Murat Kemaloğlu - Kamplumbağaların Uykusuna Dek (1980)



|
|
|









" Yineleme saplantısı, daha öncelerde kalmış tatsız durumların, tatsız yaşantıların, travmatik olayların sürekli yeniden canlandırılıp yaşanması, bir türlü önüne geçilememesidir.
Geçmişteki tatsız durumların etkin olarak canlandırılıp yaşanırken, bunların ne zaman kendini açığa vurduğu anımsanamaz. Hatta yinelenen tatsız durum yaşanan zaman içinde bir nedene dayandırılır ve bunda diretilir. "

Genellikle halinden memnunluk geçici bir duygudur ve birçok dine göre ancak ölümden sonra tam anlamıyla elde edilebilir.
Halinden memnunsuzluk genellikle kişinin durumunu başkalarıyla karşılaştırması ve bu karşılaştırmadan olumsuz bir sonuca varması sonucu ortaya çıkar. Halinden memnun olmak için ya durumunu değiştirmek, ya da beklentileri aza indirgeyerek durumundan memnun hale gelmek gereklidir. "


" Ayırıcılar, yüksek gerilimli hatlarda kullanılan primer donanımın ana kollarından biri olan ayıraçlar sistemin gerilimden korunması ve izole edilmesi için kullanılır. Ayıraçların akımı durdurma özellikleri yoktur. Akımın bulunduğu sırada açılmazlar ve kapatılamazlar.
Ayırıcılar kesicilerin yolu üzerinde bulunur. Kesiciden önce ve sonra olarak konumlandırılırlar. Kesicinin bakım ve onarımı sırasında, kesiciler açıldıktan sonra ayırıcılarda açılır. Sisteme akımın geri verilmesi durumunda önce ayırıcılar kapanır. Daha sonra kesiciler kaparılarak sisteme enerji verilmiş olur. Ayırıcılar akımın varolması durumunda açılmamalıdır. Akımın varolması durumunda açılırsa oluşabilecek ark sonucu çevresine zarar verebilir. Bu durumdan sakınmalı. Günümüzde akımların şiddetine göre çeşitli ayırıcılar kullanılmaktadır. "









Gezegensel zincir (planetary chain), Teozofi’de bir gezegenin farklı süptillik derecelerindeki maddelerinden oluşan ortamlarının kademeler şeklinde birbirini izlemesine verilen addır.
Teozofi'ye göre Güneş Sistemi içinde oniki kademelenme olmakla birlikte, Dünya gezegensel zinciri ancak yedi kademeden oluşur. Teozoflara göre çeşitli tradisyonlarda yedi kat gök sembolüyle ifade edilen, fiziksel ortamdan başlayıp en süptil esîrî ortama kadar derecelenme gösteren bu yedi tabakadır. Bunlara aşağıdan yukarıya doğru sırasıyla, fiziksel plan, esîrî plan, astral plan, mantal plan, kozal plan, buddi planı ve atma planı adı verilir.
İnsanın da bu şekilde, fiziksel bedeni ile ruhu arasındaki gitgide süptilleşen bedenleriyle, 7 bedenden oluştuğunu düşünürler.

"limit has been reached"
Limited Download: 24



Tipo baskı metal harflerle yapılan yüksek baskıya denir. Uzun ve zahmetli bir baskı hazırlık süreci gerektirir. Metal harflerin tek tek sayfa oluşturacak bir biçimde düzenlenmesi yöntemi kullanılır. Baskı hazırlık işlemi her nekadar gelişim göstermiş olsa da günümüz masaüstü yayıncılık sisteminin sağladığı imkânlardan çok uzaktır. Tipo baskıda iki silindir bulunur. Bunlardan biri kalıp silindiri, diğeri baskı silindiridir. Direkt baskı sistemidir yani kalıp üzerineki görüntü direkt baskı meteryaline aktarılır. Kalıp üzerindeki yüksek kısımlar mürekkebi alırken, alçakta kalan kısımlar mürekkebi almaz. Yüksekte kalan kısımlar baskıyı gerçekleştirir. (Patates baskısına benzer) Kalıp üzerindeki görüntü terstir.
Günümüzde kullanımı önemli oranda bırakılmıştır. Ender olarak, kartvizit, fatura ve özel koleksiyon yayınların basımında kullanılır. Tipo baskı makinaları daha çok matbaacılığa; kesim, gofre, numaratör baskı, piliyaj-perforaj başka alanlarda hizmet eder.
11.1 - 11.6
Dinleyiciyi derin düşüncelere hatta; ufak bir seyahate çıkaracak kadar huzur verici, dinlendirici minimal bir çalışma... 
Terliklerimi giymediğim bir günün sabahıydı. Sessiz ve derinden.. Yankılanıyordu içime oturan hissizlik ve uyuşturuyordu tüm bedenimi, varsızlığıyla.. Seni, sen yapandı içim de oturan hissizlik ve gelip geçen bütün düşlerimin kayıtlsızlığıyla, baş başaydım.. Gittiğin tüm kapıları yerinden çıkardım. Kökledim bütün hayal evlerimi, nedenlerimi, nedensizliğimi, sensizliğimi ve yarattığın bütün kağıttan gemilerimi.. Suya bıraktım.. ama bu sefer üstüne değil, altına almıştı(n) tüm akışkanlığını.
O'na göre.. sana göre değilmiydim ? Öyleydim aslında, öyleydim..



Bezelye tanesi kadardı yaşam ve üstümde ki ağır(lık)la medet umuyordu hasbam. Yanlış yer ve yanlış zamandaydık hepimiz.. ve oysa öyle iyi iyileşiyorduk ki hepimiz..
Darağacın da 3 fidan misaliydi yaşamın. Bezelye tanesinde ki yeşillik gibiydi yaşamın. Ne önemi vardı ki bütün düşlerin ve azınlıkların. Seni, sen yapandı tüm siyahlığın.. Seni benden alandı; bölük pörçük yalnızlığın(ın).
Tüm yitirilmişliklerin anlaşılmazlığı gibi bir albüm..
Bir, Chillwave çılgınlığı tüm gezegeni kavurup gidiyorken, e bir şekilde de ülkemize sıçramadan kalamazdı elbette.. Bir yandan boz and kır havası, bir yandan toys'lu oyuncaksızlık kaygısıyla dokunuşan bestesel kayıtlar aslına bakarsanız güzel.. Bu ayar işlere pek girmeyen bir blog bünyemiz olsa da, eski deri montlarımızı giyipte, motorsiklet üzerin de patika yolları tırmanıyormuşuz gibi bir havaya sokmasa da, hayatın acımasızlığına karşı keyifli bir sunum hazırladığını hissettirebiliyor insana ki; bu LEZİZ bir şey!
Off tamam, indirin işte şunu da, belki de yakın da hep birlikte bir konserin de şey ederiz.. Pişman olucağınızı pek sanmıyorum ama ellerin çabuk tutulmasından fayda var. Anladınız siz şunu, bunu, onu..


Rene Hell - Baroque Arcade (Night People, 2010)
v a y k o r u s
Vaykorus
© 2009
design & code
Quite Random