonlarına doğru bozacakmış galiba, e haydi inşallah diyelim..
"come back Erik, we miss you!"..

DWNLD
1 com

Casino Versus Japan - Go Hawaii

Casino Versus Japan, bağımsız takılan Amerikalı müzisyen Erik Kowalski'nin elektronik olayı.. o da Ulrich Schnauss gibi shoegaze/dream pop/noise pop etkileşimli bir abimiz, dolayısıyla Schnauss severlerin beğenebileceği şeyler yapıyor..


CvsJ'in 99 yılına ait albümü "Go Hawaii" her ne kadar güneşli bir şeyleri çağrıştırsa da, -en azından bana göre- karanlık hissiyatlar taşıyan bir albüm.. bir yaz gününü anlatıyormuş gibi görünüyor, ama sanki soğuk ve karanlık bir kış günü odasına kapanmış birinin yaz mevsimini hayal etmesi gibi daha çok..

(ha ayrıca, yanlış hatırlamıyorsam Thom Yorke'un da favori adamlarından birisi imiş Casino Versus Japan.. ki, Yorke'un solo albümünde de CvsJ'i hatırlatacak şeyler sık sık çalınır kulağıma..)

DWNLD
0 com

Sunn0)))-Monoliths&Dimensions(2009)



download
1 com

Bell Hollow - Sons Of The Burgess Shale


Sons Of The Burgess Shale
Bodies, Rest And Motion
Secret Key
Shukriya Moon

DWNLD
0 com

Kid606 - PS I Love You


DWNLD
0 com

Black Bear- Black Bear




thefurthatheiswearingisthefurthatheprefers
0 com

Catherine Wheel

90'ların kadri kıymeti bilinmemiş yetenekli gruplarından biri de bunlar.. The Chameleons ile başlayıp The House of Love ile devam eden etkileşim zincirinin bir halkası olmalarından mıdır artık nedendir, o grupların "hak ettiği ilgiyi görememe" kaderini de aynen paylaşıyorlar ne yazık ki.. (nasıl da boynu bükük duruyor garibanlar :P)


indie tarzı müziklerde genelde pek kullanılmayan, hatta indie alemlerinde yer yer "tiksinti" ile karşılanan "gitar solo" olayını shoegaze'e yedirmeyi gayet harika bir şekilde başaran bir grup Catherine Wheel.. (özellikle bkz: I Want To Touch You.. nasıl da orgazmik bi solodur o öyle).. müziklerinde solo gitar kullanmalarına kimileri "tarzın dışına çıkma" şeklinde tutucu bir yorum getirse de, ben şahsen bu yönüyle Catherine Wheel'in shoegaze'de fark yaratan yegane gruplardan biri olduğunu düşünüyorum..

92 çıkışlı "Ferment" ve 93 çıkışlı "Chrome" grubun en başarılı albümleri.. gitarlarla bu kadar derin ses denizleri yaratabilen başka bir grup gelmemiştir herhalde.. buz gibi serin ve ferah gitar denizleri.. sanki içine dalıverip yüzebilecekmişim gibi geliyor.. Chrome albümünün kapağında olduğu gibi.. o albüm kapağındaki resim ve oradaki mavinin tonu herşeyi anlatıyor sanki..


Ferment:

Texture
I Want To Touch You
Black Metallic
Indigo Is Blue
She's My Friend
Shallow
Ferment
Flower To Hide
Tumbledown
Bill And Ben
Salt
Balloon

DWNLD


Chrome:

Kill Rhythm
I Confess
Crank
Broken Head
Pain
Strange Fruit
Chrome
The Nude
Ursa Major Space Station
Fripp
Half Life
Show Me Mary

DWNLD

.

.

Öpücük