1 com

Flipper - Album Generic Flipper (1981)




























Yıllar o zaman Nirvana'nın ne denli kült olduğunu ilk düşündüğümüz yıllardı ve grup fotolarına bakıp ta "kahrolsun, şimdi bunları canlı izleyemiyecekmiyim ben hiç bir zaman" lafını tüttürürdük boğazımız da. İşte o meşhuur fotoların birinde Cobain, her zaman ki Punk görüntülü salaş tavırını ortaya koymuş ve bir duvara yaslamıştı kendini o koca güneş gözlükleriyle. Üzerinde de beyaz bir tişört, bir balık ve Flipper yazmaktaydı. Merak etti bazılarımız nedir bu diye ve daha sonraları öğrenicektik ki Grunge olayının yaratılmasındaki temsilcilerdendi onlar. Bir şekilde bulduk, dinledik, sevdik, benimsedik ve zaman hiç durmadan akıntısını kulaklarımızın için de hissettirdi. Herşey müzikten ibaretti ve öyle kalıcaktı. Dışa vurum gerekti..

Ayrıca bir dönem Nirvana'nın bass adamı Krist Novoselic'de Flipper'a dahilmiş. Onca yıllar sonra da geçen sene Flipper Live: Target Video 1980-81 adlı bir DVD yayınlanmış.

























Flipper - Album Generic Flipper (1981)
Label: Subterranean Records

Ever
Life Is Cheap
Shed No Tears
I Saw You Shine
Way Of The World
Life
Nothing
Living For The Depression
Sex Bom

0 com

Hüsker Dü - Land Speed Record (1981)


















Nostalji yapıp, en son nereedeyse 10 yıl önce beni üreten bedenlerle beraber bir tatile çıktım. Küçükkene gittiğim yerlere yine adım attım. Tekrar kendimi aradım oralarda. hiç bir şey değişmemiş gibi gözükse de, baya şey değişmişti aslında. İnsanlar ve herhangi her yerlere katılım gayet azdı ve bu ben dahil hepimizi üzdü. Krizsel durumlardan olduğunu söyleyen insancıklara da inanmakta zorlandım açıkçası. Artık koskoca bir Çeşme popüleriterliği vardı ve bu durum kaçınılmaz olmuştu. Yüzdüm, yüzdüm, yüzdüm. Amelevari bir yanığa sahip olucağımı düşünmüştüm yüzerken ama pek öyle olmadı aslında. Daha klasik bir yanış stilim oluştu. "Ve Kuşadası da bitmeye yakın olmuş kardeşim" demekten de kendimi alamıyordum doğrusu. Ki kim bitmeye yakın değildi ki sanki.. Çıplak bedenlere baktım, başka bakıcak bir şey olmadığı için. Sadece bakmakla yetindim, tıpkı 10 yıl öncesi gibi. Sevdiğim 2 gözlü, 2 kulaklı, burunlu hatta ağzı bile olan varlıklar yanımdaydı ama.. Yorgundum. Çok yorgun. Var gücümle hem de..
Hardcore'sal Punk bedenler bunu çıkardıkların da pek çok şeyin farkında ve pek çok şeyin farkında bile değillerdi. Yıllar geçti, biz büyüdük ve bazı şeyleri dinlemeye devam ettik. Onları koklamaya ve iç geçirmeye. Devam etmeye, yerimizden zıplamaya yakın olduk. Sonraları yine durulduk, yine oturduk üstlerine. Böyle devam edicekti herşey ve hepimiz farkındaydık. Herneyse..





Hüsker Dü - Land Speed Record (1981)
Label: New Alliance Records

All Tensed Up
Don't Try To Call
I'm Not Interested
Guns At My School
Push The Button
Gilligan's Island
Mtc
Don't Have A Life
Bricklayer
Tired Of Doing Things
You're Naive
Strange Week
Do The Bee
Big Sky
Ultracore
Let's Go Die
Data Control

1 com

Cocteau Twins - Snow (Single) / Tishbite (Single)



























Devam ediyorum.. Artık yediğim pilav bile eski etkisini göstermiyor içimde. Elmalarımı bile bolca yiyemiyor, sık sık yediğim ürünleri tüketemiyorum.. Öyle bir konuma gelmişim ki sanırım her şeyden uzaklaşıyorum gün geçtikçe. Bunun adı değişim mi sence ? Eser beylerin yazdığı güzelim yazıları okurken bile sanki okumuyor ve düz tabanmışcasına kaçamıyorum hiç bir yerden ve kimseden. Donukluk hat safhada her daim. Usulca yatağıma uzanıyor ama yine de dönüp durmadan yapamıyorum. Rüyalarım hep bir karmaşa için de. Tensel zevkler ise bin mil öte de. Benzinim yok, ayakkabım ise hiç yok. Herşeyimle bir başayım. Bana ait olan pek çok şeyi dağıtıyorum uzun süredir. Veriyorum. Bir daha benim olamıcaklarını bildiğim halde, benim olan pek çok şeyi veriyorum. Yine de uslanmıyor içimde ki kahrolası boşluk. Durulmuyor, ilerliyor. Hem de hiç durmadan, dur durak bilemeden ilerliyor. Kimse öğretmemiş ona ama ben çabalıyorum bolca. Oyuna devam hissim yerin de, gerisi ise sıfıra yakın..

Bir bok anlayamıyorum neden böyle olduğuna dair. Yaslarım siyah değilken bile hep içimdeydi gri tabanlı boşluklarım. Everest misali bir yerden doğru kayıp gidiyordum ağırlığımca. Tüm detayları içim de saklıydı. Onlar ise hep zavallı olarak kalıcaklardı. Nadir bulduğum o anları artık iğneyle arıyor ve değişimin köklü hissini iliklerim de hissediyordum. Herşey bir yana, damak zevkim bile değişime uğramıştı. Etrafımdakiler, etrafımda olamayanlar ve uzaktan takip ettiklerim.. içim, dışım, yüzüm, saçlarım, dişlerim, organlarım ve beni ben yapan bedenim. Komple uzaklaşıyordu vardığım noktadan. Durduramıyorum.. Elimle itmekle kalmayıp, ayağım la tekmeliyor ve gaddarsal bir hale geliyorum. Ufak tartışmalar da bile parlayan bilen bir hale bürünmüştüm ve bunu istemiyordum hiç. Oysa ki çok uslu ve sabırlıydı bu beden. Aslında halen öyle ama anlık görüntülerim de değiştiğimi sananlara da bir çift lafım yok diyebilirim. Kişilik denilence şeyim halen sapasağlam ve aynı durmakta. Zaten tek güvencem de bu kendime dair. Biliyorsun..

Hiç bir şeyi özleyemiyorum sanırım şu an. Ya da hiç bir şey istemiyorum.. Sadece akıtıyoru zamanı ve olucakları. Olamayanları, hayallsizlik anı mı, ulaşamadıkları mı, geçiş dönemlerimi, geçemeyen dönemlerimi, geçemesini istemediğim dönemlerimi, her zaman ki yollarımı ve uçsuz bucaksız olan papatya tarlaları mı.. Halıları kemirden önce yuttuğum onca tozu ve iç geçirmeleri mi. Şişeden içtiğim sıvı miktarı kadar yoksun artık gözüm de. Sen, sen değilsin artık. Sırtımdan boşalan terlin ıslaklığını an itibariyle hisseden bedenimin sahibi ol istemiyormuyum sanıyorsun. İstiyorum sanırım.. Remix albümlerin hastalığı gibi oyna derim de. Ama ileriye gitme.. Çünki orada kimseyi bulamıyacaksın. Tüketiyorum tüm sevdiğim şeyleri. Tamam çok abarttım. Bir kısmını saklıyorum tabii. Ama en önemlisi; biliyorsun ki artık sen de tükeniyorsun benimle birlikte.. Daha neler yapıcaksın merak etiyor da değilim. Gülüp geçiyorum.. sırf senin sinir olucağını bildiğim halde. Uzanıyorum yine şimdi yer yatağıma ve seni bekleyen onlarca rüyamla..

İçim de var gücüyle çalışan ışıksızlığıma..






















Cocteau Twins - Snow 1993

Winter Wonderland
Frosty The Snowman

Cocteau Twins - Tishbite Disc 1 (1996)

Tishbite
Round
An Alean

Cocteau Twins - Tishbite Disc 2 (1996)

Tishbite
Primitive Heart
Flock Of Soul


0 com

Robin Guthrie - Drifting A.F.U. (1999)




Öldüğün de en fazla üzüleceğim yerli besteci olan Bülent Ortaçgil'in bana göre olan en iyi 25 bestesinin isimlerini paylaşıyorum sanırım. Paylaşmazdım oysa ki..

Saçların
Sevgi
Bir Kuş
Yolculuk
Dalyan
Sensiz Olmaz
Bir Başka
Mavi Kuş
Kimseye Anlatmadım
Nereye Sokağı
Hiç Bir Zaman
Her Şey Sevgiyle Başlar
Anlamsız
Bütün Sokaklarım
Zamana Sıkışmış
Kızıma Mektup
Deniz Kokusu
Değirmenler
Pencere Önü Çiçeği
Mum
Bozburun
Sıcak
Basit
Çığlık Çığlığa
Arada Sırada Düşünür
Photo: Bülent Ortaçgil






Nadir, gayet nadir bulunanından. Hatta dünya çapına sadece 1000 adet basılan bu albümün bir tanesi CD arşivim de bulunmakta. Robin Guthrie hep özel, her daim özel.. En büyük dayanağım bir nevi. Bülent Ortaçgil'de yerli olanı.



0 com

Explosions In The Sky - 41308 Variety Playhouse Atlanta GA (2008)







Çok komik bir şey oldu geçirdiğim saatler için de. Askerlik öncesi olan 2002 dönemlerin den tanıdığım bir arkadaşı asker sonrası yolda, orda, burda görüp hep selam verirdim hatta ismiyle hitap edipte selam verirdim vs.. ama o her daim soğuk bir şekilde selam verir hatta yolda karşılaştığımızda yüzüne bakardım öylece hiç oralı bile olmazdı. Elbette bunun nedenini bilmiyordum ve biraz geriyordu beni. Karşıma alıp soruşturma yapmayı bile düşünüyordum neden diye. Derken 2 gün önce her zaman tezgah açtığım yerin önünden daha öncesi de olduğu gibi rastgele geçiyordu ve beni görüp yıllardır görmeyen ve özleyen insanlar gibi gülümseyerek geldi.. "Naber yaa" diyerek bana doğru geliyordu ve ben çaktırmadan arkama bile göz attım acaba kime diyor diye. Hiç bozmadım. Yanıma geldi ve konuşmaya başladı heyecanlı bir şekil de. "Nerelerdesin ya, ben seni görmüyorum uzun zamandır, hep geliyormusun pazarlara, burada mı açıyorsunuz vs. vs. vs." sorularına cevap verdim ve öylece kalakaldım hatta gittikten sonra kahkaha bile attım. Dün yine geldi ve "Özledim ya, biraz konuşalım mı" dedi, konuştuk ve sonra da gitti. Hayatımın gidişatına dair ortak dertlerimiz ve düşüncelerimiz olduğunu farkedip gülümsedik ikimiz de. O kadar.. O değil de, saçlarım aynı, kıyafetlerim yine aynı ve yıllardır tezgah açtığımız yerler de aynıydı. Herşeyim hatta komple ben bile aynıydım ama bu insan nasıl olup ta bilmem kaç seferdir öyle yapıyor sonra da hiç bir şey olmamaış gibi böyle yapıyordu. Şaşkın ve halen gülümseyerek buluyorum kendimi. Güzel bir his bu. Keşke böyle olsa hep yaşam yada tüm beklediklerim... Onlar ve halen var olamayanlar. Nerelerdesiniz diyorum bir kucak dolusu..

Geçtiğimiz hafta için de uzun zamandır gitmediğim 2 müzik dükkanına gittim oturduğum küçük kasaba da. İşime yarayan CD'ler olduğunu hatta gittigidiyor.com üzerinden 25-30 lira istenilen CD'yi buldum ki o parayı vermeyi bile istiyordum benim olması için. 90'lar Türkçe Pop diyelim onların türlerine. Onlarla büyüdük ve neden elimin altın da olmasınlar ki derim hep. 90'lar da çok şey yaşadık, çok da şey yaşayamadık. En heyecan verici günlerin tarihiydi 90'lar. Körpeydik ve içimizde ki ateş boylu boyuncaydı.. Herşeyi mi götürmeye yakın oldu 2000'ler. Ayrıca eski günlerinden utanan ve o dinlediklerini hiç bir yerde söylemeyip, küçük bulan insanlarla hiç işim olmaz. Ben onlarla büyüdüm, onlarla zevk aldım, onlarla hayal kurdum, onlarla birilerine dokundum, onlarla dostluğu bildim, onlarla kahroldum, onlarla saçımı uzattım, onlarla yere düştüm, onlarla en yükseğe kalktım, onlarla devam ettim.. Umrumda bile değil utananlar ve küçük görenler. Ben kendimin ne istediğini ve ne istemediği mi bildiğim sürece ve aklıma mukayet oldukça bu böyle gidecektir. Indie yine benimle, bazı agresif, ölümcül soundlar da, 90'ler Türkçe Pop'da. Herşey sıkıcıyken, daha fazlasına katlanamıyacağım da artık kesinleşti. Bitirdiniz bazı şeyleri mi, bari geri kalanları almayın. Gidin artık gölgemden ve beni sevdiğim insanlara bırakın. 3-5 kişi onlar. Geri kalan her şey sizin olsun, bıraktıklarınız da benim..

Eskisi gibi artık yazı yazamıyacağım sanırım. Ya bir süre ara vericem yazılara yada bambaşka şeylere yolculuk edicem. İnterneti bile kapatmayı düşünüyorum aslında. Eski günlerim de yaptığım okumaları, boş kasetlere rastgele şarkı yüklemelerini, kasetlere büyük bir aşkla bakmayı, onları dokunmayı ve hiç bırakmamayı, saçma sapan giyinmeyi, öylesine gezmeyi, alakasız insanlarla bile oturup muhabbet etmeyi, halı üzerinde öylece oturmayı, tek noktaya takılıp tüm şarkıları bir şey düşünmeden dinlemeyi, hayaller kurmayı, düğünlere gitmeyi, neden gittiğimi bilmeden insanların oynamalarına bakmayı, onları gözlemlemeyi, gülümsemeyi ve dahası onlarca olan yaptığım şeyleri yapamıyorum artık. İnternet dünyasına 10 sene öncesi adım attığımdan beri bu böyle gidiyor ve artık sanırım geri çekilmeyi planlıyorum. Bana yine ulaşmak isteyenler bir yolunu bulucaklar yada neden ulaşmak isteyeceklerini bilemiyor ve sanamıyorken artık susmaya karar veriyorum şimdi. Ychorus elbet kapanmaz malum tam gaz ilerliyoruz bu sıralar. Ha belki ben yine dönerim yazılarla o da belli değil ama albüm paylaşımlarım da artık alakasız bir şekilde oluşan listeler yapmayı yada yemek tarifleri vermeyi düşünüyorum. Hatta güzelim yazarımız "temiz" gibi sadece albüm kapağı koyup paylaşmayı.. Bakalım, her şeyi zaman göstericek. Ben de beklemedeyim yapıcakları mı ve artık yapmıyacakları mı..

Explosions In The Sky ilk ve son kez 2004 yılında bu topraklara ayak basmış ve gidememiştim. Aslında o an askerlik yapıyorumdum ve geldikleri esas toprağin ismi olan İstanbul'daydım. Neredeyse 5 sene geçti ve bizimkilerden halen bir haber yok. Onu da geçtim, onlarca underground grup getirildi bu 5 sene içerisin de İstanbul'a. Halen nasıl olup ta getirmeyi akıl edemiyor bu organize ekipler anlayamıyorum. 5 Sene öncesi ben bile sadece isimlerini biliyorken, şimdi onlaarca insan dinliyor, biliyor, takip ediyor ve en önemlisi değer veriyor gruba. Biri el atsın artık şu işe diyorum. Yoksa ben çıkıcam geceleri otoban da çalışıp para kazanıcam bunları getiricem diye. Ha parayı kazandıktan sonra neden gitmeyesin ki yurtdışından izlemeye diyebilirsiniz.. Onlarca seveni burada gelmeleri için can atıyorken, benim yurtdışında tek başıma izlemek şerefsizlikten başka bir şey olmazdı herhalde. Tamam kabul ediyorum, çok halkcıl bir laf ettim ama öyle. Ben kendini düşünen bir insan hiç olmadığımı yakın çevrem her daim parmak ısırarak bir birlerine belirtti. Hiç bir şey değişmedi. Halen burdayım ve halen aynı fikirlerle devam ediyorum. Bana elini uzatana itmedim hiç bir zaman. Her daim sırtını sıvazladım. Herneyse.. uzatmanın bir alemi yok. Bu albüm basılmamış bir konser albümüdür ve Explosions In The Sky'ın zaten hiç bir live albümü basılmamıştır da. Bulmanız elbette zor. O yüzden arşivlik değeri yüksek. Tracklisti klasör içinden çıkan not defterin de bulabiliceksiniz. Ama şunu da ek geçeyim ki: Konsere Explosions In The Sky'la tanışmama nail olan beste Memorial ile başlıyorlar. Şu live albümler de en sevdiğim olay ateşi yüksek olan insanların, ağızlarından ses çıkarmalarıdır. Gittim..

Not: Yazılarım da ki imla ve bilmem ne hatalarına karışmıyorum. Öylece kalsınlar ki zaten ne anlatmak istediğimi o salak şeyler yüzünden anlayamıyacak insanlara da bir el sallıyorum. Öpücük.


Part 1




Part 2

6 com

Grouper

1 com

Hemi Behmoaras Dj Set @ Peyote - 11 Ağustos Salı "Modern Times"














Yine sabahı buldum. Aslında sabahlamayı seviyorum insan tamamiyle kendiyle olmuş oluyor bu süre içinde çevresindekilerin,tanıdıklarının çoğu uyuyor oluyor ve o an sen uyanıksın bir nevi diğer insanlarla iletişimin yok, daha özgür hissediyor kendisini insan kendini biraz da daha hüzünlü galiba bu özgürlük ve yalnızlığın getirdiği. Bu moddayken bu aralar genelde Change of Plans dinlemeyi tercih ediyorum, an itibari ile de en sevdiğim parçaları "Almost there" çalmakta. Bu saatte insanın kendisiyle kalmasıyla beraber, insan hayallerine ve yaptıklarına da fazlasıyla odaklanıyor; değer verdiklerine nasıl davrandığına, hayalleri için ne kadar çabaladığına ve çabasının ne kadar hakkını aldığına dair yorumlar yapıyor insan.

Gökyüzü siyahtan maviye geçiş sergilemeye başlayınca artık uykuya biraz yer ayırmayı düşünüyor insan.Son uğraştığı işleri de bitirip yatayım artık diyor. Yarın ne yaparım ne ederim diyor ve bir kaç saatlik uyku maratonuna başlıyor.

Kendi adıma bu hafta biraz bürokrasi ile uğraşacağım bir hafta ordan kağıt al buraya götür vs.. Onun dışında an itibariyle salı gününe girmiş olduğumuz için, bu gecenin benim için ayrı bir önemi de var: Her çaldığımda ayrı yerlere gittiğim ve huzur bulduğum pek sevdiğim Dj Set'im. Bürokratik işlemlerimle boğuştuktan sonra sadece bu hafta banttan yayınlanacak radyo programımın (B Yüzü) kayıtlarını tamamladıktan sonra pek ağır cd case imle beraber Peyote'nin yolunu tutacağım ,öncelikle yaklaşık 2 aydır oturamadığım terasında oturup hava alacağım orda çalan müzikle içimi huzurla dolduracağım ve zemin kata inip deck'in başına geçip Dj Setime başlıyacağım, her bastığım tuş, her çaldığım şarkı beni bürokrasiden, hayallerim için uğraşlarımdan ve karşılığını alamamamdan ve diğer üzüntülerimden beni uzaklaştıracak. Beni seslerin ve umutların diyarına götürecek ve içkinin dozu çok kaçmazsa bir sonraki güne çok daha güzel başlamamı sağlıyacak.

"21. Yüzyılın rock ve elektronik tabanlı özgün müzik türleri ve kökenleri üzerine bir deneme." diyerekten yola çıkarak şarkılarını seçeceğim Dj Set'te bir çoğunuzun yabancı olmadığı hatta pek aşina olduğu tarzlarda çalacağım: Shoegaze, Post Rock , Math Rock , Post Punk , Electronica vs.. Sizleri de Peyote zemin kattaki bu akşamki (salı) Dj setime beklerim.Artık kalan son işleri de bitirip ileri saatlerdeki bürokratik maraton için az da olsa enerji depolama zamanı.

İyi Dinlemeler !
0 com

Battles - Tonto+ (2007)



Battles'ın kanımca en efsane şarkısı için çıkarılan single'ı sizlerle paylaşıyorum. Four Tet remix'i ve Canlı Performansları bu single'ın kesinlikle en önemlileri. Mutlaka dinleyiniz. Tonto'nun her saniyesini ezbere bilenler için çok farklı bir deneyim olacak. En azından benim için öyle olmuştu :)

İyi Dinlemeler!





Tracklist:

1.Tonto
2.Tonto (The Field remix)
3.Tonto (Four Tet remix)
4.Tonto (Live at FRF 07)
5.Leyendecker (Live at FRF 07)
6.Leyendecker (DJ EMZ remix ft. Joell Ortiz)

http://rapidshare.com/files/265967768/Battles_-_Tonto_EP.rar
0 com

Bibio - Ambivalence Avenue (2009)

Evet.. Yepyeni yazarları kadroya dahil etmeye devam ediyorum. Bu sıralar sizin de farkında olduğunuz üzere belirgin bir hızlanma söz konusu ve bu beni mutlu ediyor. Ekim 2007'den beri faal olan Ychorus'un dönem dönem değişen kadro durumuna baktığımda, müzikal anlamda en tatmin edici ve en sağlam kadro olduğumuzu farkediyorum. Yine de paylaşım yapmak isteyenlere her daim kapımız açık olduğunu da belirtmek istiyorum. Bir şekilde bana ulaşmanız yeterli yada ychorus@windowslive.com adreside bu konu için 24 saat açık. Paylaşımlar arttıkça hayat daha bir güzel oluyor.. dayanma gücü veriyor.

Bundan sonra her yeni konu girdiğimde, çocukluğumuzdan beri TV'de gördüğümüz ve hatta bazılarını unuttuğumuz tiyatro sanatçılarının fotoğraflarını ekleyerek bir an olsun anmaya devam edeceğim. Pek çok çoğu son günlerini rezil rüsvan bir şekilde geçirmiş ve aramızdan ayrılmışken, onlara verdiğimiz değeri tekrar farketmenin güzel olucağını ve eski günleri yad edeceğimizi düşünüyorum. Misal geçenler de fotoğrafını eklediğim Mürüvvet Sim, son günlerini piyango bileti satarak geçirmiş, hayata tutunmaya çalışmış. Ama herkesi alıp götüren sağlık sorunlarından biri olan böbrek yetmezliğinden de hayata veda etmiş 1980 yılında. İlk oynadığı film1950 yılında çekilmiş. Hep geri planda olan güzelim sanatçının hakkında bir şey bulmakta çok kolay değil aslında. Herşeye ve herkese rağmen hayat devam ediyor sonuçta. Hepimiz onlarla büyüdük ama gönül istrerdi ki bir kere de olsun yanına gidip kanlı canlı görelim. "Görmek ne işe yarar ki" demeyin lütfen.. Bunu anlatmamın saçma olucağı gibi Biblo arşivinizi döşemeye yine kol kanat germekteyim. O değil de, bu kadar eski bir şeyi nasıl hatırladığımı bende bilemiyorum ama Adile Naşit öldüğünde akşam haberlerinde verilen görüntüler de, sevenlerince uğurlanırken ki görüntüyü hatırlıyorum. Çok küçüktüm ama yine de bazı şeyleri hatırlıyor olmam ve o ufacık halimle hayal meyal hatırladığım onca şey varken, bana bu beyini layık görmüş allaha da şükretmeden geçemiyeceğim. Ezber ve bir şeyleri akılda tutmak gibi küçüklüğümden beri var olan hobisel durumlarım var. Bu durumun bana büyük güç verdiğinden hiç şüphem yok tabii. Herneyse.. Ben bir kahvaltı yapayım, sonra gelirim.

Photo: Selim Naşit / Adile Naşit

Bibio Myspace

Warp Records





Bibio - Ambivalence Avenue (2009)

Label: Warp Records



Ambivalence Avenue
Jealous Of Roses
All The Flowers
Fire Ant
Haikuesque (When She Laughs)
Sugarette
Lovers' Carvings
Abrasion
S'vive
The Palm Of Your Wave
Cry ! Baby !
Dwrcan


0 com

Black Sun Productions - Musick For Porn: Vol 1 (2005)




Kulakta seks.

download
0 com

Children's Hospital - Alone Together (2008)



download
1 com

The Hanatarash - Hanatarashi (1985)



download
0 com

Errors - It’s Not Something But It Is Like Whatever (2008)






Değişik kafalardan daha da değişik bir albüm . EP'lerinden sonra daha da mis bir LP.

İyi Dinlemeler !








Tracklist:

1.Dance Music
2.National Prism
3.Salut! France
4.Still Game
5.Toes
6.Crystal Maze
7.Cutlery Drawer
8.Pump
9.The Bagpipes
10.A Lot of the Things You Don't Isn't

myspace.com/weareerrors

http://rapidshare.com/files/265457804/Errors_-Its_Not_Something_But_It_s_Like_Whatever__2008_.rar
2 com

Errors - How Clean Is Your Acid House (2006)





Özgün bir müzik ve pek tabi ki İskoçya'dan ! Elektronica ve Post - Rock ve Math Rock'ı karıştırmak baya dahiyane bir fikir olmuş gerkeçten. Çok etkileyici ve çok başarılılar.İşte size ilk EP'leri

İyi Dinlemeler !







Tracklist:

1.Mr Milk
2.Terror Tricks
3.Crew Cut
4.Dizee Rascal +1
5.Songos Ya Mongos

myspace.com/weareerrors

http://rapidshare.com/files/266020307/Er-HCIYAH.rar
0 com

Bibio - Fi (2005)


Her kulağa lazım 10 cavursal önemli beste.

Brian Eno - Burning Airlines Give You So Much More

Wire - Brazil

The Smiths - Back To The Old House

Ron Sexsmith - Thinking Out Loud

Dead Can Dance - The Host Of Seraphim

David Bowie - Don't Let Me Down & Down

Rodan - Bible Silver Corner

Sonic Youth - Unwind

My Bloody Valentine - Instrumental

Cocteau Twins - Millimillenary

Photo: Neriman Köksal



Bibio - Fi (2005)

Label: Mush Records


Cherry Blossom Road
Bewley In White
Puffer
Cluster At CWM Einion
London Planes
It Was Willow
I'm Rewinding It...
Looking Through The Facets Of A Plastic Jewel
Wet Flakey Bark
Bewley In Grey
Teleidophonic Torch
Puddled In The Morning
At The Chase
Cantaloup Carousel
Lakeside
Bewley In Red
Poplar Avenue


2 com

Bibio - Hand Cranked (2006)






Geç yatmayı sevmiyorum. Pazar sabahların o sessiz sedasız ve insansız olan buğulu sokaklarına aşığım. Sanki o zilyon tane insanın hiç biri yok bu kasabada. Hepsi terketmişler sanki yaşadıkları yeri. Bir tek sen ve gecelerin vazgeçilmez isimleri köpekler oluyor sokaklar da. Aslında onlar bile uyuyor oluyor ama sen yanlarından geçerken hırlamayı da ihmal etmiyorlar hani. Sokak köpeklerini okşamayı severim belki ama onlar aslında fobim.. Onları görünce kaç yüz defa sokak değiştirdiğim yada eve kalan 5 metreyi geri döndüğüm belirsiz tabii. Isırılmaya hiç niyetim yok. Bir gün işten çıkmıştım ve saat sabaha karşı 04:00 sıralarıydı. O zamanlar İzmir'de bir bar da tonmaister işindeydim, yıl 2006. Yürüyorum.. gece çok sessiz ve her yerde son model arabalar. Çok temkinli gidiyordum ki birden sağımda duran arabaların altında 2 tane deev gibi köpek beni parçalıyacakmışcasına, bir hışımla koşarak yanımda bittiler. Öyle havlıyorlar ki ve tabii bir tek ben sokaktaydım o saatte. Napıcağımı bilemedim. İşin en komik ve acıklı durumu ise yürüdüğüm yol gayet yokuş olan teyzelerin asla çıkamıyacağı cinstenti hatta bizim gibiler bile yolu bitirince ömürlerinden bir yıl gitmiş oluyordu. Bilgilendiğim kadarıyla kaçarsam çok daha azgınlıkla beni takip edip, kovalıyacaklardı. Durdum.. öylece durdum yanlarında ama yüzlerine bakamıyordum. Yardım edicek kimse de yok. Bir kaç saniye bekleyip, ne olursa olsun mantığıyla artık sanırım ani bir karar verdim ve kaplumbağa ayarı bir yürüyüşle devam ettim yoluma. Havlayarak takip ettiler ve evin yakınına kadar benimle beraber geldiler. Onlara tepki vermediğim için sanırım hiç bir şey de yapmadılar. İnanılmaz bir andı ve hayatımın en zor anını belki de atlamıştım. Tam eve varıyorum derken 1 tane daha çıktı karşıma havlayarak ve nedense o da fena birşeydi. Sırtımda her zaman ki efsane çantam ve bir ben vardım. Yine durdum ve çantayı indirdim sırtımdan. Bunu gören 3. köpek direk geri adım attı ve kaçtı bir nevi. Herhalde bir şey çıkarıp ona zarar vereceğimi düşündü. Bende yine kaplumbağa adımlarla devam ettim yoluma ve eve vardığım da halen sanki varmamış gibiydim. Evde herkes uyuyordu. Her zaman olduğu gibi. Usulca girip yattım. Sonra dan öğrendim ki evdekileri de sabah işe giderken takip edip havlıyorlarmış. Ben bu anın ikincisine elbet dayanamazdım ve kısacık yolu her iş çıkışı taksiyle gitmeye karar vermiştim. Her iş sonrası cebimden 3.5 lira gidiyordu ama değiyordu gerçekten. Yövmeye aldığım bar'dan zaten 35 lira alıyordum o zaman için ki gayet iyi paraydı hepimiz için. Ama tabii her gün gitmiyordum işe. Öyle böyle derken o işi de bıraktım aylar sonrası. O semtten ve o köpeklerden böylelikle kurtulmuş oldum ama biliyorumdum ki o tip köpekler her yerdeydi. Olayı yaşayan tabii daha iyi anlar ama köpeklerden halen tırsıyorum beyler, bayanlar. Sanırım 5-6 yaşımdaydım ki beni kovalamakla kalmayan bahçedeki köpeğimiz beni altına almış ve oynamaya başlamıştı. Çocukluktan gelen malum korkular işte. Elde olmayanından.. Kısacası böyle işte. Gerçi bunları da neden anlattıysam size o da meçhul ama.. paylaşmayı seviyorum. Tek neden bu olsa gerek..

Son günlerde en çok dinlediğim albümlerden biri olan bu albüm ve proje gayet underground bir olay aslında. Ama işin ilginç bir yanı ise Boards Of Canada, Clark, Gang Gang Dance, Maximo Park, Girzzly Bear, Gravenhurst, Aphex Twin, Autechre, Brodcast, Squarepusher, Plaid gibi kendi alanında popüleritesi yüksek olan projelere ev sahipliği yapan Warp Records'dan son albümü çıkarmış olması. Cidden şaşırtıcı. Nasıl bir atlayış yapmışlar Bibio'ya bilemiyorum ama gerçek şimdilik bu. Kötü bir şey değil sanırım bu. Desteklemeleri güzel. İlk 4 albümünün labellık durumunu Mush Records üstlenmiş araştırmalarıma göre ve bu label benim de dinlediğim projelerden olan Boom Bip, cLOUDDEAD, Her Space Holiday, Lymbyc Systym gibi isimlerin albümünü basan bir firma. Sahne ismiyle Bibio olarak bilinen Stephen Wilkinson beyin kayıt tekniğinde ki anlayışı seviyorum. Folk ve Experimental'ı çıkış noktası olarak bilen Bibio, bu albümde hiç kasmadan kayıtlar yaptığını ve "beğenmeyen beğenmesin, ben beğendiğim işi yaparım" mantilitesini müzikal damarı ilan etmesi de güzel bir şey kanımca, kararımca. Bence indirmelisiniz ki değer verip paylaşıyorum yine bir albümü. Pek bulunmadığını da eklemeyi borçsal bilirim. Ayrıca albüm kapağı da kendisinin bir çalışması.

Bibio: Myspace / Label Site: Mush Records

Photo: Mürüvvet Sim


Bibio - Hand Cranked (2006)

Label: Mush Records

1 The Cranking House (2:01)
2 Cherry Go Round (5:53)
3 Quantock (4:07)
4 Black Country Blue (2:07)
5 Marram (2:07)
6 Aberriw (1:46)
7 Zoopraxiphone (3:52)
8 Dyfi (4:02)
9 Ffwrnais (3:10)
10 Woodington (5:19)
11 Above The Rooftops (3:41)
12 Snowbow (3:44)
13 Maroon Lagoon (2:37)
14 Overgrown (5:45)

0 com

Manacle - Paper Hands EP (2008)






Kendilerini; "Reno,Nevada'lı bir math rock grubu, başka söylenecek bir şey yok." diye tanıtan bir grup için fazla söze ne hacet diyelim.Başarılı ve dinamik bir soundları var diyim de azıcık da ben bir şey demiş olayım.

İyi Dinlemeler !







Tracklist:

1.Childlike Empress
2.Chukan
3.Irrespectable of Their Beauty or Ugliness
4.Heavenly Compressor
5.Copiously Irrigated

myspace.com/manacleandthegentlegrind

http://rapidshare.com/files/264123700/Manacle_-_Paper_Hands_EP.rar
1 com

Orange Juice - Flesh Of My Flesh (Single) 1983

















İnsanlık ve insanlar hem hobim hem de fobim aslında. Bunu açıklaması ve anlaması çok zor olsa da, ben böyle iyi hissediyorum kendimi ve önemli olan da bu olsa gerek değil mi. Etrafımdakilerin değişimini iliklerim de hissettiğim şu dönem kendime düzen veremiyorum halen, bu da üzücü olan tarafı kendimce. Güç vermesi adına çocukluığumdan beri gerçekleştiğim CD alma eylemlerim bile itemiyor artık pek güç göstergemi. Takmamaya çalışmak: Güç isteyen bir şey. İnsanlardan çok hayatı ve günleri vurdumduymazlıkla kapatıyorum artık. Close yazısını bile göstermeden, gösteremeden. Ciddi anlam da çok hızlı ilerliyor zaman. Ve görüyorum ki boşa akan her zaman gibi ben de boşlatıyorum bana güç vereni. Düzeltemiyorsun bir türlü işte kardeşim, itiraf et artık. Yeter verdiğin bunca eziyet ve gam. Kulağımda Ulan Bator - Soeur Violence diyor 2. defa. Ne istediğimi bile kestiremiyorum. Ne istemediğimi iyi kestirdiğim gibi. Herneyse..

Blog iyice çoştu aslında son günlerde. Uzuun zamandır bu denli sık yeni konu açılmıyordu. Umutlandırıcı bir durum, seviniyorum. Bunlar dışında halen yorumlarınızı esirgemekte olduğunuzun da farkında olmalısınız artık sanırım. Blog dünyasında güç veren en büyük olgu yorum, güç alan en büyük olgu ise yorumsuzluktur. Her blog sahibi gibi bu konu hep iç kanatan hissedir. Gerçi ne desem bir işe yaramadığını bildiğim için bir şey demekte gelmiyor artık içimden. İndiren gidiyor blogdan, indiren gidiyor.. İsteyen bunu da indirsin, istemeyen de başka şeyleri indirmeye devam etsin. Şimdi gidiyorum. Sonra belki gelirim.
Photo: Öztürk Serengil




















Orange Juice - Flesh Of My Flesh (Single) 1983


Flesh Of My Flesh
Lord John White And The Bottleneck Train

3 com

Machinefabriek + Stephen Vitiello - Box Music (2008)



Az önce aynaya baktım ki iyice ifadesizleşmiş suratım. Acıdan zevk duyan insanlar gibi hissetmeye başladım artık kendimi. Koca bir yalan bu. Zevk almıyorum, almamam lazım olduğunu biliyorum. O değil de yanağımda bir beze çıktı. Bir kaç aydır var ama bu sıralar acımaya başladı. Sigortasız olan ben para bayılıpbeni doğuran kadınla beraber gideyim diyorum o ilaç kokan binaya. Umarım önemli bir şey değildir ki daha bir bok yapamadım biraz daha zamanım olmalı. Yine de müzik inanılmaz derecede motive ediyor hepimizi. Çiçekler, böcekler, kırlar, kuzular, deniz, kum, güneş, çıplak insanlar, mayolar, mayosuzlar, arabayla gezenler, güneş gözlükleri, ego tatmini, öylece bakma ve yüzme sonrası acıkmak. Bı sıcak günlerde daha hiç birini tadamadım, göremedim. Bir yapayım diyorum ama içimde ki o pis şey beni geri çekip eve bağlıyor. Elimden tutupta sürükleyicek insan var mı diye şöyle bir düşündüm birden şimdi. Hepimiz ayrı bir alemiz sanırım. Sorunlar hiç bitmediği için koltuğumuza öylece yayılıyor ve aptal TV dünyasına bile bakasımız geliyor. Tam komediyiz hepimizde. Sahne değiliz sadece, biz bizeyiz, siz sizeyiz. Bir ara toplaşalım da hep beraber çimlerde yuvarlanalım ha. Ne dersiniz ? Ayrıca tarihi kesinleşmeyen ama bayram sonrası olabilicek olan bir Ychorus buluşması düzenlemeyi planlıyorum. İstanbul olucak tabii, çoğunuz orada olduğu ve bu tarafa gelemiyeceğiniz için. Gelişmeleri buradan duyurucam yine. Apayrıca fikir, görüş ve küfürlerinizi halen bekliyor olacağım. Aderim yine aynısı, marketin ta karşısı: ychorus@windowslive.com
Eşcinsellerin rahatça evlenebilmesiyle ünlü ülke Hollanda'nın Ambient adamı Machinefabriek ve 5 Kasım 1964 doğumlu New York'lu müzikçi Stephen Vitiello geçen sene birleşip bu albümü bastılar ama ben anca yayınlayabiliyorum. Malum o kadar çok şey var ki paylaşılıcak.. sıra gelmiyor anacım. 2008 yılında 17 farklı albüme imza atan Machinefabriek, ne denli üretken ve müziğini sunmayı seven, heyecandan geberen bir insan olduğunu da anlamak zor değil. Albümün
mastering görevini üstlenen Giuseppe Ielasi ise bu tür işlerin yakında takipçisi olmakla beraber Experimental/Noise/Ambient kategorisin de kayıtlar yapan bir müzisyen. 6 Haziran 2008 tarihinde bu albümü piyasa süren A.B.D. yerleşimli label 12k, aylar öncesi Ychorus'da bir albümünü paylaştığım Underground isimlerden biri olan Brooklyn'li Kenneth Kirschner beylerin 2003 çıkışlı September 19, 1998 Et Al. adlı albümünü basan ve genel anlamda bayaa Underground projeleri el üstünde tutan bir label görevini başarıyla sürdürmektedir 1997 yılından beri. E yeter yani, hadi görelim birbirimizi.
Yazı ayarı fon: İlhan İrem - Toz Pembe/Progressive Çocuk Şarkıları






















Machinefabriek + Stephen Vitiello - Box Music (2008)
Label: 12k


1. Bells, Book, Tin Foil, Buttons (11:09)
2. Crackle Box, Thumb Piano (12:48)
3. Field Recordings, Rocks, Speakers (9:06)
4. Broken Record, Cassettes (8:46)
5. Chocolate Sprinkles, Tape, Egg Cutter, Rice, Plastic Bag (9:02)

0 com

Inca Ore - Birthday Of Bless You LP (2008)



















Eskiden merdivenlerin tutunnulacak yerlerine ters binipte kayardık hani. Ne de zevk alırdık. Bacaklarımızdan akardı bazen. İşte o tip geçsin istiyoruz sanırım zamanı değil mi. Bir an önce beklediğimiz ve gerçekleşiceğini sandığımız o güzelim günleri görmek için. Kaymak ve sonsuza kadar kaymak. Kendimizi aldatmaktan öte başka bir yapıcak şeyimiz ve çaremiz olmadığı için kayıyoruz yılları, haftaları, günleri, saatleri, dakikaları, saniyeleri ve bizi öylece bekleyen hedeflerimizi. Bitmez ki bu kayışlar.. Bir sonuca varanı görünce çok seviniyorum. Cidden seviniyorum. Bir kişinin bile o kayışların sonunda kurtulması çok önemli. Kıskanmıyorum onları ya da hazımsızlık yaşamıyorum. Tebrik üstüne, tebrik ediyorum. Anın ve müjdeli haberin tadını çıkarsın diye mütevazi olmayan söylemler yapıp pastasının üzerine kremayı kendi ellerimle yediriyorum. En temiz halimle.. Ama biz beklemeye ve kayışlara devam etmeliyiz. Biliyoruz ki varıcaz nirvanamsı güzelliklere. Hiç bir şey bu düşüncelerin ve kayışların önüne geçmemeli. Geçen olursa 2 tokatta ona atılmalı ki düzeltsin üslubunu münasebetsiz herif. Herneyse..

Saatler öncesi banyoda farkettim ki.. o bile zevkini geri çekmiş. Sıkıntılı çok. Etrafımda gördüğüm pek çok insan gibi. Ben değilim önemli olan. Onlarda değil. Kim peki ? Kilimci mi yoksa. Hep köşede olan köşe bakkalın sahibi muzaffer amcanın gül yüzlü karısı mı yoksa. Ya da o lüx görünen sinsi ve uyanık konfeksiyoncu nun ta kendisi mi. Hiç kimse değil işte. Herşeyin farkındasın yine. Bana oyunlar oynayıp galyana gelme, getirtme bir zahmet. Yine de şu salmışlık hissi olmasa herhalde ne yaparız ben bile bilemiyorum. Halen salıyorum gitsin zamanı ve olucakları. Soru soranlardan iyice tiksinir de oldum sanırım. "Hayata dair plansal sorularınızı lütfen kendinize saklayın artık" desem de bir faydası olmadığını hepimiz biliyoruz. O kadar çok lar ki.. aşabiliriz ama herşeyi. Sadece en derinimizde bu duyguyu benimsiyelim yeter. Gerisi ilerlerken o 6 saniyelik zevkten daha hızlı geçicek ve artık güleç yüzümüz ortaya çıkıcaktır. Ya herşeyi biliyorsun işte, bıkmadın mı bana söyletmekten hala. Yürü be koçum, kim tutar ikimizi. Tutucalara son noktayı koyup gidin artık şu yeşil-mavi karışımı olan yerlere ya da öyle sandığınız evlere. Beyaza boyayın her yeri hatta her yerinizi. Evet, renk olarak beyazdan bahsediyorum. Diğerinden kurtulun bir an önce. Lanet olası pislikler bitiriyor bedenleri görüyoruz hep. Devam etmek varken, ne diye bitelim ki ? Daha yapıcak çok hayalimiz ve gerçekleştireceğimiz kayışlar var önümüzde. Gül yapraklı yatağımız da yatarken bunların farkına varıp hızlı hareket edin. Dişlerinizi göstermekten çekinmeyin onlara ki tokat etkisi yaratması için bu en başlıca göreviniz olsun. Ben mi ? Ben gelirim arkadan, siz gidekoyun. Yola koyulun..


Uzun zamandır bir yeni dinlediğim şeyler tokkat etkisi yaratmıyordu ki Salı günü iş yerinde ve onlarca insanın arasında kulağıma fısıldayan Inca Ore güzelliğine kadar. Alışılmışın dışında sesler kullanıpta kafamda ki orjinalliği ve Grouper tadını yakalamıştım. Bir an da umutlandım herşeye. Umutsuzmuydum onu da hiç bilmiyorum ama bana güç verdiği kesin. Bana güç veren herşeyi el üstünde ve daima kafamda tutarım. Bana 1 verene 3 veren bir kişiliğe sahip olaraktan eğer farklı seslere ve Grouper tadına açıksanız bu albümü var gücümle destekliyor ve indiripte rahat bir ortam da hatta varsa kulaklıkla dinlemenizi öneriyorum. Kayıtlar sanki bir mağara da kaydedilmiş ve üç beş kişiye dağıtılmış gibi. Uğultulu ve anı yaşayan kayıtlara hiç dokunulmamış. Albümün genel gidişatı gayet salaş kayıtlar ve donuklaştıran yüz ifadelerimiz le dolu. Huzur veriyor herşeyden ötesi. Ama bazılarımız dediklerimi abartılı bulabilir, alışamayabilir albüme belki ama hepimiz farklıyız ve bunun farkındayız.. Derken kısa bir arşatırma yaptım kendisi hakkında ve yine beni gülümseten bir sonuçla karşılaştım. Grouper ile verilen konserler ve piyasaya beraber sürdükleri Split bir albümleri vardı. Yine bir şeylerin farkındaydım ve bu durum da bana güç veriyor, gülümsetiyordu. Yoldaydım. Üstte gördüğünüz fotoğrafı dün gece buldum. Renk uyumu cidden çok iyi, özveriyle çalışılmışın içinde. Mart 2009 yapımlı olan Gölge filminden bir kare sadece. El üstünde tuttuğum müzisyenler listesinde, Mehmet Güreli ismini uzun zamandır bulundururum. Yönetmenliğini Mehmet Güreli'nin yaptığı bu film reklamsızlıktan ötürü rağbet görmemiş ama zaten rağbet görmeyen filmler değilmidir bizi bizim gibi gösteren. Yine herşeyin farkındasın.. Daha izlemedim Gölge'yi ki pek film izlemeyen biriyim. Ama neler oluyor diye de takip ederim. Daha fazl uzatmamın bir anlamı yok sanırım. Yine keyfiniz bileceği bir durum ve ben yine ne söylesem boş.. Plak çekimi olan bu albümü başucuma çoktan koydum bile.

Yazı esnası fon: The Jesus And Mary Chain - Psychocandy / Tim Hecker - Radio Amor

Myspace


















Inca Ore - Birthday Of Bless You LP (2008)

Label: Not Not Fun Records

1 Silver Wings (5:48)
2 Creation (5:41)
3 Joy (2:54)
4 Lady Days (2:40)
5 Sunset Pigments (3:44)
6 Resolution Of All My Family Sisters (1:54)
7 Infant Ra (3:13)
8 Everlasting Fountain (3:43)
9 Alone In The Supreme (2:23)
10 Sun (4:02)
11 Wedding Day (4:31)


0 com

Bibio - Vignetting The Compost

:Tracklist:

1. Flesh Rots, Pip Sown - 2. Mr. & Mrs. Compost - 3. Everglad Everglade

4. Dopplerton - 5. Great Are The Piths - 6. Odd Paws - 7. Under The Pier

8. Weekend Wildfire - 9. The Clothesline And The Silver

10. Torn Under The Window Light

11. The Ephemeral Bluebell - 12. Over The Far And Hills Away

13. Amongst The Bark And Fungus - 14. Top Soil - 15. Thatched

16. The Garden Shelter




2 com

Bohren & der Club of Gore - Mitleid Lady (EP)


:Tracklist:

1. Mitleid Lady



0 com

Mouse On The Keys - An Anxious Object


:Tracklist:

1. Completed Nihilism
2. Spectres de Mouse
3. Seiren
4. Dirty Realism
5. Forgotten Children
6. Unflexible Grids
7. Double Bind
8. Soil
9. Ouroboros




.

.

Öpücük