0 com

B°tong - The Great Disintegrator (Snowy Tension Pole, 2010)



"İnsan, geçmişte hayatına girmiş insanlara karşı kötücül duygular beslediğinde kendi hayatına da sirayet eder bu kötülük. Anıları kararır. Kendinden kaybeder en çok da... Yanılmış olmak bile nasıl da acıtır içimizi. Kafamız karışır. Bir zamanlar güzel sözlerle anlattığımız biri için kötü cümleler kurmaya başlamamız en çok da bizim güvenirliğimizi zedelemez mi? Birileriyle çok yakın olmuşsak onun güzel yanlarının yanı sıra zaaflarını da görmüşüzdür mutlaka... Birisini gerçekten sevmişsek bütün iyi ve kötü yanlarıyla sevmişizdir. Bazı davranışlarının nedenlerinin gizli olduğu hayat hikâyesini, çocukluk yaralarını ve travmalarını öğrenmişizdir.
Gün gelir, birisini artık hayatımızın merkezinde ya da çok yakınımızda tutmak istemeyebiliriz. Çok anlaşılırdır bu... O kadar kırılmışızdır ki, onu her görüşte bize yaptığını anımsarız ve huzurumuz kaçar. Uzak durmak iyi gelir ama mümkünse bağışlamak en güzelidir yine de...
Ama hayat işte, çoğu zaman insanın canını acıtan bir serüven. Derin sandıklarımızın ne kadar yüzeysel olduğunu; sevgi sandığımızın narsist bir manipülasyon isteği olduğunu, bazı insanların bizi kendi güzelliklerini seyredecekleri bir ayna olarak seçtiklerini kederle keşfederiz zaman içinde. Bir kırılma noktası yaşanır bazen... Öyle acır ki canımız, kapıyı sonsuza kadar kapatmak isteriz. Yaparız da, bir başkasına verilenden çok kendimize verilmiş bir cezadır bu...
Öfkemiz geçince düşünüp anlamaya çalışırız. Yakından tanıdığımız birinin kötülüğü en çok da onun adına yakar canımızı. Havsalamız almaz bunu yapmış olmasını, içimiz yanar kederden.
Geçmişte yakın olduğum bazı insanlar vardır hayatımda. Artık uzak dursunlar isterim. Yine de onlarla ilgili kulağıma gelen her kötü bilgi içimi acıtır. Mutsuzluklarını öğrenmek kahreder beni… Çok yakından tanımışımdır çünkü onları; hayatlarının hikâyelerini, belki de hiç kimsenin bilmediği pek çok detayı bilmekteyimdir. Uzakta olsak bile zihnimde sürüp gider onların yaşantısı. Bir kez içim titremişse ömür boyudur bu...
Dünyayı seyrettiğim sayısız pencerem vardır benim. Bazılarını kapattım sansam da birden bir rüzgâr açıverir camı ve içim paramparça olur gördüğüm karşısında...
Hayat, bugün yaşadığımız ve yarın yaşayacağımız kadar düne de uzanandır... Şu “anı yaşa” felsefesini aklım almaz hiç. “Belleksiz ol” mu demek istiyorlar? Bellek yoksa vicdan da yoktur, bellek yoksa adalet de yoktur. Hem sanki mümkünmüş gibi konuşurlar bunu... Kendini boşaltıp bomboş kalmak. Ne saçma bir durum.
Geçmişe bakınca bazen şunu görebilirsin: Evet, fena halde yanılmışım ben. Sevdiğim kişi benim algıladığım kişi değilmiş. Beni gerçekten sevdiğini sanmışım ama o aslında sadece kendini sevmiş. Bendeki suretini sevmiş. Yine de adil olup olmadığını bilemez insan. Uzun uzun konuşabilmek, anlayabilmek ister. Ama artık dilsizleşmiştir ilişki.
Hem hiç bir analize gelmez bazı insanlık halleri. Her şeyi körelten bir acı yumağı vardır yalnızca. Kahreden bir zehirli tat kalır geriye. Rüyalara dönüşür o karmaşık ruh halleri... Bir karabasan olup gelir geceleri...
Kuşkusuz takılıp kalmamalı insan. Sevilmeyi hak eden pek çok başka insana haksızlık yapmamalı... Yaşanabilecek güzel günleri geçmişten taşıdığı kederle karartmamalı.
Sonuçta insan dediğin çözülmesi zor bir bilmece... Her türlü zulüm de iyilik de onda gizli. Bir biçimde korumak zorundayız kendimizi, hem başkalarından gelecek hem de kendi kendimize yaptığımız eziyetlerden...
Ama şu hatıra defterinin bazı sayfaları nasıl da can yakıcı... Açtığı anda eli yanmış gibi kapatmak ister insan... En kötüsü yüzleşmemiş olmaktır olup bitenle... Konuşmak istediklerinin içinde kalmasıdır. Yüzüne şiddetle kapanan bir kapının, öfkeyle fırlatılan bir çığlığın bütün sesleri bastırmasıdır. Bloke olmuş halde kalırısın orada. Bir duygu felcidir bu... Bir çaresizlik hali...
İnsan dediğin doğru düzgün bir şey olsaydı böyle berbat bir dünyada yaşamazdık zaten. Kimileri için benden sonsuza dek uzak dursunlar diye düşünürsün de bazılarının kötü bakışları kahreder işte seni... Belki de ömür boyu bir çocuk kalbi taşımaktır bazı insanların laneti... Hep hazırda bekleyen gözyaşları olur böylelerinin... Kötülüğe teslim olmamakla başka bir kötülük yaparlar kendilerine ve çevrelerindekilere... Biraz da budur galiba kaybedenlerin hüzünlü ve tuhaf hikâyesi... "


Neşe Yaşın / 19 Şubat 2011 / Bir Gün




Limit Doldu / "limit has been reached"


1Voices From The Deep1:19
2Strange Journey12:51
3Batisphere10:05
4Bottomless Pit4:20
5Beyond... And Further Still20:07

Limited Download / Darksaldownload: 44



0 com

Anenzephalia - Ephemeral Dawn (Tesco Organisation, 1995)




YÇS

Yurtdışında Çalışanların Çocukları İçin Yükseköğretime Giriş Sınavı (YÇS), anne veya babası, görevi nedeniyle yurtdışında bulunduğu sırada, ortaöğrenimlerini bu ülkelerin lise veya dengi okullarında yapan öğrenciler için, ÖSYM tarafından düzenlenen bir sınavdır. Sınav sonucu, çeşitli yüksek öğrenim kurumlarındaki belli bölümlere öğrenci kabul edilmektedir.
YÇS 'ye girmek için şu şartlar aranmaktadır;
1. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması yada Türk vatandaşlığından izinle çıkmış olması,
2. Lise ya da lise dengi bir okul diplomasına sahip olması yada böyle bir okulun son Sınıfında bulunması,
3. Lise öğrenimlerinin en az son üç yılını yurtdışında okumuş olması gerekmektedir.
Sınav sadece Türkiye - Ankara'da ve Almanya - Köln'de yapılmaktadır.Sınav süresi 210 dakikadır. Sınav ücreti, 40 Euro veya 50 ABD Doları' veya bu döviz türlerinin karşılığı olan Türk Lirası ya da kovertibl döviz ödeyeceklerdir. Sınav ücretini Türk Lirası olarak ödemek isteyenler bu ücreti ÖSYM'nin TC Ziraat Bankası, Ankara-Güvenler Şubesindeki 6032070-5001 numaralı Türk Lirası hesabına, döviz olarak ödemek isteyenler ise ÖSYM'nin aynı banka şubesindeki 6028011-5005 Euro, 6028011-5008 ABD Doları döviz hesabına, banka veya posta havalesiyle yatıracaklardır. Sınav ücretini ödediklerini gösteren banka dekontu veya posta havale makbuzunu başvuru belgelerine ekleyeceklerdir. Adaylar, Hukuk, Matematik, Sosyoloji, Psikoloji, Türk dili ve edebiyatı,Coğrafya, Tarih ağırlıklı bir sınava katılırlar. yçs ile ilgili yetkili kuruluş ÖSYM dir.




Limit Doldu / "limit has been reached"

1Beneath The Shroud 5:02
2Regime 4:57
3Kachexie 4:11
4Infernal Wake 7:24
5Thaum 4:496Abiding Broadcast Contamination 5:347Genealogy Of Disease 5:548Liebombast 5:119Schockwelle: Krisis 7:2410Ultra Fear Perception 5:1611Coroners Eyes (Global Obsequies) 8:23



Limited Download / Sınırsal Download: 35
0 com

Second Layer – Flesh As Property EP (1979) + State of Emergency EP (1980)

                   
               



A visit to his ex-girlfriend on the Sunday, however, further tipped the balance. In the early hours of Monday 26th April, Adrian was found in a restaurant in nearby Kennington, confused and hearing voices, and was brought home in a police car. His elderly parents wanted to call a doctor, but Adrian, who had a horror of being sectioned again, insisted that he did not want to seek medical treatment until he had finished work on the album later that day. He disappeared though again that night. He had tried to commit suicide before, but this time was successful. He died later on that morning by throwing himself in front of a train at Wimbledon tube station. He was aged 41.



Adrian Borland (1958-99 RIP)


Tags: The Sound, Cold Wave, Adrian Borland, Post-Punk, The Outsiders, Öncü İngiliz bunalımı                                                            
                                                                    Download
                                                             Public Limited / 27
0 com

Alesia Cosmos - Aeroproducts (Box Set ) 1985



Gecenin belirsizliğinde başıboş ve bilinçsizce dolaşırken, panik halinde uyanılan bir uykunun sorumlusu olabilecek bir oluşumdan bahsetmek gerekirse, Alesia Cosmos ismini anmak gereklidir.
Ya da gerekli değildir.



Limit Doldu / "limit has been reached"
limited/27
2 com

Epitaphe - Syndrome 12'' (Epitaphe Self-released, 1983)


Gorgias


" Yokluk üstüne " ve " Helene övgü " adlı eserlerin sahibi olan Gorgias, kendisini bir görecelikle sınırlamayarak, gerçek bir hiçliğin ve kuşkuculuğun savunucusu olmuştur. Hiçbir değerin varolmadığını, bilginin mümkün olmadığını, insanlara ikna yoluyla her şeyin kabul ettirilebileceğini, zira insanların bilgiden yoksun olduklarını söyleyen Gorgias, ikna sanatına, sözün terbiye edilip geliştirilmesine büyük bir önem vermiştir.gorgias hitabet uygulamasına sadece bir ikna yöntemi olarak geçmiştir.zira artık doğru bilginin olduğuna inanmamaktadır.bu görüşe göre rasyonel(iscussion)ve rasyonel kanaat(conviction)var olamaz var olan sadece ikna sanatıdır.

Doğa felsefesinin temel problemi olan varlığı bilme girişiminin anlamsız olduğunu öne sürmüş ve bunu kanıtlamanın uğraşı içinde olmuştur. Onun düşüncesinde, ne varlığın varolması, ne bilinmesi ne de bir başkasına aktarılması mümkün değildir. Ünlü üçlü argümanı bu konuda Gorgias'ın relativizminin ve kuşkuculuğunun kesin bir ifadesini gösterir;

  1. Bilinecek bir şey yoktur,
  2. Bir şey varsa bile bilinemez,
  3. Bilinse bile başkalarına bildirilemez.

Gorgias, (M.Ö. 483 - 376-374) Yunan filozofu ve sofisti






A1L'Ecume De Mes Regrets3:32
A2In The Castle4:22
A3La Joie3:39
B1Appear4:45
B2Afraid To Die3:05
B3Out Of Time2:55



Limited Downlod / Wavelidownload: 32
0 com

Lost In Bazaar - Self Titled (2010)


16 Şubat 1969 / Kanlı Pazar


14 Şubat günü Komünizmle Mücadele Derneği, Adalet Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi "Bayrağa Saygı" mitingi düzenlediler. Mitingin bahanesi bir yıl kadar önce öldürülen Vedat Demircioğlu adlı devrimcinin Beyazıt Kulesi'ne asılan resmiydi. Mitinge katılanlara iki gün sonra düzenlenecek olan 6. Filo'yu protesto yürüyüşüne katılacak olan "komünistlere gereken dersi vermek üzere" toplanma çağrısı yapıldı. Elinde silah olanlara silahla, balta olanlara baltayla gelmeleri söyleniyordu.

15 Şubat'ta Mehmet Şevket Eygi, Bugün gazetesindeki köşesinde "Müslümanları kızıllara karşı cihada" çağırıyordu. Aynı gün faşistler saldırı hazırlıklarını tamamladılar. İstanbul'un dışından çok sayıda faşist otobüslerle şehre getirildi. Bir dönem çeşitli bakanlıklarda bulunmuş olan Yaşar Okuyan, faşistlere özel olarak hazırlanmış sopa ve bıçaklar, ayrıca birbirlerini tanımaları için mavi kurdeleler dağıtıldığını söylüyordu.

Pazar günü her şey hazırdı. Beyazıt'tan başlayıp Taksim'de sona erecek olan miting için işçiler ve öğrenciler toplanmaya başlarken, aynı saatlerde faşistler de camilerde toplanmaya başladı. Yaklaşık 30.000 kişi Beyazıt'tan yürüyüşe geçtiğinde, faşist gruplar da Taksim'de bir araya gelmeye başladı. Polis de güçlerini Taksim'de toplamış, askerlerden takviye kuvvetler gelmişti.

Yürüyüş kolu, Gümüşsuyu'ndan çıkıp Teknik Üniversite önüne geldiğinde kitlenin önderleri bir değerlendirme yapıp Taksim'e bir öncü grup göndermeye karar verdiler. Asıl kitle ise üniversitenin arkasından dolaşarak alana girecekti. Ancak yaklaşık 400 kişilik öncü grup Taksim Alanı'na girdiği anda katliam başladı.

Ellerinde sopalar, demir çubuklar ve bıçaklar bulunan faşistler, alana giren işçilere ve öğrencilere saldırmaya başladılar. Polisin faşist saldırıyı engellemek için en küçük bir müdahalesi olmadığı gibi, yere düşen silahı alıp sahibi olan faşiste geri veriyordu. Yaklaşık 15 dakika sonra askerler alana girdiğinde Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan öldürülmüş, yüzlerce kişi yaralanmıştı.

Genç Sinemacılar Grubu, Taksim alanındaki bütün olayları filme çekmiş ve televizyona vermişti. Ama filmin gösterimi dönemin başbakanı Süleyman Demirel tarafından engellendi ve mecliste konuya ilişkin görüşmeler 20 dakikalık bir süreye sıkıştırıldı. Katliamdan sonra katillerin yakalanması için hiçbir şey yapılmadı.






(Demo)

1.Floating in Space
2.A Shell of Anomie
3.Portent
4.Eastern Journey of Louise




Limited Download / Kansızdownload: 61
0 com

Mpala Garoo - Sur Satori (Digitalis Limited, 2011)




"Leng Tch’e ( bin kesikle öldürme ) adı verilen ve Mançu hanedanlığı döneminden geçen yüzyıl başlarına kadar uygulanmış olan bu infaz tarzının özelliği kurbanın ( mahkumun ) bedeninin parçalara ayrılarak, bıçaklarla kesilerek , organları koparılarak öldürülmesi. Kurbana afyon veriliyormuş. Ama bu onun acıyı az hissetmesi için değil de, işkenceyi, acıya biraz daha katlanmasını sağlamak, işkenceyi uzatmak, ölümü geciktirmek için yapılıyormuş.

Bataille 1920’lerin sonlarında psikanaliz tedavisi gördüğü günlerde doktoru Adrian Borel göstermiş bu fotoğrafı ona. Bataille da 1961 yılında yayımlanan, erotizm ve şiddet, cinsel esriklik ve dinsel aşkınlık arasındaki ilişkiyi, bu ilişkinin tarihini ele aldığı Eros’un Gözyaşları’nın son bölümünde yer vermiş söz konusu fotoğrafa. Fotoğrafta bedeninde bıçaklarla yaralar açılarak infaz edilen kişi adam öldürme suçundan dolayı bu cezaya mahkûm edilmiş. Çin’de bu yolla infazı gerçekleştirilen son mahkummuş.

Resimde kolları kırılmış, gövdesinde yaralar açılmış erkek yarı baygın haldedir .Gözleri esriklik içinde kaymış, bilincini kaybetmiş, acının ötesine geçmiştir. Bataille onun yüz ifadesinden hem büyük bir ıstırap duyduğu, hem de haz aldığı, esriklik halinde olduğu sonucuna varmaktadır.

Bataille (cinsel ve dinsel) esriklik ile ölüm arasındaki yakınlığı vurgular. Ortak özellikleri ben’in eşik atlayarak,sınır geçerek, sınır ihlal ederek bir düzeyden bir başka düzeye geçmesidir. Her iki halde de bir eşik atlama, bir sınır ihlali, aklın ve bilincin disiplin altına aldığı sınırları aşma, homojenliğin ihlal edilerek heterojenliğin alanına geçiş söz konusudur."

Halil Turhanlı / 31 Ocak 2012






Limit Doldu / "limit has been reached"

A1Fatu Hiva Feeling
A2Astral News Brought By Storm
B1Raw Rainbow Glow
B2Toro Waca


Limited Download / Rüyasalsınır: 21
0 com

Ludo Mich








0 com

Maurizio Bianchi - Blut Und Nebel (2006)


Elektronikte, bir tekleyici bir çoklayıcı'nın gerçekleştirdiği işlemin tam tersini gerçekleştirir. Kendisine gelen tek bir analog veya sayısal veriyi kendisine gelen seçici değerine göre seçilen çıkışa yönlendirir. Tekleyici, çoklayıcı gibi ikizkenar yamuk olarak gösterilir; ancak çoklayıcının aksine, uzun olan paralel kenarı çıkış iğnelerini bulundururken, kısa olan paralel kenarı giriş iğnesini bulundurmaktadır. "



Maurizio Bianchi - Blut Und Nebel


limit has been reached


limited: 30
0 com

Various Artists - N.Y. No Wave (2003)

Etnometodoloji, insanların günlük hayatta karşılaştıkları deneyimleri, nasıl anlamlandırdıklarının ampirik incelenmesidir. Etnometolologlar, düzenin kendi başına bir gerçekliği olduğu fikrine karşıdırlar. Onlar daha çok düzenin ortam içinde bulunanlar tarafından o ortama mal edildiğini önerirler. Dolayısıyla insanlar karşılaştıkları durum veya eylem ne olursa olsun "anlamlandırmaya" veya "düzenlemeye" çalışırlar.
Dikkatini "pratik eylemin rasyonel açıklanabilirliği" üzerinde yoğunlaştıran bu yaklaşım şunları içerir:
  • Nesnel ve öznel ifadeler arasındaki ayrım
  • Pratik eylemin karşılıklılığı
  • Eylemlerin gündelik yaşam bağlamında çözümlenebilirliği.
Etnometodoloji diğer sosyolojik yaklaşımlara kıyasla oldukça yenidir, 1960-70'li yıllarda gelişmiştir. En önemli ismi ve aynı zamanda kurucusu Harold Garfinkel'dir. Garfinkel, etnometodolojiyi Alfred Schutz'un fenomenoloji alanındaki görüşleri üzerine kurmuştur. Schutz'un fikirleri üzerine deneyler yaparak fenomenolojideki görüşleri ampirik yöntemlerle ortaya koymaya çalışmıştır. "




Various Artists - N.Y. No Wave


limit has been reached


limited: 56
0 com

L’Éponge Synthétique - Neiges et Amours Romantiques (1985)



" Kızgınlık ya da Öfke insanların veya hayvanların algıladıkları bir tehdit veya hakaret karşısında sergiledikleri düşmanlık duygusudur. Kızgınlık vücutta bir takım fiziksel değişikliklere neden olur. Örneğin tansiyon ve nabız yükselir, vücuttaki adrenalin ve noradrenalin düzeylerinde artma gözlenir.
Kızgınlık insanlar ve hayvanlarda dışarıdan gözlenebilen değişikliklere de yol açar. Kızgın insanlar bazen yüksek sesle bağırırlar, kabarırlar, yumruklarını sıkarlar, dişlerini gösterirler veya tehditkar bir yüz ifadesi sergilerler. Genellikle kavgaların çoğu kavgacılardan en azından birinin kızgınlığını ifade etmesi sonucu ortaya çıkar. Kızgınlığın amacı insanların kendilerine tehdit olarak algıladıkları davranışı durdurma çabasıdır. Ancak psikologlara göre kızgın insanlar olayları tarafsız bir şekilde değerlendirme ve davranışlarını kontrol etme yeteneklerini kaybederler. O yüzden de kızgınlık genellikle sorunların çözümünü kolaylaştırmak yerine daha da zorlaşmasına neden olur. "





L’Éponge Synthétique - Neiges et Amours Romantiques

limit has been reached


limited: 29
2 com

Rumforskning - Livstegn (2006)




Yemleme, sözcüğü İngilizce "Password" (Şifre) ve "Fishing" (Balık avlamak) sözcüklerinin birleşmesiyle oluşturulmuş phishing sözcüğünün Türkçe karşılığıdır. Yemleme, yasadışı yollarla bir kişinin şifresini veya kredi kartı ayrıntılarını öğrenmeye denir. "Yemleyici" diye tanımlanan şifre avcıları, genelde e-posta vb. yollarla kişilere ulaşır ve onların kredi kartı vb. ayrıntılarını sanki resmi bir kurummuş gibi isterler. Bu "av"a karşılık veren kullanıcıların da hesapları, şifreleri vb. özel bilgileri çalınmaktadır.
Örnek olarak; format açısından resmi bir banka konseptinde bir e-posta alınır, ve bu e-posta'da şifre, kredi kartı numarası vb. bilgilerin verilmesi önerilir.
Yemleme yüzünden ABD'de Mayıs 2004 ila Mayıs 2005 arasında 1.2 milyon bilgisayar kullanıcısı zarara uğramış ve toplam 929 Milyon Dolar kaybetmişlerdir, bu da şirketlere 2 milyar dolara yakın bir zarar teşkil etmiştir. İngiltere'de 2004'de 12.2 Milyon paund olan banka dolandırıcılığı, 2005'de 23.2 milyon paunda çıkmıştır.
Yemleme karşısında tüm bankalar vb. kurumlar hiç bir zaman kullanıcılarından e-posta aracılığı ile özel bilgilerini istemeyeceklerini, böyle bir durumda e-postayı vb. talepleri kendilerine iletmelerini önerirler. "



Rumforskning - Livstegn

limit has been reached


limited:15
0 com

David Wenngren & Christopher Bissonnette - The Meridians Of Longitude And Parallels Of Latitude (2011)




" Antisepsi, dezenfektan maddelerin fazla sulandırılarak insan veya hayvan vücüduna uygulanmasına denir. Bu işlemde kullanılan maddelere de antiseptik maddeler adı verilir. Çok eskiçağlardan beri başvurulan bir yöntemdir. Mikroplardan korunma; asepsiameliyatlarla doğum öncesi yapılan dezenfeksiyon, antisepsi ve antibiyotik tedavisiyle elde edilir.
Antisepsi, ilk kez İngiltere'de Lister, Fransa'da ise Lucas Champonniére tarafından cerrahide başarıyla kullanıldı. Alet, eşya ve elbiselerin antisepsisinde ısı kullanılmaktadır. Ayrıca büyük alanların antisepsisinde ya da iç organlarda etki için ultraviyole ve X ışınlarından yararlanılmaktadır. Derinin dıştan temizliği için lokal antiseptik maddelerden yararlanılır. Ses ötesisterilizasyonda da çağdaş bir antisepsi yöntemidir. Bu yöntemle bakteriler çok yüksek titreşimli ses dalgalarıyla parçalanmaktadır. "





David Wenngren & Christopher Bissonnette – The Meridians Of Longitude And Parallels Of Latitude


limit has been reached


limited: 20


0 com

Vajra - Mandala Cat Last (2002)



Israrla diretmek (Lat.: persevero), belli sözcüklerle, belli tasarım ve tasarım gruplarına, belli stereotip davranış ve devinimlerle takılıp kalma, bunlardan kendini bir türlü kurtaramamaktır.
Geçmişteki yaşantı ve anı içerikleri, kendilerine saçma bir ilişkiler örgüsü içinde dışavurum sağlamak için bireyi zorlar. Daha çok dilsel alanda görülür. Örneğin bir hasta kendisine gösterilecek bir saate ilkin doğru olarak "saat" der, ama daha sonra "kalem", bir telefon vb. gösterildiğinde bunlar için de yine "saat" sözcüğünü kullanılır. "



Vajra - Mandala Cat Last

limit has been reached

limited: 27

0 com

Hanna Hartman - Longitude / Cratere (2005)




Eğik Düzlem; bir ucu yerde diğer ucu ise yerden daha yüksekte olan düzeye denir.
Tarih öncesi çağlardan beri çeşitli işlerin yapılması için eğik düzlem kullanıldı. Günlük hayatta, uygulanan kuvveti azaltarak işlerin yapımını kolaylaştırmayı sağlayan basit makinelerdendir. Yükü belli bir yüksekliğe kaldırmak için kullanılır. Kuvvetten kazanç sağlanırken yoldan kayıp vardır. "




Hanna Hartman - Longitude / Cratere

limit has been reached


limited: 16

.

.

Öpücük